1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. ÜLKEMİZDE VE ÇUKUROVA’DA TARIM
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

ÜLKEMİZDE VE ÇUKUROVA’DA TARIM

A+A-

ÜLKEMİZDE VE ÇUKUROVA’DA TARIM

Üreticilerden yoksun olan milletler üretenlerin esiri olurlar. Ülkemizde son 9 yılda uygulanan tarım politikalarıyla üreticilerimiz, çiftçimiz, köylümüz adeta cezalandırılmışlardır ve çaresizliğe mahkûm edilmişlerdir.

Bugün bu ülkede üretim melekelerimiz yok edilmiştir. Bu ülkenin insanlarına üretim unutturulmuştur. Yani becerikli bir toplum; üretim yapamaz hale getirilmiştir. Milletimizin övünç kaynağı ve ata mirasımız olan tarım ve hayvancılığımız bitirilmiştir. Elli yıl öncesinde bile var olabilmiş sanayimiz, tekstilimiz yok edilmiştir. Bu gün bu ülkede yurt dışından fındıklı ürünler ithal edilmektedir, canlı hayvan ithal edilmektedir. Et, süt, yumurta ve pamuk ithal edilmektedir.
Bugün dünyanın en pahalı eti bu ülkede tüketilmektedir. Dünyanın en pahalı petrolü, gazı, tüpü ve madeni yağ ürünleri bu ülkede satın alınmaktadır. Bu nasıl ekonomisinden krizlerin teğet geçtiği bir ülkedir ki, dünyan en pahalı tütün mamulleri bu ülkede tüketilmektedir ve daha sayılabilecek birçok çeşit mamul fiyatları bu ülkede dünyanın en yüksek seviyelerindedir. Ekonomisine krizin teğet geçtiği nasıl bir ülkedir ki yine bu ülke, kasap dükkânları, benzin istasyonları ve tekel büfeleri azgın ve vicdansız birer tefeci gibi orantısız vergi tahsildarlığı yapmaktadırlar.
Türkiye'de şu an da resmi rakamlara göre hane halkının yüzde 83'ü yoksul, yüzde 25'i açlık sınırında, genç issiz sayımız ise yüzde 25 seviyesine çıkmış durumdadır. Fabrikalar kapanmış, bakkal, manav, kapanmış; köşedeki eczaneler de uluslararası tekellerin elinde olan büyük market zincirlerine teslim edilmek üzeredir. Tüm bu oyunların görünmemesi için "Sen dindarsın, ben laiğim, ben Türküm, sen Kürtsün, sen Alevisin ben Sünni’yim" tartışması ile millet kutuplaştırılmaktadır ve ötekileştirilmektedir.

2002 yılından 2011 yılına kadar ülkemizde uygulanan yanlış tarım politikalarıyla, Anadolu çiftçisi dünyanın en pahalı girdi fiyatlarıyla üretim yapmaya mahkûm edilmiştir. Çiftçilerimiz bugün, dünyanın en pahalı mazotunu kullanmaktadırlar. Çiftçilerimiz bugün dünyanın en pahalı elektriğini kullanmaktadırlar. Çiftçilerimiz bugün dünyanın en pahalı gübresini kullanmaktadırlar. Yine çiftçilerimiz bugün dünyanın en pahalı tarımsal ilaçlarını kullanmaktadırlar. Dolayısıyla çiftçimiz bugün, yüksek girdi maliyetleri altında ezilerek; kar etmeyi ve reel ekonomiye katkı koymayı bir tarafa bırakın, çiftçilerimiz fert fert borç batağına saplanmışlardır. Bugün artık Anadolu’nun onurlu, gururlu ve daha yakın zamana kadar bu coğrafyanın efendisi olan köylümüzün ve çiftçimiz tezgâhı dağıtılmıştır. Özellikle son dokuz yıl içersinde çiftçimiz; çitini çubuğunu, tarlasını ve traktörünü satarak, hayatla ve toprakla asırlardır sürdürdüğü o mübarek ilişkisini kaybetmiştir.

Bugün Türkiye’de borcu olmayan çiftçi hemen hemen kalmamıştır. Her 10 çiftçiden 4'ü icra takibi altındadır. 2002 yılı Aralık ayında çiftçilerin tarımsal kredi borcu 4,2 milyar Türk lirası iken, bu borç miktarı 2010 yılında 17 milyar Türk lirasına ulaşmıştır. Bu kredilerin büyük miktarları ise bugün icra takibine alınmıştır. Bu borçlarını ödeyemeyecek olan çiftçilerimizin ata yadigârı toprağı, tarlası ve takımı elinden alınmaktadır. Biliyorsunuz ki, çiftçilerimiz bankalardan kredi çekerlerken arazilerini ipotek göstermektedirler. Yüksek girdi maliyetleri ile üretim yapmaya çalışan çiftçilerimiz; çoğu yabancı sermayeli bankaların eline ve vicdanlarına terk edilmişlerdir. Kredi borcunu ödeyemeyen çiftçilerimizin arazileri bu bankalarca ellerinden alınmaktadır.

Ülkemizin en büyük delta ovası olan Çukurova, binlerce yıl boyunca, Anadolu topraklarında yaşamış olan birçok uygarlığın besin deposu görevini sağlamıştır. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Çukurova’da yapılan tarımsal üretimin ülkemize büyük katkıları olmuştur. Bölgemiz Adana ve Çukurova, planlı dönemlerde sanayimize, tekstilimize ve ihracatımıza katkı koyan ve ülkemize katma değerler sağlayan başlıca üretim merkezlerimizdendir.

Son dokuz yıla kadar Çukurova; köylüsüyle, çiftçisiyle, üreticisiyle ülkemizin tarımsal üretiminin hatırı sayılır bir kısmını oluşturmaktaydı. Ancak tarımsal politikalarımızı Dünya Bankasının uluslararası şirketlerine ve kredi kuruluşlarının inisiyatifine bıraktığımızdan bu yana, ülkemizin genelinde olduğu gibi, Çukurova çiftçisi de kan ağlamaya başlamıştır.

Çukurova’nın ülkemizin pamuk üretim merkezi olduğu zamanları hepiniz çok iyi hatırlarsınız. Ancak şimdi pamuk üretimine baktığımızda gördüklerimiz ülkemiz ve bölgemiz açısından bir fecaat noktasını hatırlatmaktadır bizlere. Çok değil, daha 7-8 yıl öncesinde ülkemizde pamuk üretimi yetersiz olsa da 980 bin tonlar civarındaydı. Yanlış tarım politikaları sonrasında bu üretim miktarı giderek düşmüştür ve geçen yıl 380 bin tona kadar gerilemiştir. Ülkemizin pamuk ihtiyacı 1 milyon 500 bin ton civarındadır. Yani yaklaşık 1 milyon 120 bin ton açığımız vardır. Bu açık Yunanistan’dan, Amerika’dan ve bir kısım ülkelerden yapılacak ithalatlarla karşılanmaktadır.

Ülkemizde yanlış teşvik politikaları sonucunda, girdi maliyetlerinin yüksekliği sonucunda tarlalar boş bırakılmaktadır. Dünyanın en iyi pamuğunu üretebilecekken ithalat için yunan çiftçisine, Amerikan çiftçisine bir yılda 2 milyar dolardan fazla para aktarmaktayız. Sekiz yıl önce dünyanın 5’inci büyük pamuk üreticisi olan Türkiye'nin düştüğü durum bugün içler acısıdır. Bu akılsız, izansız ve vicdansız politikaları bizler tarihin çöplüğüne atmamız gerekmektedir ve Adana’yı ve Çukurova’yı tekrar pamuğun Başkenti yapmalıyız. Ülkemizde aynı durum yer fıstığı için de geçerlidir, mısır için de geçerlidir, buğday için de geçerlidir.

Tarım sektöründe uygulanan yanlış politikalar sil baştan değiştirilmelidir. Tarım politikaları; Anadolu çiftçisinin, Çukurova çiftçisinin ve bu toprakların asırlardır efendisi olan köylümüzün ihtiyaçları doğrultusunda yerli politikalarla dizayn edilmelidir. Köylü, çiftçi ve üretici ülkemizin efendisi olmalıdır. Bir yılda 2, hatta 3 ürün alınabilecek bu Allah vergisi bereketli topraklarda çiftçimizi borç sarmalına, icra belasına ve faiz çamuruna batıranları tarihe, insanlığa, bu mümbit coğrafyaya ve sizlerin vicdanlarına havale ediyoruz.

İnanınız bu coğrafyada, bu cennet vatanda ve bu bereketli topraklarda bu acı kader, bu yürek sızlatan elem, bu ocaklar yıkan yoksulluk ve bu yok olası çaresizlik kader değildir. Bu kötü giden kaderi; bu bereketli topraklarda, o nasırlı, o öpülesi ellerinizle ve halkımızın öngörüsü ile hep birlikte en kısa sürede yenmeliyiz. Hoşça kalın.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar