1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kızılkaya

  3. Toplumsal İşçi Sınıflarının Burjuvaziye Karşı Duruşları
Mehmet Kızılkaya

Mehmet Kızılkaya

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Toplumsal İşçi Sınıflarının Burjuvaziye Karşı Duruşları

A+A-

Toplumsal İşçi Sınıflarının Burjuvaziye Karşı Duruşları

Toplumsal İşçi sınıflarının burjuvaziye karşı duruşlarının aslında neredeyse yok denecek kadar azdır. 

 

Mülkiyetliği ellerinde bulunduran ve de elde eden patronların her zaman her şekilde para ile yatıp kalkmaları gerçek olan durumlardan bir tanesidir. Mülkiyeti elde eden patronların bütün hücreleri, bütün duyu organları adeta paraya odaklanmış bir şekilde durmaktadır. 

 

Bu kişilerin hissettikleri, gördükleri, tadını aldıkları, kokladıkları ve de işittikleri sadece paradır. Paradan başka hiçbir şeyi görmezler. Zihinlerine, bedenlerine adeta resm edilmiştir. Sürekli olarak para diyerek kendilerini de, kendi bedenlerini ve ruhlarını da adeta paralarlar.

 

Mülkiyetlerin ne büyüklükleri ne de küçük oluşları, ne az ne de çok olmaları, hangi milletten, hangi mezhepden, hangi devletten oluşları asla ama asla bu sosyal psikolojik durumunu değiştirmez. Neden mi? Çünkü her şekilde bu mülkiyet varlığını her daim yaptıkları sömürülerle kendisini var eder. Şu bir gerçektir ki, patronların kaybedecekleri sadece bir şeyleri vardır, ki o da mülkiyetleridir. Tabi burada insani olan bütün değerlerini ilk başta, yani sömürünün ilk kuruşlarında kaybetmişlerdir. 

 

Dünya üzerinde burjuvazinin yaptığı suçları sadece ve sadece sömürülerle noktalayamazsınız. Burada sömürü onun sadece bir varlık koşuludur. Bundan dolayıdır ki eli her yere uzanır. Özellikle küçücük çocukların emeklerine dahi ellerini uzatır. Öyle ki ellerinden gelse herkesi daha ama daha az bir miktar ve düşük ücretle çalıştırmaya çalışırlar. Bundan dolayıdır ki onlara göre ucuz iş gücünden sağlayacakları kar kadar asla ama asla tatlı hiçbir şey yoktur bu dünyada. 

 

Eğer ki burjuvazinin gerçekten de ciddi ya da ciddi olmayan bir sömürü için kana ihtiyaç duyuyor olsa tereddüt edilmeyecek bir şekilde tek işçinin yada soma da olduğu gibi yüzlerce işçinin kanını rahatlıkla dökebilir. Öyle ki dökülüyor da. Tabi buna direkt iş kazası da denilebilir. Ya da öyle zannederiz. Tabi her zaman bunun için de ödeyecekleri tazminat, iş güvenliği için harcayacakları paradan daha az olur.

 

Hepimizin de gördüğü ve de bildiği bir şey vardır ki o da şudur;

 

Bir çalışan, patronun istediği o yüksek sınırsız enerjiyle ürün yaratamıyor ise onu satın aldığı gibi tereddütsüz bir şekilde de kovacak bir pozisyona girebilir, tabi o patronun içi asla da sızlanmaz ve de rahatlıkla seni işten çıkarabilir. Tabi bunun da farkında olunmaktadır. Bir işçinin işine son verilmesi demek diğer işçilere ciddi bir gözdağı vermesi demektir. Öyle ki büyük işsizler ordusunu bir hamle ile yaratanlar yine kendileridir. 

 

Unutmayın ki işsizler ordusu burjuvazinin en büyük yedek ucuz iş gücüdür. İşçilerin asgari ücrete tamah etmelerinin bir diğer sebebi de budur işte.

 

Patronlar her daim işçilere daha büyük bir düşmanlık kini içlerinde barındırırlar. Patronlar her daim işçi sınıflarını bilirler ki onlarda her zaman ona göre davranırlar. Onlar içinde doğal olan budur sanırım.

 

Burada doğal olmayan şey ise; işçi sınıflarının bu sınıfsal bilincine sahip olmaması, burjuvaziye karşı hiçbir zaman kin beslememeleridir. İşçiler genel manasıyla patronları tam tezatlı olarak görmüş, bilmiş olarak görüp, saygıya değer olan, hem de büyük bir beyefendi ve de hanımefendi olarak görmektedirler. İşçi kesimi saygılarını itaat yoluyla her daim, her fırsatta gösterir dururlar.

 

Oysa sınıfsal bilincine sahip olabilmek için patronların ellerindeki kan kokusuna dek her şeyi duyabilmeyi de, görebilmeyi de gerektirir. 

 

Dünya üzerinde çoğulculuğun yaşadığı sefilliklerin, açlıkların sorunlarını ancak toplumsal işçi sınıflarına karşı sınıf perspektifiyle aşılabilir. Açlık sorunlarının temellerinde her zaman iki sınıfın çelişkileri yatmaktadır. Emekler hiçbir zaman yok edilemez, tabii olarak da işçilik de asla yok edilemez. Lakin toplumsal işçi sınıflarının burjuvaziye karşı duruşlarıyla beraber burjuvazi yok edilebilir.

 

Evet sanırım işçilere çok önemli şeyler düşmektedir. İşçilere düşen, insanlığın nefes borusuna yapışan bu burjuva şişkinliğini derinden etkileyip, alaşağı yapmaları gereklidir. Öyle ki işçi kesiminin nefes borularındaki bu şişkinlik fazlasıyla solunum rahatsızlıkları meydana getirmektedir. Lakin bu durumun farkında olmayan işçi sınıflarının bu rahatsızlıklarını daha fazla çalışarak ya da hastanelerde, camilerde ya da park kapılarında gidermeye çalışmaktadırlar. 

 

Toplumsal işçi sınıflarının burjuvaziye karşı duruşlarını her zaman sergilemek için, bu burjuvayı tarihin geri dönüşümsüz olan çöplüğüne atmanın en gerçekçi ve de adil tek yolu örgütlenmekte geçmektedir. Bu örgütlenmelerde yaşamı durdurup, birlik ve beraber olmaktan geçer. 

 

Yaşamı hepimizin yaşayabileceği bir yaşam şekliyle yeniden inşa edeceğimiz günleri görmemiz dileğiyle...

 

 

" Mehmet KIZILKAYA "

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.