1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. ''Seçim barajı %5 olsaydı AK Parti tek başına iktidar olurdu''
''Seçim barajı %5 olsaydı AK Parti tek başına iktidar olurdu''

''Seçim barajı %5 olsaydı AK Parti tek başına iktidar olurdu''

Yenişafak gazetesi yazarı Atilla Yayla'nın / haziran seçimleri ile ilgili analizi.

A+A-

7 Haziran seçimleri ve AK Parti

7 Haziran seçimlerinin ardından AK Parti hakkında yorum ve değerlendirmeler sel gibi boşaldı. Sanırım diğer üç partiyle ilgili yorumların toplamı AK Parti hakkında yapılanların onda birine ulaşmaz. Mamafih, bu yorum ve değerlendirmelerin birçoğunun metot ve mantık bakımından yanlış olduğu kanaatindeyim.
Bir kere hem parti içinden hem dışardan bazıları çok üst perdeden ve buyurgan bir edayla yazıyor, konuşuyor. “Şunları şunları yapsaydın böyle olmazdı” veya “şunları şunları yapsaydın şöyle olurdu” yazılarında saçmalıklar çok. İnsanlar AK Parti'nin kendi bakış açılarından doğru ve yanlışlarıyla oy oranındaki değişmeyi otomatikman ilişkilendiriyor. Oysa onların öyle görmesi arada ille de bir bağ olduğunu göstermez. Bu tür yazılar döktürenler çok biliyorlarsa kendileri bir parti kursunlar ve tüm oyları toplayarak iktidara gelsinler. İkinci bir yanlışlık geniş seçmen kitlelerinin tespit edilebilir itirazlarıyla kibri ve kini aklını aşan kimi aydınların AK Parti karşıtlığını ve hatta düşmanlığını birbirine karıştırmak. Bir parti şımarık ve toplumda karşılığı olmayan aydınların beklentilerini mi yoksa toplum kesimlerinin taleplerini mi tatmin etmeye çalışmalı?
Önce çok önemli bir noktanın altını çizelim. AK Parti bu seçimde tek başına hükümet kurma başarısı elde edemedi ama ağır bir yenilgi de almadı. Yüzde 41 oyla birinci parti oldu. Kendisinden sonra gelen partiye 15 puan fark attı ve peşinden gelen iki partinin toplamı kadar oy topladı. Bu özellikle 12 yıllık müthiş yoğun bir iktidar döneminden sonra büyük bir başarı olarak görülebilir. Bu oranla normal şartlarda iktidar olması gerekirdi. Ancak, seçim sistemi sürprizlere gebe. Bu sistem 2002 seçimlerinde AK Parti'nin işine yaramış ve Meclis'te neredeyse oy oranının bir katı milletvekilliğine sahip olmasını sağlamıştı, bu sefer tersini yaptı ve iktidar olması gerekirken onu iktidardan uzaklaştırdı.
Bu olay hem AK Parti hem demokrasimiz açısından barajın işlevsiz hâle geldiğini gösterdi. Bunun altını daha önce de çizmiş ve AK Parti barajı %5'e düşürse bundan muhtemelen kazançlı çıkar demiştim. Geçenlerde Gülay Göktürk de bir yazısında bu hususa işaret etti. Baraj %5 olsaydı HDP 6-7 gibi bir oranla barajı aşar ve muhtemeldir ki AK Parti tek başına iktidar olurdu. Demek ki uzun vadede önemli olan seçim barajına dayalı taktik ve stratejik hesaplara girişmek değil ilkesel olarak doğru olanı yapmakmış.
İstikrarlı demokrasilerde iktidar partileri en fazla iki, bilemediniz üç dönemde bir değişiyor. Toplumun da partilerin de yenilenmek için buna ihtiyacı var. Her iktidar yıpranır ve yorulur. Toplumun genişçe kesimleri iktidardan bıkar. İktidar değişiklikleri partilere de toplumlara da dinlenme ve kendini yenileme fırsatı verir. Dolayısıyla, şaşıracak bir şey yok. İyi bir demokraside insanlar iktidar değişiklikleri vuku bulduğunda pek endişe etmez. Bu duruma ulaşmak için Türkiye'nin daha alması gereken uzun bir yol mevcut. Konuştuğum mütedeyyin kadınlar çok korktuğunu söylüyorsa, diğer partilerin şapkayı önlerine koyup düşünmesi lâzım.
Türkiye'de en mühim sorunlardan biri partilerin kurumsallaşamaması. ANAP, DYP gibi zamanında iktidar olmuş partiler bu yüzden yok olup gitti. CHP ve MHP bir ölçüde de olsa kurumsallaşmış durumda. Bunun ölçülerinden biri lider değişikliği gerçekleştirdikleri hâlde ayakta kalmaları ve büyük parti niteliğini korumaları. AK Parti'nin kurumsallaşacağı mı yoksa ANAP ve DYP gibi eriyeceği mi merak konusuydu. Bence bu seçim AK Parti'nin kalıcı olacağı ve kurumsallaşacağı yolunda bir işaret olarak da alınabilir. Hatta, diyebilirim ki, sonuçlar AK Parti için bu bakımdan bir hayat öpücüğü olmuştur.
Son olarak, ülkedeki tuhaf bir duruma işaret etmek istiyorum. AK Parti her parti gibi bir parti, liderleri de diğer inanlar gibi insanlar. Doğru da yapıyorlar yanlış da. Güçlü yanları da var zayıf yanları da. Son beş yılda memlekette siyasî yelpazenin herhangi bir yerinde konumlanabilen ve her şeyi ama her şeyi bir şekilde AK Parti ve özellikle T. Erdoğan ile özdeşleştiren insanlar ortaya çıktı. Bunlar tarihi, sosyolojiyi, sosyal bilimi, mantık ve muhakemeyi bir yana bırakıp ya AK Parti'nin ve Erdoğan'ın iliştiği her şeyde kötülük buluyor ya da her kötülüğün kaynağında onları görüyorlar. Düşünme, muhakeme ve analiz kabiliyetlerini kaybettiler. Bir kısmı neredeyse akıl sağlığını yitirme noktasına geldi. AK Parti'nin bu seçimden tek başına iktidar olmasına yetmeyecek bir milletvekili sayısıyla çıkması onları çok rahatlattı. Şimdi zafer kazanmış havasındalar. Tabiri caizse, seçim bu kimselerin gazını aldı. Bunu da toplumumuz ve demokrasimiz için iyi bir gelişme olarak görmek lâzım.

Atilla Yayla/yeniŞafak

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.