1. YAZARLAR

  2. İnci TULUNAY

  3. SANSÜRLESEKTE Mİ SÖYLESEK, SANSÜRLEMESEKTE Mİ SÖYLESEK?
İnci TULUNAY

İnci TULUNAY

Yazarın Tüm Yazıları >

SANSÜRLESEKTE Mİ SÖYLESEK, SANSÜRLEMESEKTE Mİ SÖYLESEK?

A+A-

Belki bir sonraki yüzyıla..

24 Temmuz basında sansürün kaldırılmasının100.yıldönümü...
24 Temmuz Basın Bayramı.. Bayramlarda sevinç olmalı.
Bu gün sevinç duymak olanaksız
İnsan gelişiyor, gelişmek, özgürleşmektir, gelişmek, giderek daha çok bilgi sahibi olmaktır, daha çok duyarlı olmaktır, daha çok toplumsallaşmaktır ve insan beyni yalnız ve ancak bilgiyle, kültürle özgürleşir, gelişir. Bu nedenle, bilgi kaynağı olan kurumların basın-yayın kuruluşlarının, medyanın bağımsız ve tarafsız olması en temel ilkedir. Basın, doğru ve güvenilir bilgi vermelidir. Kamuoyunun sağlığı bunu gerektirir, toplumun gelişmesi bunu gerektirir; ancak, ülkemizde basınla ilgili gelişmeler bu söylediğimiz doğrultuda gitmekte midir?

 Günümüzde, basın üzerinde doğrudan sansür uygulanmıyor; ancak, başka şeyler yapılıyor, toplu sansür yapılıyor; gazeteler toplanıyor, toplatılıyor. Lütfen, iyi dinleyin! 2001 yılında, Türkiye'de, 1 200 adet yayın toplatılmıştır. 2002 yılında toplatılan yayın sayısı 1 107'dir ve 2003 yılında toplanan basılı yayın sayısının 610 olduğunu söylersem, ne menem bir bayram kutlamakta olduğumuz açığa çıkar. Sansüre gerek yok, bunlar çok önemli sayılardır. Türkiye'de, 60 gazeteci düşüncesi nedeniyle şimdiye kadar öldürülmüştür ve bu 60 gazetecinin 42'si 1990'da ve sonrasında öldürülmüştür. Ölüm, en büyük sansürdür, en acı, en acımasız sansürdür; Bu öldürme olayı, öldürülen gazetecinin sadece yok edilmesi sonucunu vermiyor, başka bir şey yapıyor; yerine yenileri gelmiyor. Öldürülenlerin hepsini sayma olanağım yok; ama, şunu söyleyeyim: Türkiye toplumu, Uğur Mumcu gibileri yetiştiremiyor; korkudan yetiştiremiyor, endişeden yetiştiremiyor, başka nedenlerle yetiştiremiyor.
Gelelim asıl önemli sansür öğesine. Türkiye'de basın-yayın; yani, medya, üzülerek belirteyim ki, sermaye çevreleriyle, iş dünyasıyla, bankacılık, enerji, petrol dünyasıyla iç içedir ve siyasetle de iç içedir.
Bu üçlünün ve buna, kimileri için, mafyayı da katarsak, bu dörtlünün zincirleri kırılmadıkça, Türkiye'de, ne basın bayramı kutlanabilir ne basın özgürlüğünden söz edilebilir.
Türkiye'de, basının, medyanın olması gereken düzeyde olmadığının bir başka sansürcü göstergesi, medyanın kendi içinde yaptığı kavgalardır. Hiçbirimizi, toplumu ilgilendirmeyen, sorunlarımızla ilgili olmayan konularda, değişik basın holdingleri, grupları iç savaşa giriyorlar, birbirlerini suçluyorlar "tencere dibin kara" türünden birbirlerini yerin dibine batırıyorlar ve sonra da, topluma, demokrasi, doğruluk, onur, dürüstlük dersi vermeye kalkıyorlar; Türkiye, bu çelişkiyi aşmalıdır. son on, onbeş yıl boyunca yaşadığımız bu ünlü medya savaşlarının, kimi köşe sahiplerinin, yazarlarının, kimi yöneticilerinin özel haber almak üzere hükümet çevresine, bürokrasinin üst düzeyine yakınlaşma yarışı içinde olduğu bilinen bir gerçektir. Bu durum,basın-yayının her türlü nesnelliğini yok eden haber ve doğruluk, dürüstlük öğelerini, ahlak öğelerini hiçe sayar. Çok kısa olarak, basının önemli sorunlarının altını çizmek istiyorum.
"Yerel basın gelişemiyor" Basın-yayın sektöründe işsizlik ileri boyutlardadır.
Yine, basın-yayın kuruluşlarında, birkaçı hariç- çalışanların sendikalaşma hakkı yoktur, olanağı yoktur. Şimdi, çalışanları sendikalaşamayan bir basın-yayın kuruluşunun, kurumunun, gazetesinin, televizyonunun topluma dönüp, haktan, hukuktan, demokrasiden söz etmesinin ne derece inandırıcılığı olabilir, ne derece anlamı olabilir?
Türkiye basınının, medyasının özgün ve düzgün gelişmesi için yapılması gereken, basın çalışanlarının haklarını sağlayacak girişimlerde bulunmak, bu yönde yasal düzenlemeleri yapmaktır.

 Yerel basın, yaygın basına göre daha dar ve mahalli bir bölgede dağıtıma sunulan, yöresinin sesi olan basın yayın organlarıdır. Toplumsal, ekonomik, kültürel ve sosyal gelişmeleri bölge halkına aktarmaktadır. Yayın yerlerinde yaşayan insanların, yaygın basında yer bulamayan, kendi bölgelerindeki sorunlar, olaylar, ekonomik ve sosyal gelişmeler ile merkezi ve özellikle yerel yönetimlerin aldığı kararlar hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlarlar. Yerel Gazetelerin gelir kaynakları, gazete satışlarının yanı sıra yayın yerlerindeki iş adamı ve esnaftan sağladıkları özel ilan ve reklamlar ile, bu gelirler arasında en yüksek kalem olan 195 sayılı kanun kapsamında yayımı zorunlu kılınan resmi ilanlardır. Yurt genelinde resmi ilan yayınlama hakkı olan 300 civarında yerel gazete yayın hayatını sürdürmektedir. Bu gazetelerde yaklaşık 10 bin fikir işçisi çalışmaktadır. İdari hizmetli ve diğer görevlerde istihdam edilenlerle birlikte, bu gazetelerin basıldığı matbaalarda çalışan kişiler de dikkate alındığında, çalışan sayısının 15 binin üzerinde olduğu görülmektedir. Yasa tasarısının kabul edilmesi, işsizler ordusuna yaklaşık 15 bin kişinin daha eklenmesine neden olacaktır. Haber Ajanslarının en büyük müşterisi konumundaki yerel gazetelerin kapanmasıyla, hizmet alımı sağlanan bir çok sektörün de zincirleme olarak uygulamadan etkileneceği açıktır .Bu yüzden Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kanun tasarısı görüşülürken yerel gazetelerin zarar görmesini engelleyecek şekilde düzenleme yapılması gerekmektedir.
Türkiye"deki basın kuruluşları zaman zaman 24 Temmuz 1908 öncesini hatırlatan dönemlerden geçtiler ama 24 Temmuz simge olarak önemini hiç kaybetmedi.

Basın çalışanlarının bayramını, bu çerçevede, bu anlayışla kutluyorum.

Sansür olmalı, fakat sadece toplumumuzun ahlakı, huzuru ve saadeti için sansür olmalı..Geri kalan her şey sansürsüz olmalı..Belki bir sonraki yüzyıla :)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum