1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Yanlışlardan yanlış beğen
Yanlışlardan yanlış beğen

Yanlışlardan yanlış beğen

Herkes karşısındakinin yanlışını görmeye ve göstermeye o kadar hazır ki... İşte önceki gün yaşanan örnekler. Ben anlatayım, siz karar verin.

A+A-

Eyüp Can-Radikal

Herkes karşısındakinin yanlışını görmeye ve göstermeye o kadar hazır ki…
Kendi yanlışını görebilene aşk olsun!
Son örnek çok çarpıcı…
Hangisi daha yanlış ben karar veremedim.
İsterseniz anlatayım siz karar verin…

Önceki gün Anayasa Mahkemesi’nin 49. kuruluş yıldönümüydü.
Protokol yerli yerinde; Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan…
O da ne…
En yüksek mahkemenin kuruluş yıldönümünde yüksek yargının en önemli iki temsilcisi Yargıtay ve Danıştay başkanları yok…
Neden?
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç “Davet yaptık gelmediler, devlet kurumları arasında küslük olmaz” demiş…
Belli ki ‘küslük var.’
Şaka değil yüksek yargıyı temsil eden koca koca adamlar çocuklar gibi birbirine küs.
Hadi kişisel küslüğü anladık diyelim ama ortaya çıkan tablo kişisel değil ki…
Başkanların küslüğü yüzünden kurumlar da küs…

Danıştay Başkanı Mustafa Birden ‘boykot’ görüntüsü vermemek için rapor almış.
Yani o mazeretli küs.
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker açıktan küs…
Bir yandan “Töreni boykot etmem söz konusu değil” diyor, kurumlar arası diyaloğa ne kadar çok önem verdiğini anlatıyor diğer yandan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın aylar önce Radikal’e yaptığı ‘başkanlar yıllardır uyuyorlar’ açıklamasını unutmadığını ve bu haksız eleştiriden dolayı törene katılmadığını kabul ediyor:
“Ben temsil ettiğim kurumun saygınlığını ve onurunu korumak zorundayım. Yapılan haksız eleştirilere karşı fedakârca çalışan arkadaşlarımızın hakkını korumak zorundayım.”
Böyle söyleyince çok havalı görünüyor, oysa tercümesi şu:
“Benim küslüğüm kişisel değil kurumsal.”
E hani göreve geldiğinizden beri kurumlar arası diyaloğu sağlamaya çalışıyordunuz?
Upps…

Şimdi gelelim “Kurumlar arasında küslük olmaz” diyerek Danıştay ve Yargıtay başkanlarına çok haklı bir mesaj gönderen Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’a…
Haşim Bey’i iyi tanırım, her zaman diyalogdan yana yapıcı ve medeni biridir.
Geçmişte çok büyük haksızlıklara maruz kalmasına rağmen Anayasa Mahkemesi’ni özgürlükçü ve kucaklayıcı bir anlayışla küsler yönetti.
Fakat görüyorum ki o da ‘küsler kervanına’ katılmış.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu törene davet etmemiş.
Etmediği gibi nedenini soran gazetecilere “Yasal zorunluluk yok” gibi bence kendisine hiç yakışmayan bir cevap vermiş.
Madem yasal zorunluluk yok geçen yıl aynı toplantıya CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı neden davet etti?

Ayrıca ne demek yasal zorunluluk yok?
Devlet protokolünde ana muhalefet partisi lideri, cumhurbaşkanı, Meclis başkanı ve başbakandan hemen sonra gelir ve bu protokol geleneğini bunca yıllık deneyimiyle Haşim Kılıç hepimizden daha iyi bilir…
Demek ki mesele yasal değil kişisel…
Kılıçdaroğlu yargı reformu sürecinde Haşim Kılıç’ı şahsen hedef alan çok ağır ve bir o kadar da haksız eleştirilerde bulundu.
Belli ki Haşim Kılıç o ithamlardan dolayı alınmış.
Olabilir, kişisel olarak alınmak da, kırılmak da hakkıdır…
Ama şahsi kırgınlığını kurumsal bir tavra dönüştüremez…
Hele de küstüğü kişi ana muhalefet partisinin lideriyse…
Hele de o törende seçim barajının düşmesinden temsilde adalete, yeni anayasadan birlikte yaşama kültürüne kadar çok anlamlı mesajlar veriyorsa…
En önemlisi hele de Yargıtay ve Danıştay başkanlarını “Kurumlar arası küslük olmaz” diye eleştiriyorsa…

Durun bitmedi, aynı gün vahim bir yanlışa törene davet edilmeyen Kemal Kılıçdaroğlu da düştü.
Miting meydanında Başbakan’a ‘ana’lı bir küfrün eşiğinden döndü.
Bir kere bu düzeysizlik Kemal Bey’e hiç yakışmadı…
O da farkında, “Ayağını denk alsın diyecektim, vazgeçtim” diyerek geri adım atıyor.
O an aklından ne geçti bilemem ama benim takıldığım küfürsüz de olsa o cümlenin kendisi…
Ağzına almaktan son anda vazgeçirecek kadar kızdıran ne?
Adımı yolsuzlukla anarsan, ana…
Bir an için bırakalım o an kızgınlıkla aklından geçeni…
Kemal Bey Başbakan’ın adını yolsuzlukla anmasına nasıl bu kadar kontrolsüz tepki verebilir, kendisi neredeyse her konuşmasında Başbakan’ın adını sürekli yolsuzlukla anarken…
Dedim ya…
Hangisi daha yanlış ben karar veremedim…
Kendi yanlışını görebilene aşk olsun…

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.