1. YAZARLAR

  2. Mehmet ŞENER

  3. Unutkanız Vesselam
Mehmet ŞENER

Mehmet ŞENER

Yazarın Tüm Yazıları >

Unutkanız Vesselam

A+A-

Unutkanız Vessalem...

 

Çok unutkan bir milletiz. Bundan on bir sene önce ülkemiz büyük felaket yaşamıştı. İhmallerin sonucunda ve para hırsından kaynaklanan vurdumduymazlık, aymazlıklar yaparak, ben kazanayım felsefesi sonucunda oldu bunlar.

İnsan hakkını yok sayanların sayesinde, ucuz yapılar inşa ederek bunca insanımızı mezara defnettik.

Acıları dile getirmek zor. Alınacak olan dersleri aldıysak ne mutlu bizlere. İbret alacağımızı da pek düşünmüyorum.

Şunun için 1999 yılında yaşanılan deprem felaketinden sonra kimsenin risk bölgelerine ev yapmaması gerekirdi değil mi?

 Öylemi yapıyoruz, asla. Yine bizim insanımız dere ağızlarına ev yapar. Sel basar. Suçu devlete bulur. Kendisi suçtan biganedir.

Plan dışında binalar inşa ederiz. Teras yapılan mekândan gelir getirmesi amaçlı olarak teras kat çıkılır. Kanunlara uyulmaz nedense memleketimizde. Her alanda böyle aymazlıklar var.

İnsanın canı sıkılsa da maalesef hal budur.

Öncelikle insanımızın vicdani eğitimi oldukça eksilerde, böyle olunca da insan üzülüyor. Usta olarak insanların hayatlarını nasıl riske attıklarını bizler yaşadık.

Kışın son zamanlarında gece geç saatlerde oturduğumuz mekâna ulaştığımda beynimden vurulmuşa döndüm.

Kaynar sular döküldü.

Yirmi dört dairenin kaloriferinin bacasını usta o kadar maharetli yapmış ki, iki kenara tuğla, diğer iki yanda da duvar olduğundan, duvara yapıştırmış.

İki yanı sağlam, diğer iki yanı da Allaha emanetmiş.

Nasıl mantıktır bu?

 Bacanın yapımını bilmeyenlerden değil bu ustalar, işlerine öyle geldiğinden böyle yaptıklarına inanıyorum.

Bir gün fazla çalışmak insan hayatından önemli öyle ya, sonrasına karışmazlar. Birde bizleri suçlamazlarsa ona da şükretmeliyiz.

 Parasını alsın, işini bitirdi hemen oradan ayrılsın. Ustalık bu mu? Orada yaşayacak olan insanların canları da senin canın kadar kıymetlidir.

İnsanların işlerinde ki hilenin sonu nereye varıyor görüyorsunuz. İşi ne kadar gizli yaparsanız yapın bir gün, gün yüzüne çıkacaktır.

Bacanın gündüz yıkılmadığına binlerce şükrettik. Kendimizde işin başında olduğumuzdan ve de ustalarımıza güvendiğimizden ortak kararlar alarak bacamızı tekrardan yaptık.

İşini sağlam yapmadıktan sonra isterseniz zemininiz kayadan olsun sonuç hezimettir. İş insanımızda başlıyor ve yine de insanımızda bitiyor.

Deprem haberlerini dinlediğimde şiddetini önemserim dörtte bile hasar oluyorsa bu ülkenin daha çok dürüstlük dersine ihtiyacı var.

Gelişmiş insan haklarına saygılı memleketlerde depremin yedi şiddetinde bile sokağa fırlamıyor. Bizim memlekette dörtte bile dışarıda sabahlar, sokakta geceleriz.

Fay hattının geçmediği ülkemizde il olarak Konya var. Bütün şehirlerimiz risk altında ama asıl risk biz insanlarda, nasıl, ne şekilde işleri hileli yaparım diye işe başlamadan etüdünü yapıyorlar.

Aslında kendini helak ediyor böyle yapanlar. O dönemin efsane ismi vardı. Basının muhafazakâr kesimine hitap eden gazetelere ilan veriyordu.

Dönem itibariyle arsaları ve tanıttığı şekliyle villaları cazipti. İşin aslı sonradan ortaya çıktı. Kullanması gereken malzemeden çalmış, deniz kumu kullanmış.

İnsanımızı 1999 Marmara depreminde o şahsın yaptığı villalarda kaybettik. Kisvelere bakarak hükmün yanlış olduğunu hep söyleriz.

Önce kişilik. İlk hakkaniyet, adalet, haram helal bilinci.

 Fay hattının geçtiği yere tedbir alabiliriz ama eğer insanların içinden fay hattı geçiyorsa oraya müdahale edemeyiz. ,

Önemli işaretlerden olan kazancın helalliğini burada da anlamış olduk.

Depreme hazırlığımız deprem anında değil de, depremden önce olmalıdır. Binalarımızın resmi ölçülere uygun yapılması için malikler öncelikle titiz davranmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum