Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

TEST SORUSU

A+A-

Saygıdeğer Okurlar,


        Çok sevip ve değer verdiğim bir arkadaşımın bana göndermiş olduğu, kısa, fakat düşünmemize yardımcı olacak bir hikaye ilgimi çektiği için sizlerle paylaşmak istedim.  

        Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı.
        Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim.
        Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım.
        Son soru şöyleydi; 
        “Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedir?”
        Her halde bu, bir çeşit şaka olmalıydı.
        Kadını, yerleri silerken, hemen hemen her gün görüyordum.
        Tahmini 50 yaşlarında uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı.
        Ama adını nerden bilecektim ki?
        Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim.
        Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu.
        “Tabii, dahil” dedi, hocamız...
        Ve devam etti,
        “İş yaşamınız ve yaşantınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız.
        Hepsi birbirinden farklı insanlar.
        Ama bunların hepsi, sizin ilginizi ve dikkatinizi hak eden insanlardır.
        Onlara sadece gülümsemeniz ve ”Merhaba” demeniz gerekse bile kim olduğunu bilmeniz gerekir.
        Bu dersi hayatım boyunca unutmadım.
        Hademenin adı mı?
        Ayşe idi.
       Teşekkürler Eylem
        Evet saygıdeğer okurlar,
       Şimdi ki zamanımızda, ya böyle test soruları soran eğitimciler kalmadı veya bizler çıkan bu test sorularının ne maksatla sorulduğunu ve ne anlam ifade ettiğini anlayamamaktayız.
       Bakıyorum da, aynı kan bağları olmalarına rağmen hiç kimse kimseyi tanımıyor,
       Aynı binada oturmalarına rağmen komşusunun kim olduğunu bilmiyor,
       Çalıştığı kurumdaki mesai arkadaşıyla, ailesinden daha çok birlikte olmalarına rağmen huzurlu bir çalışma ortamı için kimse çaba harcamıyor.
       Ve en önemlisi, geçmişte bu ülkede neler yaşanmış ve ne şartlarla kazanılmış diye, ibret alınması gereken dolu dolu tarih yapraklarını kimse çevirip kendi sorumluluğunun ne olduğunu düşünmüyor.
       Ülkemiz ne durumda,
       Bu cennet vatanımızın üstüne oynanan oyunların baş aktörleri kimlerdir,
       Dublörlerin bu konuda rolü nedir,
       Yardımcı oyuncular ne kadar etkili,
       Bu şekilde olmamız kimlerin işine yaramakta,   

       Velhasıl herkes bir yol tutturmuş gidiyor.
       Bu vurdumduymazlığın, sorumsuzluğun, bana neciliğin ve etrafımızda neler oluyor diye gözlemlememizin iyiye alamet olmadığını söylemeden geçemeyeceğim.
       Ağızlara çalınan bir parmak bal, ceplere konulan günü kurtaran harçlıklar ve elimize değmeyen milli gelir senaryoları, bu ülkede yaşayan bazı kesimlerin gözünü boyayıp onları mutlu edebilir,
       Fakat bu ülke toprakları üstünde yaşayan Alevi, Suni, Kürt, Türk, Ermeni, Laz, Çerkez Hiristiyan, Yahudi  her bir vatandaşın refah ve huzuru yoksa test sorusunu yanıtlayamamışız demektir.
       Biz bu ülkede yaşayan farklı dil ve din kardeşlerimizi tanımalı ve onlarla muhabbetimiz olmalı ki,
       Ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK"ün bu türlü sorulara verdiği doğru yanıtı bilmiş olalım.
       Ne miydi yanıtı?           
       YURTTA SULH CİHANDA SULH
       Saygılarımla,

       BİLGİ KULLANILDIĞINDA AYDINLIK VEREN IŞIK GİBİDİR
       KULLANILMAYAN BİLGİ İSE, DÜĞMEDEN AÇILMAMIŞ LAMBA GİBİDİR.

Önceki ve Sonraki Yazılar