1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. SÖZDE AYDINLAR
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

SÖZDE AYDINLAR

A+A-

           SÖZDE AYDINLAR
      

Saygıdeğer Okurlar,

       Ülkenin birinde lokanta işleten bir iş yeri sahibi giriş kapısının önüne bir tabela koyar.
       Tabelada şunlar yazılmıştır.
       “Siz yiyin torununuz ödesin.”
       Yoldan geçenler lokantaya girip yemeğini yedikten sonra hesap istediklerinde gelen hesap pusulasında “torununuz tarafından ödenecektir ” yazılıdır.
       Bu sırada, iş için orada bulunan uyanık bir Türk vatandaşı, yazıyı görüp lokantaya girer ve tabelada yazılanların doğru olup olmadığını sorar.
       Aldığı yanıt üzerine, yemek siparişi vererek karnını doyurur ve hesap ister.
       Hesap pusulasında bahsedildiği üzere “ torununuz tarafından ödenecektir” yazılıdır.
       Velhasıl, bu uyanık hemşerimiz birkaç defa daha bu ülkeye gidip geldiğinde ayni yere uğrar ve hep aynı hesap pusulaları ile karşılaşır.
       Günlerden bir gün yine iş gereği o ülkeye tekrar gitmesi gerekmektedir.
       Lokantayı arayıp aynı işlemin devam edip etmediğini sorar ve olumlu yanıt alır.  
       Bunun üzerine eşine bir jest yapmak ve dostlarına da hava atmak için eşinin doğum günü için arkadaşlarını o ülkeye davet eder ve topluca lokantaya giderler.
       Yemekler, pastalar, tatlılar meyveler içkiler su gibi akar,
       Adam kendinden emin bir eda ile hesabı ister,
       Hesap pusulası gelir, fakat hesap pusulasındaki rakamı gören adamın gözleri nerdeyse fal taşı gibi açılır.
       Çünkü hesap beklemiyordur.
       Ayrıca pusulada çok kabarık bir hesap görünmektedir.
       Hemen hesap pusulasını alarak iş yeri sahibinin yanına gider.
       Gelmeden aradığını ve ona yediğinizin hesabını torununuz ödeyecek denildiğini söyler.
       İş yeri sahibi “tabii ki efendim, bugün yediklerinizi torununuz ödeyecek, gelen hesap ise dedenizin” der.
       Evet saygıdeğer okurlar,
       Biz Türkler maalesef, biraz kendi cebimize uyanığızdır.
       Şimdi şu sıralar bakıyorum da, nerede ise 1 asır öncesi ne yaşanıldığı net bilinmemesine rağmen,  birilerinin düğmeye basması ile ülkede kamplaşmalar yaratılmaya çalışılıyor.
      Kendilerini “Aydın” diye nitelendiren bazılarının açtıkları bir özür dileme imza kampanyasında kurtuluş savaşı yıllarında ne olduğu net bilinmeyen,
       Fakat bu dedenizin hesabı diye bir hesap pusulası çıkarılmış.
       Öncelikle bu hesap pusulasının doğruluğunu öğrenebilmemiz için tarafsız tarihçiler tarafından tüm yazılı belgelerin arşivlerden çıkarılarak esas özür dilemesi gerekenlerin kim olduğunun öğrenilmesi gerekir.
       Bu bir,
       Bu imza kampanyasını açan kişilere niye” Aydın” deniliyor onu öğrenmek içinde “Aydın” kelimesinin tarifi bilmek lazım,
       Bu da iki,
       Önce “Aydın”  kelimesinin tarifini yaparak bu konuyu açalım.

“Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli, kendinden önceki ilimlere vakıf, çağın gereksinimlerini benimseyip gelişmeleri takip edebilen topluma yol gösteren cesur, atılgan, dürüst ve adil olan münevver bir kimse” demekmiş.
      
Evet bu tariften anlaşılacağı üzere imzayı başlatan bu kişilerin tarife ne kadar uyup uymadığını,
       Bu imzayı başlatmalarında ne kadar vicdanlarına göre hareket edip etmediklerini,
       Bizim tarihimizi inceleyip incelemediklerini,
       Atalarımızın savaş yıllarında karşısındaki yaralı düşmanına bile nasıl davrandığını araştırıp araştırmadıklarını da bilmediğimiz gibi,
       Hangi ülkenin arşivini inceleyip, hangi tarihsel belgelere dayanarak bunu tespit ettiklerini
       Ve bu imza kampanyasını başlatmalarında maddi veya manevi yan etkenler var mıdır?
       Öncelikle, bunların sorgulanması ve bilinmesi gerekir.
       Aklı olan tüm canlılarda olduğu gibi bu imza kampanyasını başlatanların,  ölmüşle olmuşa çare olmadığını bildiklerini sanıyorum.
       Bu vesileyle, imza kampanyasını başlatmalarına neden olan şeyin kendilerine göre insanlığa karşı yapıldı dedikleri bir suç mudur?
       Yoksa Yılmaz DİKBAŞ hocanın 20 Aralık 2008 tarihli bir yazısında okuduğumuz gibi AB’den cüzdanlarına hibe diye konulan Avro’lar mıdır?
       Gözümüzle şahit olmadığımız için, bunu da biz bilmiyoruz.
       O zamanki savaş yılları ortamında varsa yaşanılan karşılıklı yanlışlıkların belgelerinin tarafsız kişilerin gözetiminde arşivlerden çıkartılmadan yapılan bu davranış kamplaşma yaratmaktan başka bir işe yaramamıştır.
       Ayrıca bunların gündeme getirmekle iki ülke ne kazanacaktır,
       O da meçhul,
       Açık söylemek gerekirse Tanrı’nın yaratmış olduğu tüm canlı varlıklara karşı yapılan katliam, kıyım ve itlafların hiçbir haklılık tarafı yoktur ve olamaz.
       Kendi rahatları için ormanları yakıp yıkıp yok ederek,  zevkleri için hayvanları katlederek Tanrı’nın tüm canlı varlıklara sunduğu doğanın dengesini bozup insanlık suç işleyenler adına,
       Hiçbir karşılık beklemeden verdiği bu nimetleri katlettiğimiz için, öncelikle Tanrı’dan bizleri affetmesi dilense bence daha doğru yapılmış olurdu.
       Evet özür dilemek erdemliliktir.
       Fakat bunu Yılmaz DİKBAŞ hocanın yazısında belirttiği üzere, eğer attıkları imzalar bir bedel karşılığında ise, o da sözde aydın diye geçinenlerin kişiliksiz ve şahsiyetsiz bir davranışıdır.
       Aydın olmak ise, ben Aydın’ım demekle değil, yukarıda verilen tarife harfiyen uymakla olduğunu belirtmeden de geçemeyeceğim.
       Ayrıca ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ölümünden sonra bizleri yanlış yönetenlerin ülkeyi ne duruma getirdiğini
       Ve bu yüzden, dönen kısır çekişmeler sonucunda, rüşvet in, yolsuzluğun ve hırsızlığın diz boyu olduğunu, devleti talan ederek yandaşlara ve emperyalist güçlere peşkeş çekildiğini hepimiz görmekteyiz.
       Bunların üzerine giderek, toplumu aydınlatmak ve yanlış yapanları doğruya yönlendirmek varken, sözde vicdanlarını temizlemek adına, kendi ceplerini düşünmek ne kadar vicdanlı bir yaklaşım davranışıdır.
       Artık bu bölgenin, dil, din ve ırk ayrımı yapmadan, toplumların menfaatlerini ön planda tutan,  
       Adam gibi adamlar tarafından yönetilen,
       AYDINLIK, LAİK ve DEMOKRAT bir TÜRKİYE’ye gereksinimi vardır.
       Bu yüzden de, VİCDANI ile CÜZDANINI karıştıran uzaktan kumandalı SÖZDE AYDIN’lar yerine,     
       Topluma yol gösteren, CESUR, DÜRÜST, ATILGAN ve ADİL olan ÖZDE AYDIN’lara ihtiyaç olduğudur.
       Saygılarımla,
     
       HAKSIZLIKLAR KARŞISINDA DİK DURMAYIP BOYUN EĞİYORSAN    
       KENDİNE VE ÜLKENE EN BÜYÜK İHANETİ SEN YAPIYORSUN

                                                                                                                        dost.kosesi@hotmail.com           


 

Önceki ve Sonraki Yazılar