1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. “YA İSTANBUL BENİ ALIR, YA BEN İSTANBUL’U”
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

“YA İSTANBUL BENİ ALIR, YA BEN İSTANBUL’U”

A+A-

 

             “YA İSTANBUL BENİ ALIR, YA BEN İSTANBUL’U”

 

               1400 yıl öncesinden verilen bir müjde ile asırlardan beri süren fetih meşalesi ancak 1453 yılında tutuşmuştur. Bu büyük müjde, İslam’ın ilk dönemlerinde bile sahabeleri heyecanlandırmıştır. İstanbul için seferler düzenlenmiştir. 668 yılında Emevilerin yaptığı İstanbul seferine pek çok sahabe katılmıştır. İstanbul’un manevî öncüleri bu fetih marşını asırlar öncesinden söylemeye başlamışlardır. Emeviler, bu kuşatmada İstanbul’u alamamışlardır ancak başta Ebû Eyyûb el-Ensarî (R.A.) olmak üzere, İstanbul önlerinde sahabelerden 400 kadar şehit bırakarak bu fetih yolculuğuna katılmışlardır.  

 

               Ne var ki bu kutlu müjde; 15.asrın ortalarında bir Türk hakanına ve aziz milletimizin efradına nasip olmuştur. Karanlıkla aydınlığın, Hak ile batılın ezeli mücadelesi, Ortaçağ’ın üzerine bir güneş olup doğmuş ve 29 Mayıs 1453 yılının fecir vaktinde Anadolu analarının büyüttüğü inancın ve imanın güneş yüzlü çocukları, İstanbul surlarına İslam’ın izzet bayrağını şerefle dikmişlerdir. Asırların yorgunu o büyük müjde; sabah namazı vaktinde tecelli etmiştir ve günün sabah namazı İstanbul surları içerisinde kılınmıştır.

 

               29 Mayıs 1453, milletimiz ve dünya tarihi için çok önemli bir dönüm noktasıdır. Bin yıllık tarihi bulunan, ancak insanlık tarihi adına müflis sınavlarla müsavileşen, çürüyüp-kokuşan, bozulup-dağılan, maddi ve manevi bir ahlaksızlığın çukurunda çırpınmakta olan Bizans İmparatorluğu 29 Mayıs 1453 seherinde bir daha dirilmemek üzere tarihten silinmiştir. Bu perspektiften İstanbul’un fethi; sadece bir beldenin fethi değil; tarihe damgasını vuran, çağ değiştiren önemli bir hadise külliyatıdır. İstanbul’un fethinde sadece iki mukavemetin karşıtlığından ziyade, iki ayrı değerin ve medeniyetlerin hesaplaşması olmuştur. Batıl bir medeniyetle ittifak veya diyalog tercihi veto edilerek Hak’ın inkişafı tercih edilmiştir.  

 

               İstanbul’un fethiyle birlikte insanlık âlemine yepyeni ufuklar açılmıştır. Kâinat devleti haline gelen Osmanlı imparatorluğu ile dünya nizamı yeniden şekillenmiştir. Bizans ve tekfurlarının zulümleri sona ermiş ve adaletle hüküm sürecek bir kutlu süreç başlamıştır. 29 Mayıs'ta Ulubatlı Hasan'ın Osmanlı sancağını surlara dikmesiyle, 1000 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu tarihin karanlık sayfalarına gömülmüş, şiarı zulüm olan Bizans yıkılmış, yetimlerin gözyaşları dinmiş ve yeryüzünde insanlık için bir altın çağ başlamıştır.

 

               Bizans’ın paslanmış mıhı 29 Mayıs sabahında sökülmüştür. “İstanbul elbet feth edilecektir! O’nu feth eden komutan ne güzel komutan ve O’nu feth eden asker ne güzel askerdir” hadis-i şerifi ile asırlar öncesinden İslam’ın peygamberi tarafından verilen müjde; henüz 21 yaşında olan Sultan Mehmet’e ve onun askerlerine nasip olmuştur. “YA İSTANBUL BENİ ALIR, YA BEN İSTANBUL’U” diyerek büyük müjde için varlığını gözünü kırpmadan adayan aziz ecdadımızı, şehitlerimizi ve gazilerimizi İstanbul’un Fethinin 558. yılında minnetle ve şükranla anıyoruz. Ruhları şad olsun. 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar