1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Yalçın Akdoğan'a göre HDP'nin oyu: Yüzde 6-7
Yalçın Akdoğan'a göre HDP'nin oyu: Yüzde 6-7

Yalçın Akdoğan'a göre HDP'nin oyu: Yüzde 6-7

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "HDP'nin yüzde 6-7'lerden onları geçebilecek bir performans ortaya koyabileceğini düşünmüyorum''dedi.

A+A-

Akdoğan, A Haber'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

HDP heyetinin en son Kandil'e ziyaretinin ardından yaptığı açıklama ve KCK'dan gelen açıklamanın hatırlatılması üzerine Akdoğan, "Öncelikle süreçte herhangi bir tıkanma, duraksama yok. Bildiğiniz gibi süreç, 6-8 Ekim olaylarında bir türbülansa girmiş, ciddi hadiseler yaşanmıştı" ifadesini kullandı.

Akdoğan, yeni gelinen aşamada herhangi bir sorunun olmadığını ve rutin bir şekilde devam ettiğini söyledi. "Bu, her gün gündemde olacak, birtakım konular konuşulacak anlamına gelmiyor" diyen Akdoğan, "Belirlendiği şekilde birtakım görüşmeler devam ediyor. Usul ve yöntem belirlenmiş durumda, muhteva çalışılarak devam eden bir süreç var. Burada toplumun özellikle dağda, tepede kimin açıklama yaptığına değil hükümetin ne açıklama yaptığına odaklanmasının daha doğru olacağını düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu.



Akdoğan, farklı gerekçe, yöntem ve amaçlarla bu tür açıklamaların yapıldığını kaydederek, "Bunlara çok takılıp kalmamak lazım. Burada sürecin sahibi hükümet ne düşünüyor, ne diyor' bu önemlidir. Bunun üzerinden süreci okumak daha doğru olur diye düşünüyorum. Böyle baktığımızda 'hükümet adım atsın, atmalı, niye atmıyor' gibi baskıları öbür tarafa kurmak lazım. Bu süreçte örgüt ne yapmıştır" diye konuştu.

Örgüt ne yaptı?

Hükümetin önemli adımlar attığını belirten Akdoğan, Çözüm Süreci komisyonunu kurduğunu, Akil İnsanlar Heyeti'ni kurduğunu, Eylül ayında demokratik reform paketini hayata geçirdiğini, Meclis'ten bu konuyla ilgili yasa çıkardığını ve Bakanlar Kurulu talimatını çıkardığını anlattı.



"Peki, diğer taraf ne yapmıştır" diye soran Akdoğan, şöyle devam etti: "Örgüt o yıl Türkiye'yi terk etti mi? Etmedi. Buna karşılık şehirlerdeki asayiş olaylarını durdur mu? Durdurmadı. Tek denilen 'eylemsizlik
kararı var.' Eylemsizlik kararı var da o süreçte, tam anlamıyla hayata geçti mi? Yani karakol basmıyorsun, terör eylemi niteliğinde eylem yapmıyorsun ama şiddet olayları baskı, tehdit... Bölgede her türlü asayiş olayını gördük o süreçte."



"Bu sürecin sahibi biziz"

Kobani olaylarından önce de bunların olduğunu dile getiren Akdoğan, "Bu süreçte biz ne dedik: Yeni parametreler giriyor sürece. Kamu düzeni ve güvenliğini önemsiyoruz. Bu süreçte özellikle bunların tamamen geri planda düşünülmesi lazım. Burada adım atan çaba gösteren iyi niyetli olan hükümettir. Ama onun karşılığında bütün bu adımlarımıza karşı bir direnç olduğu da görülmüştür, ayak direme olduğu görülmüştür" değerlendirmesini yaptı. Kobani olaylarından sonra ciddi şekilde sabote etme girişimlerinin
olduğunu anlatan Akdoğan, "Bu sürecin sahibi biziz, demokratik açılım süreci, Oslo süreci, milli birlik kardeşlik süreci, Çözüm Süreci, bunları hep biz zorladık, biz yapmaya çalışıyoruz. Birileri de hep sabote etti" dedi.



HDP barajı geçer mi?

Seçimlerde yüzde 10'un altında kalıp TBMM'de HDP'nin temsil edilememesinin Çözüm Süreci'ni nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Akdoğan, seçimlerde her partinin siyasi amacı ve hedefi olduğunu söyledi.

Akdoğan, AK Partinin amacı ve hedefinin iktidarı kurmak ve sonrasında da Anayasa'yı değiştirecek çoğunluk olduğunu dile getirdi.

Her seçimin bir ruhu ve motivasyon kaynağı olduğunu bildiren Akdoğan, farklı seçimlerde farklı şeylerin ön plana çıktığını kaydetti.

Bu seçimin motivasyon kaynağının da yeni Anayasa olduğuna dikkati çeken Akdoğan, AK Parti'nin de bunu gerçekleştirebilecek çoğunluğa ulaşmayı hedeflediğini ifade etti.

Akdoğan, "CHP ve MHP'nin 'seçimi kazanacağım iktidar olacağım' gibi bir hedefi ve amacı var mı yok. Onlar için başarı oyunun geri gitmemesi belki bir puan artırabilmek. Onlar için başarı o olacak. Bu anlamıyla anlamlı bir hedefi ve amacı olduğu söylenemez" dedi.

Akdoğan, gelecek seçimde AK Parti iktidarının ne yapacağının ve HDP'nin baraj meselesinin ne olacağının merak konusu olduğunu dile getirdi.

Geçen seçimlerde Selahattin Demirtaş'ın sürpriz yaparak yüzde 10'a yakın oy aldığını hatırlatan Akdoğan, her seçimin anlamının ve motivasyonunun farklı olduğunu, Demirtaş'ın yüzde 10'a yaklaşmasının HDP'nin bugün aynı oyu alabileceği anlamına gelmediğini kaydetti.



"Kendi iç çelişkileri var"

Akdoğan, muhalefetin birleşerek tek aday göstermesinin bunun da kitlede yetersiz görülmesinin oy kaymasına sebep olduğuna, Demirtaş'ın oyunun artışına sebep olduğuna işaret etti.

Akdoğan, şunları kaydetti: "HDP'nin yüzde 6-7'lerden onları geçebilecek bir performans ortaya koyabileceğini düşünmüyorum. Çünkü kendi iç çelişkileri var. Burada marjinal birtakım sol örgütler, partiler. Bunları bir araya getirme gibi bir yaklaşımı var ama bunlarla ancak emanet oy talep edebilirler farklı partilerden, yapılardan. Emanet oyla 'AK Parti zarar görsün' diye bazı mihraplar çevrelere yüklenme yapabilirler, bundan netice alınabileceğini düşünmüyorum ama buna oynuyorlar, zorluyorlar. Şimdiye kadar 'parti olarak seçime gireriz' meselesini biraz baskı unsuru olarak kullandılar, barajın düşürülmesi için ama bu olmadı. Anayasa Mahkemesinden de bekledikleri yönde bir karar çıkmayınca bu tutmadı."

Özellikle Kobani olaylarından sonra HDP'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki yüzde 10 oy oranının geriye gittiğini düşündüğünü belirten Akdoğan, "Alternatif meclis kurarız' gibi şeyler demek de siyasette samimiyetsizlik anlamına gelir. Siz demokrasiye inanıyor musunuz inanmıyor musunuz? Demokrasiye inanıyorsanız AK Parti hiçbir zaman 'barajı geçmezsen şunu yaparım' gibi tehditlere başvurdu mu? Bu demokrasiye inanmamak anlamına gelir" dedi.



"Süreçler terör saldırılarıyla sabote edildi"

"Genelkurmay Başkanı Özel'in ziyaretinde çözüm sürecine değinildi mi?" sorusu üzerine Akdoğan, ziyaretin nezaket ziyareti olduğunu söyledi. Buna başka anlamlar yüklenmesinin anlamlı olmayacağını ifade eden Akdoğan, memleket ve güvenlik meseleleri gibi çeşitli konulardan konuşulduğunu belirtti.

"Abdullah Öcalan'ın mevcut durumdaki rolü yeterli ve olumlu mu?" sorusuna Akdoğan, "Öcalan'ın elbette rolü var. Süreçte verdiği mesaj, Nevruz'da yaptığı çağrı, örgüt bileşenleri üzerindeki etkisi. Buna değer atfetmek anlamına gelmez, illa küçümsemek gerekmez. Bir örgüt var, ettiğin bir laf üzerine o örgüt eğer silah bırakacaksa bu bir rol oynamak anlamına gelir. Ancak bu rolün zaman zaman yine örgüt tarafından boşa çıkarıldığını da biliyoruz" yanıtını verdi.

Öcalan'ın Nevruz mesajı

Süreçlerin terör saldırılarıyla sabote edildiğine dikkati çeken Akdoğan, şöyle devam etti: "Bu ne demektir, bir takım örgüt, Kandil, bu terör saldırılarıyla bu süreçleri boşa çıkardı demektir. Eğer Öcalan'ın iradesinin de içinde olduğu bir durum varsa muhakkak bir hamle yapıldığı anlamına gelir. Zaman zaman Kandil'den farklı seslerin çıkabildiğini Öcalan'ın boşa çıkarıldığını da görüyoruz. Öcalan'ın Nevruz mesajı, bu süreçte, silah bırakma fikrinin oluşması ve gelişmesi için 'artık silahlar sussun fikirler konuşsun' lafı şu demektir; 'artık silah bırakma fikriyatı gelişmelidir' demektir. Bu bir anlam ifade ediyor. Bugün artık bunun ilerisinde bir söze ihtiyaç var. Bu Nevruz'da silah bırakma, daha ileri bir adım ve mesaj gerekir. O da silah bırakma aşamasına geçilmesine dönük ifade olmalıdır. Silah bırakma ve tamamen Türkiye'ye dönük eylemlere son vermeye dönük bir çağrı olmalıdır. Bu bir anlam ifade eder diye düşünüyorum ama Öcalan'ın daha önceki çağrılarının da zaman zaman boşa düşürüldüğünü biliyoruz."

TÜSİAD'a sert çıktı

TÜSİAD'ın yeni yönetiminin seçildiğinin anımsatılması ve yeni yönetim kuruluyla ilgili görüşlerinin sorulması üzerine Akdoğan, hiç kimseye karşı bir ön yargılarının olmadığını belirterek, yapanın kendine yaptığını, yanlış yapanın da ona göre muamele gördüğünü söyledi.

TÜSİAD'ın önemli bir kuruluş olduğunu ama eski Türkiye'nin eski aktörü pozisyonuna da kendisini düşürmemesi gerektiğini ifade eden Akdoğan, şöyle konuştu: "Yani, 'Yeni Türkiye'de ben de varım', 'ben de etkiliyim', 'ben de söz sahibiyim' diyorsa, bir kere eski Türkiye'nin eski aktörü gibi, eski zihniyeti gibi, eski refleksler, eski tavırları böyle racon kesen, had bildiren, tepeden konuşan efendilik taslayan şeyleri bırakması lazım. Biliyorsunuz bunların her açıklaması büyük hadise oluyordu ama artık bir kıymeti harbiyesi yok. Yani kıymeti harbiyesi yok dediğim, tartışılmaz anlamına gelmiyor. Onların bir siyasi etkisi olsaydı bugün AK Parti olmazdı."

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.