1. YAZARLAR

  2. Sabri YALIN

  3. VARLIK VERGİSİ
Sabri YALIN

Sabri YALIN

Yazarın Tüm Yazıları >

VARLIK VERGİSİ

A+A-

Geçmişte gezinirken 69 sene önce meydana gelmiş toplumsal bir olaya rastladım. Daha önce duyduğum ancak ama detayını bilemediğim bu konu “Varlık Vergisi” idi.. Bu vergiyi ödeyemeyenler, 27/01/1943 Çarşamba günü çalışma kamplarına gönderildiler. Tamamı İstanbul’lu azınlıklardan oluşan 32 kişilik ilk kafile (69 yıl önce dün) Aşkale'ye doğru yola çıkarıldı.. Bana çok ilginç gelen bu olayı okuyucularımla paylaşmak istedim.
NEYDİ BU VARLIK VERGİSİ
   2. Dünya Savaşına Türkiye girmediği halde ekonomik bunalıma sürüklenmişti. Enflasyon, karaborsa, rüşvetle birlikte karneli günler başlamıştı. Kaynaklarının çoğunu savunmaya ayıran Şükrü Saraçoğlu hükümeti Defterdarlıklardan iş adamlarının mal varlıklarının tespitini  yaptırıp vergiyle bu açığı kapatmayı planladı. Komisyonların belirlediği miktara itiraz yolu kapalıydı. Hazırlanan  Yasa teklifi kısa zamanda Mecliste
 11 Kasım 1942’de kabul edildi. “Varlık Vergisi” servet ve kazanç sahiplerinden bir kereye mahsus alınacak olan vergiydi bu.. Yasa metninde azınlık aleyhtarı hiçbir şey olmamasına rağmen uygulama farklı oldu. Müslümanlara gelirlerinden %12, 5, gayri müslimlere %50, sonradan Müslüman olanlara %25 , yabancılara ise %12 oranında hisse düşüyordu. Azınlıklara fazla yüklenme nedeni Müslümanlar askerlik görevini yaparken bunlar askere gitmeyip ticaretle uğraştıklarından meydana gelen bu orantısız gücü bir şekilde dağıtmış olacaklardı. Rum, Ermeni ve Yahudiler tek tek gidip vergi dairelerinin camlarına asılı listelerde korkuyla adlarını arıyor, bulanlar şok geçiriyorlardı.. Kimisi ödeyebileceği miktarın 3 misli bir vergiyle cezalandırılmış, kimisinin ise mal varlığı görmezlikten gelinmişti. Vergi ödemek için sadece iki hafta süre tanınmıştı.  Parası olan ya da komisyonların biraz insaflı davrandıkları azınlıklar vergilerini ödeyebildiler. BOÇLARINI ÖDEYEMEYEN AZINLIKLAR
  Buraya kadar normal diyelim. Ya ödeyemeyenler, işte onlar da borçlarını çalışarak ödeyeceklerdi. Ilk kafile 27 ocak 1943 yılında önce Sirkeci’den Haydarpaşa'ya, oradan da trenlerle Anadolu'ya doğru yola çıktılar. Resmi rakamlara göre 1400 kişi Aşkale’ye yollandı. Oraya gönderilen yaklaşık altı bin kişinin yaş ortalaması 50 civarındaydı. Erzurum'da onları soğuk ve karlı çalışma kampları bekliyordu. 5 – 6’şar kişilik gruplar halinde çalışıp borçlarını ödeyeceklerdi. Sürgünler, taş kırdılar, küreklerle yol açtılar. Tabii bu da bir çok kişiyi kimlik bunalımına sürükledi. Kar ve soğuklara dayanamayan 21 kişi yaşamını kaybetti.. Bu zorlu günler  2 yıl sürdü. Beklenen gelirin %80 e yakını toplanmıştı. Yaşadıkları, gördükleri, hissettikleri yanlarına kalan Aşkale sürgünleri evlerine dönüyorlardı. . 15 mart 1944 te çıkan bir kanunla Varlık Vergisi tamamen ortadan kalktı. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.  Bu vergi azınlıkların ülkeyle bütünleşmesini engelledi. 1948 ile 50 yılları arasında yaklaşık binlerce Türk Musevi Israil’e yerleşti. Tabi bu arada Koçlar, Sabancılar ortaya çıkmaya başladılar.
BİR VARLIK VERGİSİ FIKRASI
   Yahudi, Ermeni ve Rumların çıktığı mahalle kahvesinde muhabbet sırasında herkes ödedikleri vergilerden dert yanıyorlarmış. Rum "yahu benim vergim otuz bin lira, bittim" diye ağlarken, Ermeni atılmış "ya ben ne yapayım benimki kırk bin" demiş.. Yahudi "Asıl ben  mahvoldum benimki elli bin" demiş. O sırada içeri giren Türk’e sormuşlar: "kardeş seninki kaç lira?". Türk, "benimki beş yüz lira" deyince hep bir ağızdan:" Vay be, ne mutlu Türküm diyene” demişler…
ONLAR GAYRI MÜSLİM Dİ AMA İNSANDILAR
    Şimdi yaşadıkları atmosferi daha iyi anlayabilmek açısından bir mektup okuyoruz:
“Sevgili kardeşim Maria, bugün Anna ve Yorgo'dan mektupları teslim aldım. Burada yiyecek hiçbir şey yok, açım, bana biraz reçel, peynir, bir kaç kutu sardalya, dolma, kek, bir şişe süt, biraz zeytin, evde hazırlanmış börek, aspirin, kolonya ve biraz hap ile ismime 25 lira yolla. Maria'm, Cambazoğlu ve dört kişi daha öldü. çok ama çok kötü durumdayız. ne bir doktor var ne bir ilâç. Bizi burada Allah'a bıraktılar. Ah Maria, Allah bizi ne zaman kurtaracak bu cehennemden? Bizim hakkımızda ne diyorlar istanbul'da? bizi ne zaman kurtaracaklar? Neden Azize Meryem bizi kurtarmıyor? Canım Maria'm... Benim için her gün dua et, çünkü çok kötü durumdayım ve güçten düştüm. Eğer ölürsem beni burada bırakmayın, Büyükada'ya götürün, bu benim son dileğimdir.”
DEĞERLENDİRME
   Kaş yapayım derken göz çıkarmak işte buna derler. Vergi almaya evet ama onlar gayrı müslimdir ya da azınlıktır diye bu eziyeti reva görürseniz bu sizi çok geri tarihlere iter. Çok ilginçtir bugün vergi ödemek için Vergi Dairesine gittim. Aman o ne sıra öyle? Yahu vatandaş devlete vergisini ödemek istiyor, saatlerce kuyrukta beklemeye mahkum ediliyor.  Buna daha pratik çözümler bulunamaz mı? Bulunur elbet.. Bunu da uzmanları düşünsün. Ben sadece devlet ve millet olarak birbirimizi ne zaman candan kucaklamayı öğreneceğiz onu merak ediyorum.
İyi haftalar..
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum