1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. ÜLKÜLERİMİZ…
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

ÜLKÜLERİMİZ…

A+A-

ÜLKÜLERİMİZ…

Cumhuriyet Türkiye’si kurulurken temel mefkûre; Çağdaş uygarlık olarak belirlenmiştir. O gün Anadolu insanının ufkuna; tarımda, sanayide, bilimde, sanatta, eğitimde, sağlıkta ve toplumsal birlikteliğin müreffeh yarınları için ortak hedefler konulmuştur. Bu hedefler milletimizin yakın müstakbel ülküleriydi.

Cumhuriyetin ilk kuruluş aşamalarında milletimizin parmak ısırtacak çılgın ülküleriyle; yanmış, yıkılmış sefalet içerisindeki bir yurt, doğru rotasına yönelmiştir. Hiçbir zenginliği olmayan bir millet; muhteşem ülkülere odaklanarak, Kurtuluş Savaşı gibi bir çılgın savunma projesini gerçekleştirmiştir. Bir çılgın ülkü ile Peygamber’in işaret ettiği boğazın nazenin gelini İstanbul ile birlikte tüm yurt ebedi vatan yapılmıştır.

Bu milletin evlatlarına yüksek perdeden anlatılması ve aktarılması gereken çılgın proje tarihimizdir. Çok yakın geçmişe ait bir müflis projeden bahsetmek gerekirse, bu çılgın proje; eni 354 metre uzunluğu 550 Km. olan Hassa’dan Hakkâri’ye kadar uzayan mayınlı arazilerimizin, sözde mayınlarının temizlenmesi karşılığında 50 yıllığına İsrail’e teslim edilmesini öngören çılgın projedir(!) Bu proje şimdilik rafa kaldırılmıştır.

Kanal İstanbul Projesine çılgın proje demek için henüz çok erkendir. Cumhuriyet dönemi kazanımlarımızın sadece 6 aylık yurt dışı faiz giderlerimizi karşılayabilmek için peşkeş denilebilecek ucube fiyatlarla yabancılaştırıldığı bir süreçte, iktidar 9 yıldır zaten her dakika çılgınlığı bırakmamıştır. Kanal İstanbul Projesinin ön keşif bedelinin 20 milyar Euro olduğu varsayılmaktadır. Kanal İstanbul projesi 50 milyar dolar olarak, yapım ve şehirleşme süreci ile birlikte 100 milyar dolarlık bir projedir. Bu proje Türkiye’nin önceliği değildir. Bu projenin gerçekleştirilebilmesi imkân dâhilinde de gözükmemektedir.

12 Haziran 2011 sonrasındaki hükümetin önceliği bu ülkede işsizliği, kalkınmasızlığı ve terörü sonlandırmaktır. Bir projeye imkân ayrılabiliyorsa, bu doğunun kalkınması ve cazibe merkezi yapılması olmalıdır. Bir planlama yapılabilecekse, bu terörün beslenme nedenlerini sonlandırabilmek olmalıdır. Bugüne kadar 300 milyar dolarlık bir kaynak teröre beyhude şekilde harcanmıştır. Doğu bölgelerimizi İstanbullaştırmak varken, doğu insanımızı küçük bir alana hapsetme projesi anlamındaki bu Kanal İstanbul Projesi yeniden müzakere edilmelidir.

Osmanlı’nın tüm borçlarını Cumhuriyet döneminde ödeyebilen Genç Türkiye Devleti bugün 700 milyar dolarlık bir borç kamburu altındadır ve her yıl 50 milyar doların üzerinde dış borç faizi ödemektedir. Şimdi yeniden borçlanmak ve yeniden bilinmez bir süreç ve projeye yönelmek çılgınlıktır. Ancak çılgınlık anlamının özü; aklı az kullanmaktır. Aklın zirve yapıldığı bir seviyeyi tarif edercesine nümayiş tutmak mantık dışıdır. Biliniz ki çılgınlık; çok az zamanlarda dehanın hamuruyla mayalanmıştır. Bugün eğitim can çekişmektedir, bilim ‘ulema’ya havale edilmiştir. Cumhuriyetin kurumlarının muvazenesi yok edilmiştir. Cumhuriyetimizin birikimleri satılmıştır. Fabrikalarımız yıkılmış, arazilerimiz satılmıştır. Ülkü; yabancılaşmışken, ülküsüzlük kaderimiz olmuşken, sonradan da yabancılara peşkeş edilecekken, on tane Kanal İstanbul ihale etseniz ne fayda sağlar. Anadolu’da işsiz, aşsız, fukara, yetim, öksüz ve açlık sınırında sürünen milyonlarca emekli Kanal İstanbul’a odaklanmamıştır. Uzaklaşılmış ülkülerimize ve çaresizliğimize ağıt yakmaktadır. Hoşça kalın.




 

Önceki ve Sonraki Yazılar