1. YAZARLAR

  2. Gürhan GÜRSES

  3. “Tutmik Ama Tutturik!”
Gürhan GÜRSES

Gürhan GÜRSES

Yazarın Tüm Yazıları >

“Tutmik Ama Tutturik!”

A+A-

“Tutmik Ama Tutturik!”*

Ramazanı şerif geldi hoş geldi. Eve neşe geldi, insana huzur geldi. Mideye sağlık geldi, göze saflık geldi. İnsanlar yağlı ekmekleri ile susamlı ekmekleri ile yumurtalı ekmekleri ile coşa geldi. Ver coşkuyu ya şehr-i ramazan. Fakirin hali pür melalini anlamak için ne güzel bir fırsat. Ekmek bulamayanın halini anlayabilmek için, sıcak bir tas çorba içemeyenin vaziyetini idrak edebilmek için ne güzel bir ay. Kazandığının zekâtını veren yüreklerin âlicenaplığı ve ruhi rahatlığı uçurmaz mı gönülleri. Fitresini ihtiyacı olan birisine sorgusuz veren bir elin bereketini ve ruhi selametini hangi ay sunabilir? Bu yüzden bütün ayların sultanısın. Mimarısın gönül takviminin. Cömert insanların çıkınısın. Halil İbrahim"in sofrasısın bir iftar çadırında.
            İftar vaktini bekleyen acıkmış gözler minaredeki ışıkları bekler, açlıktan kulaklarının pası artmış olanlar pür dikkat ezanı bekler. Bütün kulakların ve gözlerin aynı şekilde hareket ettiği başka bir ay yoktur sanırım. Alkış sana ey ramazan-ı şerif. Bu bir sınavdır irade ile insan arasında. Yemek ile yememek, içmek ile içmemek arasında sürüp giden. Sadece mide ile tutulmaz oruç. Göz ile kulak ile el ile ruh ile. Göz bakmayacak uygun olmayana, kulak duymayacak uygun olmayanı, el dokunmayacak uygun olmayana, ruh hissetmeyecek uygun olmayanı. Bütün azaları ile bu imtihanı yaşamaktadır insan. Eşrefi mahlûkat olan insan. Yapan var mı bunları âdemden? Bunlara dikkat eden var mı beşerden? Bunları ruhunda bir kezzap korkusuyla yaşayan var mı fertten. Yoksa sadece aç kalmak mı oruç? Sabahtan akşama değin ilgisiz bir şekilde, bilgisiz bir şekilde mide sancısı çekmek mi?
            Mahyalar, mahyalar ki göz nuru, el emeği... “Yıldızlarla gökyüzüne yazı yazmak" der bir mahya ustası yaptığı işe. Başka tanıma lüzum yok. Bir camide; “Ya Şehr-i Ramazan”, bir diğerinde; “Ey Oruç Tut Bizi”, yekdiğerinde; “On Bir Ayın Sultanı”, ötekinde; “Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan”, berikinde; “Oruç tut, sıhhat bul” şeklinde mahyalar hitap eder akşamın karanlığında bizlere. Nasip olursa bizim İlçe Merkez Camii"nde de mahya görmek isteriz. Minareler arasında bize gülümseyen, el sallayan harfler ile gökyüzüne imza atmak isteriz.
           
Tut bizi oruç ifadesini çok tuttum bu yazıda. “Orucu biz mi tutarız yoksa oruç mu bizi tutar?” düşünün biraz. El freni değil midir bazen sinirlenmemize, kızgınlığımıza pranga değil midir, öfkemize sübap değil midir oruç? Tut bizi oruç, lütfen tut bizi. Uçurumun eşiğinde toplum. Cinnet geçiren geçirene. Yozlaşmanın, bayağılaşmanın, ambalajlanmanın süslü bir şekilde zirve olduğu zamandayız. Boşluktayız, el uzatan yok. Asılıyız boşluğa bir ucuz lamba gibi. Ha patladık, ha patlayacağız anlayacağınız. Tut bizi oruç. “Halo" ya yardım!” diyen adam gibi tut. Karadut dalını tutar gibi tut. Sevgiliye sarılır gibi sarmala bizi. Eğer bırakırsan ellerimizi, ellerimiz ellikten utanır. Fukaralıktan nasiplenmiş olan gönlümüz başını önüne düşürür. Mahcubiyetin aşiyanı olur göz çukurlarımız. Habire uğruna bülbül gözyaşları düşer sağanak sağanak. Hafız"ın terennümleri ilçeyi yasa boğmalıydı. Kör hafız, fakir hafız, evsiz hafız! Biz bu kadar sahipsiz değildik diye. İşte fırsat size; evsize ev gerek bugün. Hayırsa hayır, önden birileri diyecekse aha biz söylüyoruz. Hem de sizden biri. Para eder mi acaba sözümüz. İçinde bulunduğumuz ayın havasına mütenasip bir harekette bulunun da alkışlayalım sizi.
            "Tutmik ama tutturik!" gibi kikirik ifadeler ile orucun rahmaniyetine ve ruhuna aykırı hareket etmiyoruz burada. Bilakis orucun bağlayıcı, barıştırıcı, pekiştirici zamkıyla toplumun çürümüş noktalarına, sökülmüş çimento harçlarına temas ediyoruz. Oruç tutan insandan kötülük gelmez. “Ben oruçluyum” bilinci ile hareket ederse zatı muhteremler her türlü bela da, musibet de uzak durur sizden. Manevi kalkan olur size perdelerin ardından. “Tutmik ama tutturik” abidik gubidik lafı çarıklı erkânı harplerden birisine işaret ediyor ya da topuğu kırık olanlardan birisine. Neticede delikanlılığın raconunda bu laf üretilmiş ve dudaklardaki ebedi yerini muhafaza etmiş sayılır. Hep ettirgen bir yapıda arzı endam ediyoruz. Ettiririz, sevdiririz, yaptırırız gibi. Ettirgenlik bir güç, bir duruş ifadesi olarak kaşımızda duruyor.
* Meşhur Elazığ Lafzı

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.