1. YAZARLAR

  2. İnci TULUNAY

  3. YANLIZLAŞAN BAYRAMLAR.
İnci TULUNAY

İnci TULUNAY

Yazarın Tüm Yazıları >

YANLIZLAŞAN BAYRAMLAR.

A+A-

Bayramlar ..Ah bayramlar..Bizler büyüdükçe , devir değiştikçe, teknoloji ilerledikçe daha da yalnızlaşan bayramlar..

Neyi fark ettim biliyor musunuz? Bayramlarda eskiyi özlemenin ne demek olduğunu… Her bayram tekrarlanan klasik bir deyiştir : nerede o eski bayramlar. Sahi geçmiş bu günden daha güzel miydi ? Ama zamanın değişimine ne kadar direnebilirdik ki? Ulaşım hızlandı, iletişim hayal edebileceğimizin çok ötesine geçti. Eskiden aklımızdan bile geçmeyen birçok şey, bugün vazgeçilmez oldu bizim için.
Gereksinimler listesi uzadıkça uzadı. Beklentilerimiz arttı… Yeniliklere isteyerek alıştık, yavaş yavaş biriktirdik…
Sonra da yakınır olduk hayatımızı kuşatmalarından.
“Eski bayramlar” derken özlediğimiz, belki de çocukluğumuz, eski tasasız günlerimizdir… Doya doya yaşardık çünkü o günleri… Sıkıntıları, yorgunlukları büyükler çeker, ama belli etmezlerdi. Bize de sevindirilmek , sevinmek düşerdi.
Hep bir büyüme lafı dolaşırdı da ortalıkta, büyüyecekmiş gibi gelmez insana. Sonsuz gibiydi çocukluk. O sonsuzluk duygusu kayboldu sonradan. Mutluluklara, geçiciliğin gölgesi mi düştü ne?..
Çocukluğumuzdaki  bayram sabahlarının sofraları  hatıralarımızdan silinmiyor değil mi? Odun ateşinde yapılan yemekler… Bayram demek; kıyafetlerini başucuna koyup onları giyecek olmanın heyecanıyla Arife gecesini yatakta gözlerini tavana dikip yorgan altında sabahı beklemek demekti..

Bayram , cici cici elbiselerin, tokaların, çorapların, şık ayakkabıların alınması demekti. Şu anda da farkı yok,  ama ne bileyim farklıydı o zaman.Neden farklıydı hatırlıyor musunuz?Her zaman her şeyi alma imkanımız yoktu da o yüzden ..Şimdi her şeyi az ya da çok alabiliyoruz, İhtiyacımız olduğunda alamadığımız ayakkabıyı “bayram gelince alırız”diyen anne ve babanızı hatırlıyorsunuz değil mi? Ayakkabı eskimesin, bayramda alınsın , yeni yeni temiz temiz giyilsin denirdi. “Ele güne rezil olunmasın ,dost var düşman var  mantığı” hala geçerli.. Tüm bunlar bizlere hala nerde o eski bayramlar dedirtiyor ya..Aslında çocuktuk, o yüzden bayramları ayrı bir bekledik ayrı bir sevdik, yeni elbiseler, ayakkabılar avuç dolusu şekerler, bayram harçlıkları..Bunlardı bize bayramı  sevdiren..  Şimdi bizler anne baba olduk, kalplerimizde çocukluğumuzda yaşadığımız bayramlar.. Çocuklarımızın bayramı yaşarken hissettikleri duygular bizlere çocukluğumuzda yaşadığımız bayramları hatırlatır.. Bayramı en güzel şekilde idrak etmek istiyorsak, sadece çocukları izlememiz yeterli… En duru, en saf, en masum duyguları onlar yaşıyor… Onların neşeleri, neşemiz; neşemiz bizim bayramımızdır…İşte anlatmak istediğim bu..Bizler küçükken bayramın neşesini yaşarız büyüdükçe bayramların manevi boyutundan önce maddi boyutlarıyla başa başa kalırız.Tabii tüm bunlar bayram sabahına kadar…O sabah bir başka.. Bayram, gönüllerimizin coşmaya duyduğu hasret, ruhumuzun huzura, sükunete hasret duyduğu vuslat günüdür…  Bayram, insanın insana “muhabbetten hasıl olan” kavuşma ve kucaklaşma günüdür…

Bayram denildiği zaman hemen yüzümüz güler ve neşemiz yerine gelir.

Eskiden  bayramlarda ulaşımın zor olduğu anlarda dahi büyüklere saygıyı, küçüklere ise sevgiyi aşılamanın mücadelesi verilirdi.  Şimdi ise  tebrik kartları yerini cep telefonuyla çekilen mesajlara bıraktı. Eski bayramlarda kişiye özel  kart seçer ve güzel cümlelerle süslerdik.Ya şimdi; Tek kalıp cümlelerle ‘dostlar alışverişte görsün’ misali  cep telefonun tek tuşuna basmak yeterli oluyor.Oysa bayram günleri göremediğimiz dostlarımızı, akrabalarımızı, sevdiklerimizi görme imkânı bulduğumuz, gönüllerini aldığımız çok özel günlerdir , öyle de kalmalıdır..

Bayramı en içten duygularla yaşamız  dileğiyle.. Hayırlı bayramlar..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum