1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Yılma Durak'tan Kenan Evren'in kızına cevap
Yılma Durak'tan Kenan Evren'in kızına cevap

Yılma Durak'tan Kenan Evren'in kızına cevap

Yılma Durak, "Türkiye'de tüm mağdurların sesi olduğu için eşimi tebrik ediyorum" dedi.

A+A-

1980 öncesi Ülkücü kesimin önemli isimlerinden Yılma Durak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 12 Eylül darbesini, "bütün milletin yaşadığı bir travma" olarak niteledi. Milletin 12 Eylül'ü hiçbir zaman tavsip etmediğini, halkın üzerinde baskı kurulduğunu dile getiren Durak, "12 Eylül'ü sadece bize yapılan zulümler nedeniyle lanetlemiyoruz. Türk milletini 50 yıl geriye götürmüşler. Ayrıca o günlerde nevzuhur yapılar ortaya çıkmıştır. Partilerin hepsi kapatılmış, siyaset tamamen yok edilmiş, yerine 12 Eylül kanunları geçerli hale gelmiş. Bu kabul edilir bir şey değil" değerlendirmesini yaptı.



12 Eylül'ün sadece ülkücüleri mağdur etmediğine dikkati çeken Durak, "Türkiye'de devrimciler ve İslamiyet'i savunan ileriye götürmek isteyen insanlar da dahil olmak üzere herkes, içeri alındı. 12 Eylül'ü bütün bu milletin üzerine çöreklenmiş bir zulüm olarak görmekteyiz. Dolayısıyla eşimin oraya gidip 'hakkımı haram ediyorum' demesi, bu milletin bir sesi olmuştur" diye konuştu.



Eşinin protesto eylemine çok olumlu tepkiler aldıklarını ifade eden Durak, şunları söyledi: "Artık asker kim olursa olsun, antidemokratik yollara başvurması mümkün değildir. Bu tepkiler, bu yönde hevesleri olanların da o heveslerini kursaklarında kalmasını sağlamıştır. Artık ihtilaller yapılamaz Türkiye'de bu anlaşılmıştır."

"Bizim şova ihtiyacımız yok"

Durak, Evren'in kızı Şenay Evren Gürvit'in protesto için "Şov yapıyorlar" değerlendirmesine ilişkin de "Bizim şova ihtiyacımız yok. Türkiye'de emin olun hükümet kanadından, muhalefetten her taraftan bizi arayanlar oldu. Hanımın bu gösterisini çok destekleyenler oldu. Bu tip çatlak sesler de çıkacak. Bunları da hoş görüyoruz. Önemsemiyoruz" ifadesini kullandı.



"İyi ki onunla karşılaşmamışım"

"Kenan Evren ile karşılaşsaydım 'Paşam, bu yaptıklarınızı hiç sorgulama fırsatı buldunuz mu, yaptığınız zulmün idraki içerisinde oldunuz mu' diye sorardım. Kenan Evren'i emperyalizmin bir maşası, bir zulüm aleti, bir zalim olarak görüyorum. İyi ki onla karşılaşmamışım" diyen Durak, cezaevinde kaldığı dönemde yapılan işkenceleri anlattı.



Durak, kendisini en çok etkileyen olayı ise şöyle aktardı: "Ben tecritli hücrede kaldım, fakat beni sorgulayanlar, benden arzu ettikleri ifadeyi alamadılar. 'Senin kızını eşini getireceğiz' diye benim üzerime geliyorlardı. Bu beni çok tedirgin ediyordu. Haber de gönderdim sakın ola Erzurum'dan gelmeyesiniz diye. Bir gün hücremden içeri girdim bir de baktım ki kızlarım hücredeler. 'Kızım sizi kim getirdi, anneniz nerede' dedim. Hayal mi hakikat mi? Kafamı hücre duvarına vurarak bunun ne olduğunu anlamaya çalıştım. Bu arada askerler gelince uyandım. Baktım ki kızlarım yok. Böyle bir travma da yaşadım ben. Bu hayatımın en önemli hadisedir."



"35 senedir bu anı bekliyordum"

Kenan Evren'in cenazesinde protesto gösterisinde bulunan Lamia Durak da 35 senedir bu anı beklediğini belirtti.

Durak, "35 sene önce kocamı benim yanımdan alıp götürdükleri zaman ben lohusaydım. İhtilal olduğunda çocuğum bir haftalıktı, eşimi aldıkları zaman 21 günlüktü. Ortanca kızım 2 buçuk yaşındaydı, büyük kızım beş yaşındaydı" dedi.

Eşinin bir hafta Erzurum'da karakollarda dolaştırıldıktan sonra İstanbul'a götürüldüğünü ve izini kaybettiklerini söyleyen Lamia Durak, "49 gün hiç haber alamadık. Sonra haber aldık. İstanbul'a gittik orada ilk görüşmemizi yaptığımız zaman, benim bütün uzuvlarım, bütün kalbim, dilim, beynim Kenan Evren'e ve ihtilali tasarlayan arkadaşlarına beddua okuyordu. İlk bedduayı Kenan Evren'e ettim. O güne kadar hayatımda beddua ağzıma almadım" diye konuştu.

"Benim en doğal hakkım"

Evren'in cenazesine gideceğini eşi Yılma Durak'a bildirdiğini ve "Sen bilirsin" yanıtını aldığını anlatan Durak, cenazede sağcı veya solcu çok sayıda protestocu bulmayı umduğunu kaydetti.

Cenazede yaşadıklarını anlatan Laima Durak, şöyle devam etti: "Birkaç aile yakını, birkaç sıradan insan ve orada mecburen gelmiş askerler vardı. Namazı kılındı. Baktım hiç kimse yok. Ortadaydık zaten. Hoca, 'Hakkınızı helal ediyor musunuz' deyince biz de haram olsun diye bağırdık. Bu benim en doğal hakkım. 'Hakkınızı helal ediyor musunuz' dediğinde nasıl oradaki insanlara cevap hakkı tanındıysa ben de duydum ben de bu hakkımı kullandım. Bu sorulmuş bir soruydu hoca tarafından. Suç işlemiyorsun ki orada, sana bir soru soruluyor, onun cevabını veriyorsun. Sivil polislerin aşırı derecede tepkisiyle karşılaştık. Bizi sivil polisler çekti, yerlere yatırdı. O da insanlığından utansın. Arbededen sonra bizi polis aracına aldılar. Orada birkaç soru sordular. Orada kimlik tespiti yapıldıktan 40 dakika sonra serbest bıraktılar."

"Kümes olarak kullanılan bir odayı tuttum"

Eşi Mamak Cezaevi'nde hükümlüyken cezaevinin yakınındaki tanıdıklarının evinde kaldıklarını söyleyen Durak, o dönemde yaşadıklarını şöyle aktardı: "Onların evlerinde 3 çocuğum ve kayınvalidemle sığınmaya çalıştım. Allah razı olsun kapılarını açtılar. Evin altında tavuklarını koydukları bir yer vardı. İki tane betondan oda düşünün. Betondan bir mutfak taşı var. Ben oraya bayıldım. Benim olsun. İki tane yatak koyarız. Ben çocuklarımı koynuma alırım. Yeter ki şurada çorbamı pişiririm. Orayı ben tuttum. Temizliğine başlıyordum.
Eşimin arkadaşları geldiler, onlara müjde verdim 'Ben ev tuttum' diye. 'Göster yenge' dediler. İndirdim aşağıya. Ağlamaya başladılar. 'Biz seni burada oturtturur muyuz' dediler. Bana oradan başka bir apartman dairesi tuttular. Evime taşındığım gün çok mutlu olmuştum. İstanbul'daki evimi dağıtmışlar. Tedbir amaçlı benim eşyalarımı götürüp bir depoya koymuşlar. Benim evim yok, yuvam yok, eşim yok, üç çocuğum var, iki bavulum var."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.