Gürhan GÜRSES

Gürhan GÜRSES

Yazarın Tüm Yazıları >

SİMURG

A+A-

SİMURG

Farsça bir sözcük

Si otuz demek, murg kuş.

Kaf Dağı"nın yolcuları,

Kuşlar sultanının mekânı.

Zümrüdü Anka olma arzusu,

Ulaşılmaza ulaşma çabası.

Tasavvufi bir izah,

Bâtıni bir hakikat,

Zahiri bir saadet.

Menzil uzun, adımlar kısa.

Yolda ateşten deniz,

Yılandan ejderha,

Camdan kırık.

Eziyet adına ne varsa,

Cefa adına ne varsa,

Bu güzergâhta yolcuya misafir.

Tırnağımızla duvarı kazımamız,

Dişinizin ete geçmesi,

Ruhunuza çuvaldız batırılması.

Sınav zor, yol berbat

İçe doğru harekât

Öze doğru, size doğru.

Bir ben vardır diyen sese,

Şah damarımızdan yakın olana,

Hu diyelim canlar.

Kaç dinlediniz kendinizi,

Stetoskop değildir iç sesimizi algılayan,

Röntgen değildir içimizi gösteren.

Bize bizden yakın olana selam olsun.

Surda üflenen,

Ahirde sorgulanan,

Nura gark olan.

Ey kâmil insan,

Mevlana" da ney

Pervane"de ateş

Şeyh Galip"te zübde-i âlem

Ey varı var eden, yoku yok eden.

Süleyman"a kuşdilini öğreten,

Eyüb"e sabrı veren.

Yolculuk sanadır, atiden maziye

Uçtan köke, daldan köke…

Tuba ağacıyım, kevser suyuyum,

Hurma ağacıyım, çöllerde deve iziyim.

Hep senin peşinde,

Hep ardında su misali.

Kasidelere, neşidelere, gazellere konu olan.

Hangi limanın meskûnlarısınız,

Hangi vizyonun muhatapları.

Kaf Dağı "nız belli mi?

Rüzgâr usulden esmeye başladı

Hissettiniz mi?

Yelkenler fora dediniz mi?

Bilmez misiniz Hicaz"a hacca giden

Karıncanın minik öyküsünü.

O küçücük gövdesiyle,

Binlerce kilometre öteye:

-Bu ne hal karınca kararınca kardeş!

Bu ne çıkın, bu ne vaziyet?

-Hicaz"a hacca, der karınca

Göğsünü gere gere.

-Ya bu küçücük gövdenle, bu küçücük ayaklarınla,

Herhalde menzile erişmeyi düşlemiyorsundur

Ahmak karınca?

-Siz benim düşlerimin gölgesini bile tahayyül edemezsiniz?

Zikredilen mekâna erişmem mümkün olmayabilir.

Ancak o yolda ölmem de yeter bana!

Der ve yola koyulur.

Karıncayı da örnek alamazsın ey biçare

Ey zavallı âdemoğlu?

Uğruna ölebileceğin bir davan yoksa

Yaşadım deme lütfen.

Hep pineklemek mi düşer bize,

Sorarlar yarın: “Nereye ey biçare insan?” Diye.

El –cevap: “Kahveye.”

“Ya dur hele bir, ne yaparsın orada?”

El- cevap: “Fayans dizerim kat kat, ömrümdeki tek tat.”

Ebrehe"nin ordusunu ufacık gagalarıyla taşıdıkları

Mermiden güçlü çakıllarla yok eden Ebabil"leri de bilmez misin?

Bu ne güç yarabbi! Bu ne zahmet ki ahiri zafer.

Gagalar kırıldı, gagalar kanlandı.

Sorarım dostlar: Zafer yolunda kırılan gagalar sevilmez mi?

Kanayan dudaklar öpülmez mi?

Karşınızda dev gibi bir ordu

Sorular çetrefilli,

Yorumlar farklı,

Yollar engerekli.

Tuz-buz edilmiş camlı, dikenli yollar

Ayaklar çıplak.

Yürümek asıl o zaman anlamlı.

Şeyh Galip"in Hüsnü Aşk"ıyım.

Mevlana"nın Mesnevisi.

Mansurun darağacıyım,

Nesiminin yüzülen derisi.

Bir öfkeyim gözlerde, bir nefretim kalemde.

Çaresizseniz çare sizsiniz. Diyen Necatigilim şiirde.

Yangın var a dostlar, yangın var!

Yürek yanıyor, orman yanıyor; herkes bakıyor.

Çarnaçar bir güvercin habire su taşıyor gagasıyla.

Ey güvercin sana mı kaldı bu yük?

Taşıdığın su ne kadar da çare?

-Benim gücüm bu kadar, elimden gelen bu.

Son nefesime dek, gagamla taşırım suyu.

Bir güvercin kadar olamadıktan sonra

Gayretimizi bir güvercin kadar anlamlaştıramadıktan sonra,

Yaşamışsın ne yazar?

Ferhaaat, Ferhaaat,

Önünde Bi"Sütun Dağı

Vermişler kazmayı Ferhat"a, koymuşlar ahretten sınava.

Yar sana uzak Ferhat, bu yol sana tuzak Ferhaaaat !

Kaz şu koca dağı, kaz!

Vay Ferhat vay!

Durur mu aslanım, yiğidim, Ferhat"ım.

Daha ilk vuruşta kazmayı dağa,

Tutturmuş “Çoğu gitti azı kaldı.”diye.

Kim Ferhat"ın iradesine sahiptir.

Önündeki dağ gibi sorunları; küçük küçük, ilmek ilmek

Kim söküp atabilir?

Sınav zor, yol çetin.

Her işte Eyüb sabrı gerektir.

Richard Bach"ın Martı"sı arşa çıktı kendisini bulmak için.

Simurg olma sevdası taşımayan kuş ne zavallı,

Hacca gitme ideali olmayan karınca ne yazık,

Ebabil olup Ebrehe"ye taş atıp mücadele etmek ne güzel,

Güvercin olup dağ gibi yangınlara kanat çırpmak ne kutsal,

Ferhat olup şirin uğruna dağları düz eylemek ne harika,

Eyüp olup verilen sıkıntılara şükretmek ne anlamlı,

Mecnun olup Leyla"sının peşine düşmek ne zarif.

Bu yazıyı buraya kadar okumak ve yarın için bir şeyler çıkarmak,

Eh iştelik bir yaşamda,

İdare ederlik bir ortamda ne kadar da manidar.

Herkes çıkınına düşenini alsın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.