1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. VATAN; NAMUSTUR
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

VATAN; NAMUSTUR

A+A-

          VATAN; NAMUSTUR    

 

Türk siyaset terminolojisinin bildik satırlarından birisi; “Vatan namustur” ifadesidir. Müslüman Türk ahlakının tanıdık bir akidesi ise; “Borç namustur” sistematiğidir.

 

               Matematik ilminin değerler denkleminden yola çıkar ve bu dinamikle ilgili sübjektif değerlendirmelerde bulunur isek; Vatan ile alâkalı varacağımız mantıki neticeye ilaveten vicdani kanaat kararlarımız, çok ciddi ölçüde can alıcı bir noktaya gelecektir. Vatan; ecdadımızdan gelecek nesillerimize salimen ulaştırmak için teslim aldığımız emanetimiz ve gelecek kuşaklarımıza iadesini yapmakla mükellef olduğumuz kutsal borcumuzdur.

 

               Eğer bu borcumuzun idrakinde değil isek; bildik değerlerimizden ötürü bizler namuslu değiliz ve namussuzuz. Eğer Vatanın kıymetine müdrik değil ve kaybı halinde alakasız ve gamsız isek; tanıdık ahlaki akidelerimizden ötürü yine namuslu değiliz ve namussuzuz. Bu paragrafları sevimsiz ve öfkeli kılan bu sübjektif değerlendirme teorimizi bir miktar detay derinliklere çekmek, günümüz gelişmelerinin bize güzergâh göstermekte olduğu, ancak belki de farkında olmadığımız elzem ihtiyaçlarımızdır.

 

               Bu köşede daha henüz birkaç cümle karalayabilen bir naçiz kardeşiniz olarak, şu iddiaları tarihin şahitliğinde ortaya koyuyorum ki; Türk Milleti, Türk tarihinin ve Cumhuriyet tarihinin en kasvetli bir sürecinden geçmektedir.

 

               Millet olarak M.Ö.(Milattan Önce) 514 yılından Hz. İsa"nın doğuşu olan  “0” (sıfır) yılına kadar, sıfır yılından 1000"li yılların başına kadar ve 1000"li yılların başından başlayarak 20.asrın sonuna kadar, yani 2000"li yılların başına kadar, tarihten kazınmak tehdit ve tehlikesine böylesine yaklaştırıldığımız bir dönem çok az defa başımıza gelmiştir.  

 

               Türkiye"nin yüz ölçümü alanı 779.452 km2 den ibarettir. Bu alanın 268.000 km2" si tarıma elverişli tarım arazisidir. Ancak çok hazin bir gerçeğimizdir ki; bu gün bu alanların yaklaşık 100.000 km2 si büyük çoğunluğu yabancılara ait olan bankalara ipotek ve icra takiplerinin sonucunda el an teslim edilmiş durumdadır. Takip ve davaları sürmekte olan ve devir alınmayı bekleyen arazilerle beraber coğrafyamızın yaklaşık %20"sini bulan kısmı, yani yaklaşık 150.000 km2 si 2010 yılı sonuna kadar, cebri takipler neticesinde yabancı sermayenin ahtapot makaslarına teslim olacaktır.

 

               Ülke coğrafyamızın bakiye kalan alanı olan 512.000 km2 sinin yine yaklaşık 150.000 km2 miktarlı bölümü ise; maden sahalarının işletilmesi ve kiralanması işgüzarlığı ile yine yabancı sermayeli şirketler tarafından tel örgüsü içerisine alınmıştır. Yani canımızdan aziz bildiğimiz topraklarımız, uğruna canımızı ve kanımızı verdiğimiz ecdat hatırası coğrafyamızın parselasyonu yine yabancı güçler tarafından cebrice de diyebileceğimiz yöntemlerle kaybedilmiş noktasına getirilmiştir. Bu toprakları 3000"li yıllarda kesinlikle Hıristiyan yapmaya yeminli yabancı sermayenin yeminli misyoner Sarozları, Anadolu"nun tapu kayıt kütüğüne müstakbel hedeflerini revize etmek için sinsice el atmışlardır.

 

               Ne hikmet ise; girdiği ülkelerde refahın müjdecisi olan yabancı sermaye, bizim ülkemizde bir kan emici kimliğine bürünmüştür. Büyük dede"den baba"ya intikal etmiş olan verimli topraklar, son yedi yılın içerisinde olan bir tarih aralığında oğul"a intikal edecek iken, ülkemizin sıcak para simsarları olan kapitalizmin evrensel temsilcisi bir kısım kurumların oltalarında yapancı sermayeye yem olmuştur.

 

              2002 yılından buyana artan iç ve dış borç rezervlerimiz yaklaşık 250 milyar dolar daha artarak 500 milyar dolar olan psikolojik travma noktasını aşmıştır. “Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği” 1990"lı yıllarda moratoryuma giderek beynelmilel olarak iflasını isteyip, dağılıp çöktüğünde borç stoku da tam 500 milyar dolar noktasındaydı.

 

              Vatanı; emanetindeki borcu telakki eden ve borcu ise; kutsalı ve namusu olarak yorumlayan aziz milletimizin ilgisine ve İktidarın bilgisine saygı ile arz olunur. Hoşça kalın.     

 

Önceki ve Sonraki Yazılar