1. YAZARLAR

  2. Mehmet ŞENER

  3. Sivil toplum örgütünde bulunmak
Mehmet ŞENER

Mehmet ŞENER

Yazarın Tüm Yazıları >

Sivil toplum örgütünde bulunmak

A+A-

Sendikacılığa başlayalıdan beri hiç eğilmedim, bükülmedim. Elimden geldiğince toplumun her kesimine hizmet sunmaktı amacımız şükür gerçekleştirdik.

Ekibimde çalışanlara buradan teşekkür ediyorum.

Sivil toplum örgütü olarak sendikacılık öncelikle özveri gerektiriyor. Fedakârlık yapamam diyenler bu görevlere talip olmamalıdır.

Bizim kültürümüzde kişiler mi desem, liderlere mi bağlılık var desem, öndeki kişi ileri görüşlü olursa bulunduğu kurumu zirveye çıkarır.

Tabiri caiz ise olmaz ve bitti, tükendi denilen kurumu can suyu dökmüşçesine canlanmayı sağlar. Diriltir. Neyle elde eder bu başarıyı?

 Ekibinin katkısıyla. Liderin ufkuyla. Çalışmasıyla, gayretiyle, coşkusuyla.

 Lider dediğimiz kişi kendini daima karşısında ki insanın yerine koymalıdır. Sivil toplum örgütünde aleniyet önemlidir. Gizlilik yani kaba olacak ama ayak oyunları kuruma zarar verir. Belki kişilerin orada ki makamı koruması suni olarak uzar. Aslında makam da kalma süresi can çekişiyordur. Ölüm dirisidir.

İletişim noktasında eksikliği olan kişi hiçbir şekilde bende sendikacı olurum demesin. Telefonunuza anında cevap veremeyen, ihmal eden, işleri sürüncemede bırakan kişinin yaptığının tarifini kendisi yapmalıdır.

Kırılma noktası Kutadgu Biliğde okudum. Yöneticinin en önemli vasfının güvenilir olmasıdır. Ne kadar önemli güvenilir olmak? Tüm hayatımızda böyle olmalıyız.

İkincisi hak sahiplerinin hakkını vermektir. Sivil toplum kuruluşlarının gelirleri bellidir. Tüzükleri vardır. Her adımını tüzüğe göre atmalıdır sivil toplum örgütünde bulunanlar, yöneticiler, üyeler.

Sendika veya dernekte çalışan kişilerin istisnalar hariç hizmet için vardır. Lider ayrımcı olmamalı, aksine birleştirici, uzlaştırmacı olması gerekir.

Lider üyelerden birine kulak verip diğer kişileri dışlamadan idare etmesini bilmelidir. Bazıları kalkar kural bilmeden, yöntem bilmeden, iş yapar. Elbette yerel bazda değil

Değerlendirmemiz.

Böyle sivil toplum kuruluşlarında tecrübeli dostumun biri şöyle demişti; üye az iken hatırını soran olmaz. Lakin üye sayısı artınca milletin gözü açılır o yönetiyorsa bende yönetirim der, üyeleri yönetmeye talip olurlar.

Elbette olacaktır. Olmalıdır da,  olamaz diye kural yoktur. Ancak yukarı değindiğimiz gibi tüm kararlar yönetim kurulunun aldığı karar doğrultusunda yapılmalıdır.

Bu kurala uymayan kurumlar ne kadar sağlıklı olabilir?

Olur, mu dersiniz? Hiç sanmam. Olmamış tarih boyunca. Tüzük kurallarının ışığı altında olursa; hiç kimse konuşamaz.

Diyelim ki, yönetim kurulundan ayrıldınız. Derneğinizin veya sendikanızın tüzüğüne göre hareket etmeniz gerekir.

Yönetimden istifa eden aday olamaz karinesi var mı? Var diyelim, üye olan aday kişiye tebliğ edersiniz ve tüzüğü yazanların emekleri böylece değerini bulmuş olur.

Sivil toplum kuruluşlarında çalışmanın zorluğunu birçoğunuz bilir. Toplum sizi tanımıştır. Üye olduğunuz yerde istediğiniz olmuyorsa, değer verme noktasında sıkıntı varsa, kişisel uyumsuzluk varsa durmasının orada kalmanın, kayıtlı olmanın anlamı yoktur bence.

Basından takip ettiğim kadarıyla yönetim kadrosunda bulunan insanlarımız nasıl yetkili olurken iradelerini kullanmışlarsa, ayrılırken de özgür ve hür olarak ayrılmıştır. Ayrılıyorlar. Hiç kimsede hakkında ileri geri konuşmuyor.

Tercih kişinindir. Günümüzde, geçmişte üyelikten ayrılan ne siz ilksiniz ne de sonsunuz.

Bulunmanızdan bulunmamanız hayırlı olan yerde durmanın anlamı yoktur. Aile yaşantısı bile böyle değil midir?

Huzursuzluk, sıkıntı boyumuzu aşmışsa ne olur? Aile birliği dağılır. İşte ayrılan kişiye burada hitap çok önemlidir.

Gerçek lider öfkesiyle konuşmaz. Vefa duygusunu çiğnemez. Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırını güder. Tabii pişerek gelmişse liderliğe.

Bizim kültürümüzde saygı vardır. Önce kendini hesaba çekme vardır. Bende kusur var mı acaba diye?

Kabahat karşıda olsa bile gelip illaki sana biat etmek zorunda değildir ki kıyamete kadar senin yanında bulunacak diye kural mı var?

Bu işler gönül işidir. Tercihinden dolayı hiç kimse kınanamaz. İnsan haklarına saygıda kusur işlenemez.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.