1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. SONSUZLUĞA IŞIK YAK   
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

SONSUZLUĞA IŞIK YAK   

A+A-

       Saygıdeğer Okurlar,

       Kibrit çöpünün bir hikâyesi olduğunu ve biraz düşündüğümüz de insanların yaşantılarına benzerliği olabileceğini hiç aklınıza getirdiniz mi?       Buyurun beraber değerlendirelim;       Kibrit kutusu insanların yaşadığı toplumu ifade eder bir bakıma,       Bazı kibrit çöpleri vardır.       Bir amaç için yanarlar, kimi bir sigara yakar, kimi bir ocak, kimi boş yere yanıp tükenir hiçbir işe yaramadan,       Kimi ise bir ormanı, bir evi, büyük bir alanı yakar kül eder kendisiyle birlikte,       Kibrit kutusunu açıp baktığınızda hepsi aynı gibi gözükse de birbirinden farklı kibrit çöpleri vardır.       Bazı yanmayacak kadar incedir, yakarken kırılır zannedersiniz ama en iyi o yanar kibrit kutusunda,       Bazıları da epeyce kalın olur, zannedersiniz ki yanınca yeri göğü yakacak ama yakınca bir bakarsınız fıs diye bir ses çıkarır kendisini bile yakamaz,       Sadece ucundaki kimyasal madde alev bile almadan kararır gider.       Kimileri eğri büğrüdür ama yine de bir kibrit çöpünden beklenen fonksiyonları eksiksiz yerine getirirler.                   Yanıp bitme hayatın bitmesi gibidir, ucundan başlar yavaş yavaş dibine doğru gider ve sonunda kapkara bir şey kalır.       İşte insan yaşamı da bu kibrit çöplerine benzer,       Kimi insanlar vardır, kötü işler yaparlar, orman yakma misali,       Kimi insanlar vardır, kendinden bekleneni asla yerine getiremezler, kalın kibrit çöpü gibi kendi kendilerini yok eder giderler.       Ama kimi insanlar vardır, bir lambanın fitilini yakarlar, kendileri yok olup gitse de, bıraktıkları ışık sonsuza kadar kalır.       Evet, saygıdeğer okurlar,       Bu hikâyeden çıkarılması gereken bazı mesajları yaşanılan bir örnekle birlikte paylaşalım.       Sevdiğim ve değer verdiğim bir ağabeyim bana geçenlerde yaşadığı bir olayı anlattı bende onu sizle paylaşmak istedim.       Çukurova Üniversitedeki bir Prof. arkadaşına ulu önderimizin imzasını taşıyan bir rozet hediye etmiş.       Yakasında bu rozeti taşıyan arkadaşına diğer bir Prof. hocam bu yakanda farekuyruğuna benzeyen şey de nedir diye laf atmış.       Ulu önderimizin imzası olan rozeti yakasında taşıyan kişi o an dona kalmış, yanıt verememiş ve gelip bunu da rozeti hediye eden değerli ağabeyime anlatmış.       O da örümcek kafalı, küçük beyinli olan Profesöre birkaç söz söyleyemeyen arkadaşına haliyle sitem etmiş.         Düşünebiliyor musunuz?       Ben sizlere miras olarak, ilim ve irfan bırakıyorum diyen ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk sayesinde özgürce okuyup Profesör olmuş birinin patavatsızlığını,       Bilim yuvalarında küçük beyinli ve örümcek kafalı böyle öğretim görevlilerinin olması kabul edilebilir mi?       Sanıyorum ki, sizler de benim gibi bunu kabul etmiyorsunuzdur.       Çocuklarımızı vatana millete faydalı birer fert olarak topluma kazandırması gerekenler böyle örümcek kafalı, yobaz ve kişiliksiz olursa, hangi öğrenciye vatan sevgisinin değerini ve kıymetini anlatacaktır?               Ulu önderimiz ATATÜRK’ün emaneti olan Laik Cumhuriyette yaşayacaksın, onun ve silah arkadaşları sayesinde belli mevkie, konuma geleceksin ve sonra kendi basit kişiliğini yansıtan söylemlerde bulunacaksın.        Ama ne yazık ki, burada en büyük handikabımız, ulu önderimizin isminin arkasına sığınıp onun düşüncelerini aktaramayan ve bir şey üretemediği halde belli noktaları parselleyerek ülkenin önünü tıkayanlardır.       Sonuç olarak;       Kimi insanlar makam ve koltuğa oturduğunda adamdan sayılır ve kalın kibrit gibi sadece kendini yakıp fıs diye ses çıkararak kendini bile yakamadığı halde sessizce yok olup, geldikleri gibi giderler.       Kimi insanlar ise, bir lambanın fitilini yakarlar, kendileri yok olsa bile, bıraktıkları ışık sonsuzluğa kadar kalır.

       Bu dünyaya gelişimizin bir sebebi olduğunu, herkesin geleceğe bir lamba fitili yakmasını,

       Hayattan yok olup gittiğinde sonsuzluğa kadar olmasa bile, bir ışık bırakmaları gerektiğine inanıyorum.       Yaktığı ışıkla ülkemizi aydınlatmaya devam eden, bizlere Tanrı’nın bir lütfu olan ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK başta olmak üzere silah arkadaşlarına Tanrı’dan rahmet diler,   

       Onu dünyaya getiren başta annesi Zübeyde Hanım olmak üzere birer ışık bırakarak aramızdan ayrılmış tüm kadınları rahmetle ve minnetle anarken,  

        Bu vesileyle, bizlere olan emeklerinin Hakkı ödenemeyecek tüm kadınların 8 Mart Dünya kadınlar gününü kutlarım.

        Saygılarımla,

       BENİM NAÇİZ VÜCUDUM BİR GÜN ELBET TOPRAK OLACAKTIR       FAKAT TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR                                                                                                          Mustafa Kemal ATATÜRK

 

       BIRAKTIĞIN IŞIK HİÇ SÖNMEYECEK 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar