1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. YAŞAR PAŞA’YA ÖZEL
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

YAŞAR PAŞA’YA ÖZEL

A+A-

Saygıdeğer Okurlar,

      İki hafta önceki “Ne Mutlu Ki Türk Silahlı Kuvvetlerimiz Var” başlıklı köşe yazımın akabinde telefon, mektup ve e-postalar aldım.
      Genelkurmay başkanlığına da yollanan bu mektup dikkatimi çekti.
      Söylenmesi gereken birçok şeyleri ifade eden bir mektup olduğu için, içeriğine dokunmadan olduğu gibi sizlerle paylaşmak istedim.
           

     Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar BÜYÜKANIT"ın Dikkatine!

 

Sayın Paşa'm;

 

Ben 1979 Antakya-Hatay doğumlu bir Türk genciyim. Ailemin bana öğrettiği Atatürk'ü kendim de araştırıp okuyarak ilkelerini sözde değil özde benimsemeye gayret ettim. Bu ilkelerden, Gençliğe Hitabe'de Ulu Önder'in bulunduğu tavsiyeleri felsefe edinmekten ve Atatürk'ü anmaktan hayatımın hiç bir döneminde vazgeçmedim. Modern, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye'yi ilerletme ve büyütme tutkusunu asla kaybetmedim. Cumhuriyet'imizin kurucu ilkelerine olan bağlılığımın bu ateşi ile sığınabileceğim en güvenli baş olarak sizinle bir Türk gencinin kaygılarını paylaşmak istiyorum.

 

Milli mücadele yıllarından bu yana amaç olarak güdülen ve ülkemizin barındırdığı problemlerin temelini oluşturan etnik milliyetçilik ve irtica tehdidinin had safhaya ulaştığı bu günlerde, laik cumhuriyeti ve ülke bütünlüğünü koruma ümidimi yitirmek istemiyorum. Dışarıdan seyirci gibi bakarak Türkiye'nin ellerimizin arasından kayıp gitmesine şahit olamayacağımı her düşündüğümde içimde vazifeye atılmak için kuvvetli bir aşk doğuyor. Ancak kirlenmiş siyasetin ve çıkarların söz konusu olduğu ortamların içerisinde amacıma ulaşabileceğimi zannetmiyorum. Sizce ne yapmalıyım Paşa'm?

 

Ülkemiz üzerinde oynanan oyunların, dahili ve harici bedhahlarımızın emellerine ulaşmalarını engelleyecek en büyük gücün milletimizin iradesi olduğu kanaatindeyim. Ancak halkımız, saf dini duyguları alet edilerek, millet iradesinin hali hazırdaki durumda vuku bulduğu konusunda da aldatılmaktadır. Bu ülkede yaşamanın hazzını, aşkını, mutluluğunu bilen milletimizin bu kesimden olan hiçbir ferdinin hain niyetlerden ve tehditlerden haberdar edilmek istenmediği düşüncesindeyim. Ülkemizi dış güçlere ve karanlığa esir etmek isteyen, bölmek ve parçalamak arzusunda olan hain ellerin hangi ellerle bu amaçlarına adım adım yürüdüklerini öğrenmek Aziz Türk Milleti'nin en büyük hakkı ve arzusudur. Bu bilinç ile donatıldığında millet iradesinin ne şekilde tecelli edeceği aşikardır. Karakteri yüksek Türk Milleti bu ülkenin sahipsiz olmadığını gösterecek ve laik Cumhuriyet'i emanet edeceği elleri, kendi çocukları içerisinden layığı ile belirleyecektir.

 

Dini temellere dayanan bir yönetim şekli hayalleriyle yanıp tutuşanlar Cumhuriyet'imizin yılmaz bekçileri olan bizleri ve topraklarımızın güvencesi olan Türk Ordusu'nun kararlı tutum ve söylemlerini anlamazdan gelmekte ısrar etmektedirler. Ulusumuzu kısa sürede karanlıktan parlak aydınlıklara taşıyan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamadan aydınlığı, özgürlüğü, çağdaşlığı anlayamayacağını düşündüğüm bu zihniyet benim kaygılarımın en büyüğünü oluşturmaktadır. Biliyor ve inanıyorum ki; bu görüşlerin altına imzasını atacak milyonlarca yurttaşım var. Laik Cumhuriyet'in bizler kollayıcısı ve koruyucusuyuz. Ama hangi siyasi ve demokratik yöntemleri kullanmalıyız Paşa'm?

Kadrolaşmış, zihin birliği edilmiş ve düşünce tarzlarına uymayan sesleri anında bastıran bir siyaset ortamında sizce ben amacımın ne kadarına ulaşabilirim?

 

Ülkemizin Güney Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaşanan terör olaylarının ülkemizi bölme amacı taşıdığını sağır sultan bile duydu. Silahlı Kuvvetlerimizin yıllardır canla başla sürdürdüğü mücadelesine saygı duymayan dahili ve harici güçler bazı planlar çerçevesinde anlam vermediğim adımlar atmaktadırlar. Kürt yurttaşlarımızın önemli bir kısmının kandırıldığı yetmezmiş gibi bir de komşu ülkelerdeki aşiret reisleri güçlendirilerek sözde devlet başkanlıkları, sözde bölgesel yönetim liderlikleri verilmektedir. Bu güçlendirme çabalarının ve terör örgütüne hain diyemeyen dillerin anlattığı bir tek şey vardır; Türkiye'nin bölünmesi. Kararlı bir siyasi irade gerektirdiğini düşündüğüm bu hususta, bütünlüğümüzü korumak için ne yapmalıyım Paşa'm?

 

Terörle mücadele ile son derece yoğun bir şekilde meşgul olduğunuz bu günlerde, ben de sizinle kaygılarımı paylaşmak istedim. Bunu sizinle paylaşmamın tek nedeni, devlet büyüklerim içerisinde sizin, benim benimsemiş olduğum ilkeleri şahsi yaşamında ve görevinde eksiksiz uygulanıyor ve önümde örnek bir portre oluşturuyor olmanızdır.

 

Atatürk'ün ve sizin gibi Atatürk çocuklarının izinden bir an bile ayrılmayacağıma dair şahsınızın şahitliğinde ant içiyorum. Ancak sizden de benim gibi düşünen milyonlarca gencin, karanlığa sürülmek istenen çağdaş kadınlarımızın, çiftçimizin, emeklimizin, işçimizin, memurumuzun, ülkemizde yaşayan her bir ferdin ve henüz doğmamış çocuklarımızın bu yolda yalnız olmadığını duymak istiyorum. Sizin ve sizin gibi Türkiye evlatlarının yanımızda olduğunu bilmek bana büyük güç ve azim verecek, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar kalacağı konusundaki kararlılığımı pekiştirecektir. Arap kökenli bir yurttaşınız olarak "Ne Mutlu Türk'üm" diyebilen herkes adına şahsınıza ve yüksek makamınıza saygılarımı sunarım.

 

Bu mektubun üzerine yorum yapmama gerek olduğunu sanmıyorum.

Yorum sizlerin

      Saygılarımla,

 

 

GERÇEK CESARET, SADECE AYIP VE HATADAN KORKMAKTIR.

Önceki ve Sonraki Yazılar