1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. TÜRK MİLLETİ’NİN ÖZGÜRLÜK ŞELALESİ SAKARYA
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRK MİLLETİ’NİN ÖZGÜRLÜK ŞELALESİ SAKARYA

A+A-

TÜRK MİLLETİ"NİN ÖZGÜRLÜK ŞELALESİ SAKARYA

 VE

 ÖLÜMSÜZLÜĞÜNÜN 27.YILINDA NECİP FAZIL KISAKÜREK

                Türk Milleti"nin çilelerle dolu geçmişini destansı bir anlatımla ve çok müşahhas bir edebi derinlikle edebiyat tarihimize kazandıran Necip Fazıl KISAKÜREK"in Sakarya"sı artık eski onuru ile ne yazık ki kahramanca akmamaktadır günümüzde. Sakarya şimdi; mazideki hatıralarının neredeyse bütün gurur izlerini kaybetmiş olarak, mahzun ve iç çekerek akmaktadır kendi ırmağının yatağında. Sakarya"nın sesi kısılmıştır belki de ilk kez, bu asrın başlarıyla beraber. Yokuşlardan adeta basamak basamak yükselircesine derinlere akan Sakarya; şimdi yatağı kurumuş mahzun ve garip bir nehre dönüşmüştür. Yüzyılların tecrübesiyle Sakarya"ya güç veren yüzlerce dere, sanki aynı bedene karışmıyor gibi sessizce bir sükûnu yaşamaktadır bu gün. 

               Bir zamanlar Sakarya başkaydı. Bir zamanlar Sakarya; bütün ihtişamıyla adeta sanki yokuşlara tırmanıyor ve göğe doğru yükselmekteydi. Yırtınarak yokuşlar çıkan, kurşun gerçekliğindeki bir milletin tarihini ve İstiklal mührünü, köpükten gövdesinin sırtında çağlar boyunca taşıyan; Türk Milleti"nin özgürlük şelalesi Sakarya, şimdilerde kurumuş ırmaklar misali kendi nehir yatağında iç çekerek yutkunmaktadır.  

               Sakarya; cömert yağmurlarla beslenip kütürdeyen sellere dönüşmeyi hayal ederken, o destansı türküsünün yankı bulamadığı boşalmış meydanlarda, adının esameleştiği hüzünlü gerçeği ile neredeyse ahrazlaşarak lal olmuştur. Sakarya; belki bir şeyler söylemek isteyecekti memleketin ahvaline ilişkin. Lakin bu günlerde o gücü kendisinde hissedememektedir. Sakarya; sevdiğinden yetim kalmış mahzun çocuklar misali tek başına ve sahipsiz kalmanın derin hüznü ile sessizce Karadeniz kıyılarına gözyaşlarını akıtmaktadır bu günlerde. 

               Çünkü Sakarya"nın vadiler boyu uzandığı bu coğrafyada; istiklalsiz kalmanın derin tehdidi ve tehlikesi baş göstermiştir bu günlerde.  

               Çünkü Sakarya"nın ovalar boyu uzandığı bu coğrafyada; birliğimizi, dirliğimizi, barışımızı, kardeşliğimizi bozmaya çalışanların, canımızdan aziz bildiğimiz toprağımıza göz koyanların, korkak bedenlerinin kimyalarını bozan ve derin korkuları karanlık yüreklerine salan milletimizin kudret mayası Al Bayrağımız oldukça horlanır olmuştur bu günlerde.  

               Çünkü Sakarya"nın sıradağlar boyunca sırtını yasladığı bu coğrafyada; esarete, sefalete, acılara ve bitmeyecek gibi görünen sonsuz kederlere karşı verilen ve bir medeniyet kavgamız olan, sevgili Cumhuriyetimizin dirayet kolonları çok yoğun saldırılara muhatap kalmıştır bu günlerde. 

               Çünkü irili ufaklı dere yataklarını cömert bedeniyle asırlardır kucaklayan Sakarya"nın vatanında; itilip ötelenmeye çalışılan 86 yaşındaki Atatürk Cumhuriyetinin bitirilmesi hesaplarının yapıldığı bir karanlık süreç, bu güne kadar hiç olmadığı kadar dirençli ve ezber bozan kıvamda bir tekâmül aşamasına gelmiştir bu günlerde. 

               Bu yazımızı; Türk Milleti"nin özgürlük şelalesi olan Sakarya Türküsü"nden derdest ettiğimiz kimi mısralarla nihayete erdirmeyi, bahsini ettiğimiz karanlık tablonun da yine bir ilacı olarak, sizlerle paylaşmaya ne dersiniz?   

 

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya: 

Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.   

    
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;  

Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.             


Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:           

Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.           


Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat:

Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

 

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?

Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:

 

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.

Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

 

Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur.

Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar