1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. YOKSULLUK BU ÜLKE İNSANININ KADERİ DEĞİL
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

YOKSULLUK BU ÜLKE İNSANININ KADERİ DEĞİL

A+A-

Saygıdeğer Okurlar,

       Temel ile Dursun tekneleri ile sabahın ilk ışıklarında balık tutmak için denize açılırlar,
       İkindi vaktine yakın, nerede ise teknede tuttukları balıkları koyacak yer kalmamıştır.
       Bu yüzden dönmeye karar verirler.
       Bu sırada hava birden bire kararmaya başlar ve gökyüzü simsiyah renge bürünür.
       Sanki gök delinmiştir ve yağmur bardak boşanırcasına yağmaktadır.
       Sert esen rüzgar ise tekneyi bir beşik gibi sallamaktadır.
       Bunun üzerine Temel;
       “Allah’ım eğer evimize sağ salim dönersek tuttuğumuz balıkların bir sandığını yoksullara dağıtacağım” diye dua etmeye başlar.
       Fakat yağmur ve rüzgar yavaşlamak yerine şiddetini daha da arttırmıştır.
       Temel “Allah’ım sana söz veriyorum iki sandığı dağıtacağım” diye duaya devam eder.
       Bu sırada yağmur ve rüzgarın şiddetinden tekne havaya hop kalkıp hop oturmaktadır.
       Temel ellerini havaya kaldırarak “ Allah’ım tuttuğumuz balıkların yarısını dağıtacağım, yeter ki evimize sağ salim varalım” diye sesini yükselterek dua eder.
       Bu sırada teknenin batmaması için uğraşan Dursun Temel’i o halde görür ve sen ne yapıyorsun diye çıkışır.
       Temel Dursun’a dönerek “haçen sus sus Allah’ı kandiriyorum” der.
       Evet saygıdeğer okurlar,
       Ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ölümünden sonra emperyalist güçler ülkemiz üstüne oynadıkları oyunları birbiri ardına ortaya koymaya başladı.
       Maalesef ki, içimizdeki işbirlikçileri de yıllardır bunlara çanak tutmaya devam etmektedir.
       Bu yüzden öncelikle ülke insanın bilgisiz kalması hedeflenmiş daha sonra da yoksullaşması için politikalar üretilmiştir.
       Köy enstitülerinin kapatılması ile köylünün aydınlanmasının önü kesilmiş,
       Eğitim sistemi yap-boz tahtasına döndürülerek halkımızın bilinçlenmesi önlenmiş,
       Bundan dolayı da bilgi yoksulu olup üretim yapamayan halkımız yoksulluğu kaderleri olarak görmüştür.
       Bizleri yönetmek için talip olanlar da bunları bildiği için halkımızı oyalayarak,
       İnsanlığın en yüce ve güzel duygusu olan ihtiyaçlı kişilere yardım etmenin manevi hazını kendilerine oy olarak döndürmek için yalan ve dolanla bilgisiz halkı rahatlıkla kandırmışlardır.
       Ulu önderimizin gösterdiği hedefte gidildiğinde gün geçtikçe zenginleşmesi gereken ülkemiz, emperyalist güçlerin zaafı olan işbirlikçilerini yönlendirilmesi ile sadece kendilerini zengin etmeyi seçmişlerdir.
       Yoksulluğu gidermek yerine ülke halkını tembelliğe alıştırıp insanları ihtiyaçlı duruma sokmak nasıl bir devlet anlayışıdır bunu anlamak mümkün olmadığı gibi,
       Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin politikaları bu mudur? diye kendi kendime soruyorum. 
       Ama sanmıyorum!
       Bunun sadece özgürlük ve vatan sevgisinin kıymetini bilmeyen örümcek kafalı yobaz kendi şahsi çıkarlarının düşünen bazı kişilere üzgü bir anlayış biçimi olduğunu düşünüyorum.
       “Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar zengin bir ülkedir” sözü burada çok anlam ifade etmektedir.
       Bu sözü insanlar rahatlıkla söyleyebiliyorsa ve söylenilen yerde ben Türk’üm diye geçinenler olduğu halde onlara sesini çıkarmıyorsa,
       ÜLKE HALKININ YOKSULLUĞUNUN KENDİLERİ İÇİN ZENGİNLİK OLDUĞUNU BİLDİKLERİ İÇİNDİR.
       Halkın büyük bölümü yoksulluk sınırının altında,
       Çiftçi bankaların haciz kıskacında,
       Esnaf dükkanını açarken evine bir ekmek götürme telaşında,
       İşçi, memur, asgari ücretli ayın sonunu getirmek için çırpınmakta,
       Sosyal yardımlaşmaların önlerinde kuyruklar oy için uzamakta,
       Sağlık sistemi çökmüş eczaneler de dönem rantçılarının eline düşüyor iken
       Bunlara kriz mağdurları ekleniyorsa,
       Çıkıp farklı gündemlerle insanların sindirilmesinin, bastırılmasının ve korkutulmasının başka ne amacı olabilir.
       Amaç emperyalist güçlerin ülkemizde istedikleri gibi at oynatmak istemeleri
       Ve buna seyirci kalanların kısa sürede edindiği zenginliğinin hiç gündeme taşınmaması gerektiğidir.
       Ayrıca işin ayrı bir boyutu ise krizden etkilenmeyenlerin çoğunun belli bir görüşün yandaş ve yalakası olmasıdır.
       Daha fazla karamsarlığa itmeden küçük bir fıkrayı sizlerle paylaşarak konuyu toparlayalım.
       Dönem adamın biri camide namazı bittikten sonra ellerini açıp Allah’a dua ediyormuş.
       “Allah’ım sana şükürler olsun çok kısa zamanda beni yatlar, katlar, yazlıklar ve arabalar sahibi yaptın senden son dileğim Milletin vekili olarak öyle bir makama geleyim ki herkes beni gıpta ile izlesin”
       Bu sırada adamın yanına üstü başı perişan ve dökük bir adam diz çöker.  
       Ve “Allah’ım bana bir ekmek parası,
       “Allah’ım bana bir ekmek parası diye sesli olarak dua etmeye başlar.
       Dönem adamı ıkınır, tıkınır, öksürür, adama yan yan bakar çünkü ne söyleyeceğini şaşırmaktadır.
       Fakat adam üstüne alınmadan aynı şekilde sesli olarak
       “Allah’ım bana bir ekmek parası” diye sesli olarak duaya devam eder.
       Kısa zamanda yatlar katlar ve arabalar sahibi olan dönem adamı dayanamaz.
       Elini cebine atar ve adama dönerek “al şu ekmek parasını da sus, Tanrı’yı rahatsız ederek meşgul etme” der.
       Evet kısa zamanda yatları, katları, yazlıkları ve arabaları olanlar şu an rahatlar ve sesleri çıkmıyor.
       Ha kriz mi?
       Onları TEĞET geçti.
       Ama onların yanından kriz teğet geçerken, ardında ağır yaralı olarak işçi, memur, çiftçi, esnaf, sağlık sektörü ve çalışanları, kriz sonrası işten çıkarılanlar ve yoksulluk kaderimiz diyenleri bıraktı.
       Sebebi mi “haçen sus sus onları kandırıyoruz” diyen dönem adamları olan kartel medyanın varlığıdır.
       Saygılarımla,

       TANRI İRADESİNİ HAKİM KILMAK İÇİN
       YERYÜZÜNDEKİ İYİ İNSANLARI KULLANIR
       YERYÜZÜNDEKİ KÖTÜ İNSANLAR İSE
       KENDİ İRADELERİNİ HAKİM KILMAK İÇİN TANRI’YI KULLANIR

                                                                                                                dost.kosesi@hotmail.com
       
         
          
              

Önceki ve Sonraki Yazılar