1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. YANDAŞ GAZETECİLİK
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

YANDAŞ GAZETECİLİK

A+A-

Saygıdeğer Okurlar

 

      1880"lerde gazeteci Swinton New York Times'ta yazmaktadır.…  

      Gazete bir başkası tarafından satın alındıktan sonra düzenlenen toplantıda, davetli gazeteciler basının onuruna kadeh kaldırmak üzere onu kürsüye çağırırlar.

      Swinton elindeki kadehiyle kürsüye çıkar ve ağzından bir bir tarihi şu cümleler dökülür.
      Dünya tarihinin şu anına dek, Amerika'da "Özgür bağımsız basın" diye bir şey olmamıştır.

      Bunu siz de biliyorsunuz biz de..." diye başlıyor sözlerine; 

      Hiçbiriniz düşündüklerinizi olduğu gibi yazmaya cesaret edemezsiniz.

      Çünkü bunu yapmaya kalktığınızda, yazdıklarınızın önceden basılmayacağını bilirsiniz.

      Çalıştığım gazete de, bana düşüncelerimi özgürce yazmam için değil, tersine yazmamam için haftalık bir ücret ödüyorlar.

      İçinizde benzer biçimde ücret alan başkaları da vardır.
      Düşüncelerini açıkça yazacak kadar salak olan herhangi biri, sokakta başka bir iş arıyor olacaktır.       

      Gazetemin herhangi bir sayısında düşüncelerimi apaçık yazmaya izin verseydim, 24 saat dolmadan işimden atılırdım.

      GAZETECİLERİN İŞİ, GERÇEĞİ YOK ETMEK, DÜPEDÜZ YALAN SÖYLEMEK, SAPTIRMAK, KÖTÜLEMEK, SERVET SAHİPLERİNE DALKAVUKLUK ETMEK,

      KENDİ ÇIKARLARI UĞRUNA YURDUNU VE SOYUNU SATMAKTIR.

      Bunu siz de biliyorsunuz, ben de,

      Öyleyse şimdi burada "bağımsız özgür basının" (!) "şerefine" (!) kadeh kaldırmak saçmalığı da nereden çıktı?

      Bizler, sahnenin arkasındaki zengin adamların oyuncakları, kuklalarıyız.

      Bizler ipleri çekilince zıplayan oyuncak kuklalarız.

      Onlar ipleri çekiyorlar ve biz dans ediyoruz.

      Yeteneklerimiz, olanaklarımız ve yaşamlarımız, hepsi başkalarının malı.
      Bizler entelektüel fahişeleriz diyerek sözlerini bitiriyor.

      Evet, Saygıdeğer okurlar,

      Zamanımızın en geçerli mesleği olan yalakalığın bir kolu olan ve son zamanlarda ülkemizde de şahit olduğumuz yandaş gazeteciliğin çok güzel ifade edildiği bir söylemi sizlerle paylaştım.
      Ve yorum olarak da aşağıdaki hikâyeyi aktarıyorum.

      Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş...
      Keyfi yerinde olan şeytan, sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineği sağan genç bir kadını uzaktan izlemeye başlamış.
      Şeytan, kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş.
      Buzağı bu, az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış. 
      Buzağı yerinde debelendikçe boynundaki ip biraz daha gevşemiş ve sonunda yular hepten çözülmüş.
      Koşarak annesini emmeye giden buzağı, süt kovasına çarpmış ve bütün sütler yere dökülmüş.
      Sağdığı süt ziyan olunca siniri tepesine çıkan genç kadın, eline geçirdiği odunu buzağının kafasına vurmasıyla yavru kan içinde yere yıkılmış.
      Yavrusuna saldırılmasına kayıtsız kalmayan inek bir tekmede kadını yere serip öldürmüş.
      Uzaktan geçmekte olan kadının kayınpederi, ineğin gelinini öldürdüğünü görüp, elindeki tüfekle ateş ederek ineği öldürmüş.
      Silah sesini duyan koca koşup gelmiş.

      Karısını yerde cansız yatar, babasını da elinde tüfekle görünce belinden silahını çekip, tek atışta babasını öldürmüş.
      Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen, karısını ve babasını kaybeden  genç adam bu kadar acıya dayanamayacağını düşünüp, bir kurşun da kendi kafasına sıkarak canına kıymış.
      Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan; 

      Şimdi bu felaketi de bana yüklerler.”

      Buzağının ipini gevşetmekten başka ben ne yaptım?”
      Ülkemizde de, birileri son zamanlarda kurumlar ve halklar arasındaki sinsi savaşı önlemek bir yana, daha da ateşlenmesi için körüklemeye ve kardeşi kardeşe düşürmeye çalışıyor,

      Bu yetmiyormuş gibi aynı zamanda bu cennet vatanda yıllarca barış ve huzur içerisinde, sevgiyle kardeşçe yaşayan tüm halkları ayrıştırmaya, kutuplaştırmaya ve bölmeye çalışıyorlar.

      Yani, birileri buzağının ipini gevşetti.
      Süt kovası desen, çoktan devrildi.

      Peşinden oluşacak her türlü kötülüğü siyaset cambazlığıyla başka yerlere yamamak isteyenler ve eline aldığı kalem ile aydın geçinen örümcek kafalı çıkarcı beyinler pişkince soracaklardır,

      Biz ne yaptık şimdi?

      Lütfen ne yapıldığını ve yapılmak istendiğini felaket yaşanmadan bilenler bilmeyenlere anlatsın.

      Ama Swinton’un söyleminde bahsettiği Entelektüel fahişelik yapan yandaş gazeteciler gibi değil.

      Ayrıca buzağının ipini gevşetenlere inat;

      Bu cennet vatanın kıymetinin bilinmesi dileği ile tüm halkların barış ve sevgiyle, kardeşçe, huzur içerisinde nice bayramlar geçirmesini diler,

      %99’u Müslüman olan ülkemizde yaşayan tüm vatandaşlarımızın mübarek Kurban Bayramını kutlarım.

 

      Saygılarımla,

 

      CESURUN BAKIŞI KORKAĞIN KILINCINDAN KESKİNDİR.

Önceki ve Sonraki Yazılar