1. YAZARLAR

  2. Sabri YALIN

  3. SURİYE - SURİYE
Sabri YALIN

Sabri YALIN

Yazarın Tüm Yazıları >

SURİYE - SURİYE

A+A-

İki yıl kadar önce Gaziantep’te dostlarımızı ziyaret ederken onların önerisiyle eşimle birlikte Halep Şehrine yani Suriye’ye gittik.. Halep şehrinin temizliği konusundaki olumsuz görüntüleri bir kenara bırakacak olursak Suriye’de bize gösterilen candanlığı inkar edecek olursak nankörlük etmiş oluruz. Yani Suriye ve Türkiye halklarının kardeş gibi olduklarını bizzat gördüm.
NELER OLUYOR BÖLGEDE
   Geçen yıla kadar kanka gibi olan iki ülke arasında neler oluyor?  Suriye ile ilişkilerimiz çok uzun yıllardır uçlarda geziyor. Yani ya en yakın dost ya da en yakın düşman olarak ilişkiler sürüyor. 1990’lı yıllarda su ve terör nedenleriyle neredeyse savaş aşamasına geldiğimiz komşumuzla iki yıl önce de vizeleri kaldırmıştık. Şimdi ise savaş aşamasındayız. Son durumu özet olarak şöyle;.
   1- Esad rejiminin kendi halkına karşı katliama girişmiş olması sadece Türkiye'nin değil, tüm dünya kamuoyunun tepkisini çekiyor. Ürdün ve Lübnan'da halk sokaklarda.. Suudi Arabistan, Katar ve Bahreyn ise büyükelçilerini geriye çekti. AB'nin tepkisi ise kişilere yaptırım uygulama yönünde. BM Genel Sekreteri  Rasmussen'in NATO ülkeleri arasında bir konsensüs olmadığından askeri seçeneğin zor olduğunu söylemesine karşın bazı ülkelerin bu konuda aktifleşmesi sözkonusu... İngiltere ve ABD bu konuda başı çekebilir. Zira İngiltere Dışişleri Bakanı Hague Suriye'ye yönelik BM şemsiyesi altında askeri bir müdahalenin uzak bir ihtimal olmadığını söylüyor.. İran'ın da dahil olması ihtimali ile çatışmanın vehametini ortaya koyuyor.,
   2- Esad yönetiminin sert ve acımasız yönetimini önlemek  bugüne kadar yürütülen sözlü diplomasi ile mümkün görülmüyor. Belli ki Esad 'Yaptığım birçok reforma rağmen asiler direniyor. Devleti çökertmek istiyorlar' deme noktasında beklemektedir. Bugüne kadar babasından  öğrendiği ve başarılı da olduğu yöntem 'güç kullanmak'...O zaten kendisine uluslararası bir müdahale yapılabileceğine de inanmıyor.
   3- Arap baharının başından beri devrik liderlere yönelik tavırlar, Kaddafi , Mübarek ve Abdurrahman b. Ali!nin başına gelenler Esad’ın koltuğa yapışması için başka bir neden olarak da görülebilir.. Yani artık bu bir yaşam mücadelesi..
   BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ Mİ?
Suriyeli siyaset yorumcusu  Ebu Abdullah Suriye'de meydana gelen olayların bir proje dahilinde gerçekleştiğini ve bu projenin maliyetinin 3 milyar dolar olduğunu söylerken olayların nedeni olarak şunları ileri de sürüyor "Büyük Orta Doğu Planı'nın amacının sorunsuz bir büyük İsrail devleti kurulması ,. Bunun gerçekleşmesi için Suriye'nin 4'e, Lübnan'ın 8 kantona ayrılması ve Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ile Libya'nın 3'er parçaya bölünmesi gerektiğini ve zaten Libya’nın üçe bölünmek üzere" olduğunu söylüyor
OLAYLAR NASIL ÇIKTI
  Suriye 1970’ten beri Hafız Esad tarafından yönetilmekte iken 2000 yılında ölümü ile oğlu Beşşar Esad yönetimi devralmıştır.  2011 yılının Mart ayında Ortadoğu'da yaşanan dalgalanmalardan etkilenerek sokağa dökülen halk reform isteğiyle gösteriler düzenledi. Birçok insanın ölümü sonucunda Muhammed Naci el-Otari'nin başbakanlığındaki hükümet 29 Mart 2011 tarihinde istifa etti. Ancak El Otari geçici olarak hükümet kuruluncaya kadar Beşşar Esad tarafından Başbakan olarak atanınca Şam başta olmak üzere pek çok şehirde onbinlerce kişi hükümet karşıtı gösteriler düzenledi. Sonuçta Suriye’deki “Arap Baharı”, Suriyeli direnişçileri kasıp kavuran, katleden bir kasırgaya dönüştü. Suriye Devlet Başkanı Beşşar el-Esad, aslında bu güne kadar pek çok konuda reform sözü verdi. Bunlardan bazılarını gerçekleştirdi de. Örneğin yaklaşık 50 yıldır mevcut olan “Olağanüstü Hal”i kaldırdı. Vatandaşlıktan çıkarılmış bulunan 260 bin-300 bin arasındaki kişiye vatandaşlık hakkının geri verildiğini bildirdi. İki kez genel af ilan etti. Ağustos 2011’de Parlamento seçimleri yapılacağını ve yeni Meclis’in de Eylül 2011’de reform yasalarını çıkaracağını söyledi. Hatta son olarak yeni siyasi partiler kurulmasına da izin verdi.  Ancak, her ne hikmetse “Cumhurbaşkanlığı Seçimleri” konusunu pek dillendirmedi. Her ne kadar “reform” sözleri verilmişse de, Suriye’deki direnişçilere bir taraftan da “Balyoz” gibi inmeye devam etti. Direnişçilere karşı “demir yumruğun” şiddeti arttıkça mülteci ya da sığınmacı olarak yurtdışına kaçanlar oldu. Sığınmacıların ilk grubu içerisinde yer alan 264 kişilik grup Mayıs 2011 başlarında Hatay vilayeti içerisindeki Yayladağı ilçesine sığındılar. 14 Mayıs’ta ise Suriye kuvvetleri Lübnan sınırı üzerindeki Tel-Kalak kasabasına girmesiyle sayısı 1.000 civarında olduğu söylenen Suriyeli de Lübnan’a kaçtılar. Bunun ardından gelişen olaylarda Türkiye’yee sığınan Suriyeli vatandaşların sayısı 25.000 kişiyi bulmuştur.  
DEĞERLENDİRME
Yıllardır kardeş olduğumuz Suriye’ye askeri bir müdahale şu ana kadar diğer ülkelere yapılan müdahale için muhtemel tehlikelerin üzerinde bir risk taşımaktadır. Dip komşumuzda meydana gelecek olumsuz gelişmeler doğrudan ülkemizi etkileme ihtimali de büyüktür. Haydi bunu geçelim, bize bunun bir faydası da olmayacak , hatta savaş nedeniyle zararı da olacaktır. Irak’a yapılan müdahale’de Türkiye’nin zararları karşılanacak diye ABD tarafından söz verildiği halde yerine getirilmediği unutulmamalıdır.
  İyi haftalar
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.