1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. ŞAİRLERİ HAYKIRMAYAN BİR MİLLET
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

ŞAİRLERİ HAYKIRMAYAN BİR MİLLET

A+A-

ŞAİRLERİ HAYKIRMAYAN BİR MİLLET,

SEVENLERİ TOPRAK OLMUŞ ÖKSÜZ ÇOCUK GİBİDİR.

 

               Türk Milleti"nin ateşle imtihan edildiği badirelerle dolu karanlık günlerinde, yorgunluğun bedbinlik tarifinin altına düştüğü o hicap dönemlerinde, inanılmaz bir şekilde millet ruhunda sökün etmiş olan toplum refleksini, bir diğer ifade ile millet direncini tasvir ederken, Anadolu"nun yüreğine kor düşmüş şairlerinin rolü belirtilmez ise; her anlatılan eksik kalır. 

 

               30 Ekim 1918 tarihinde İngilizlerin İstanbul"u işgal etmesiyle Türk Milleti"nin şaşkınlığı, yılların yorgunluğu ile bir bıkkınlığa ve daha ötesi bir ümitsizliğe dönüşmüştür. Asırlardır özgürlüğünü dakika müddetince ödünç vermemiş ve rafa koymamış tarihin büyük bir milleti ve cihanşümul bir devleti hürriyet ışığından mahrum ve istiklâlsiz kalmıştır o gün.

 

               Birinci dünya Savaşının sonlarına doğru itilâf devletlerinin tarafına geçmiş olan Yunanlılara ödül olarak, İzmir ve çevresi vaat edilmiştir.15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir"in işgali ile başlayan mütecaviz akım, tüm Anadolu"nun yakılma ve yıkılma sürecini başlatmıştır. Mondros antlaşmasını dayanak yapan itilaf devletleri, Anadolu"yu aralarındaki taksimat planları çerçevesinde işgale koyulmuşlardır. Adana ve Maraş havalesini Fransızlar işgal etmiştir. İzmir, Eskişehir, Samsun, Merzifon ve Bartın ile güneyde Musul, Urfa ve Gaziantep; İngilizler tarafından işgal edilmiştir.  İtalyanlar ise;  Antalya, Konya ve Söke çevresini işgal etmişlerdir.

 

               Yeniden hür günlerin imkânsız gibi görüldüğü bir karanlık tarih aralığında, millet direncinin yükseltilmesi ve istiklâl aşkının gönüllerde tekrar tutuşturulması; vatanperver şairler tarafından sağlanmıştır. 15 Mayıs 1919 sabahı İzmir rıhtımına çıkan yunan kuvvetlerini çılgınlar gibi alkışlayan yandaş insan öbekleri, Yunan güçlerinin üstün geleceğinden ve en azından batı Anadolu"nun sonsuza kadar artık Yunanlıların olacağından son derece emindiler. Ancak bu alçakça işgal ile birlikte, Anadolu"nun suskun şairlerinin haykırışları başlamıştır.

 

                İzmir"in işgalinin sekizinci gününde 23 Mayıs 1919"da Sultanahmet meydanında yapılan ilk mitingde karalar giyinmiş bir Türk kadını şair Halide Edip ADIVAR; iki yüz binleri bulan bir kalabalığa şöyle sesleniyordu. “ Kardeşlerim! Yurttaşlarım! Gecenin en karanlık olduğu ve hiç bitmeyecek sanıldığı zaman, gün doğuşunu en yakın olduğu zamandır” Konuşmasının sonlarına doğru şair, Sultanahmet meydanının gök kubbesinin mana direkleri olan minarelerini başparmağıyla işaret ederek, konuşmasını şu şekilde sürdürmüştür. "... Ruhu göklerde olan 700 senelik tarihimiz bu minarelerden bugün Osmanlı tarihinin faciasını seyrediyor. Bu muazzam, bu tarihi meydanda zafer alayları tertip eden ecdatlarımızın ruhu bizi seyrediyor. Dünyaların öbür ucuna at süren namaglûp erlerin evlatları önünde ben, baş eğiyor ve yemin ediyorum. Diyorum ki, bugün kolları kesilmiş olan Türk'ün kalbi eski yiğitlik ve cesaretini kaybetmemiştir... Allah'a, hakka, milletlerin ilâhi hakkına dayanan, Türk milleti olarak, bütün Müslüman ve Türk dünyasına ilân ediyorum... Bu muazzam toplantımızda bu aşk, vatan ve Allah aşkı, payidar oldukça hiçbir şey bizi buradan ayıramayacaktır..."

 

                Yine Sultanahmet meydanının bu matem mitinginde şair Mehmet Emin YURDAKUL, öyle söylemektedir. “ Keşke asırların geceleri ve dünyaların mezarları gözlerime dolarak bir alil olsaydım. Milletin kulağını parçalayan bu felaket seslerini işitmeseydim. Şerefli bir tarih ve medeniyete, sağlam fazilete ve ahlaka zengin bir şiir ve edebiyata, dini ve milli an"a nelere, ırki ve vatani hatıralara malik olan bir milletin mahvolduğunu tarih göstermiyor. Altın tahtları, granit kaleleri yakıp yıkan fatihlerin kılıçları, her zaman milli ruhların önlerinde aciz kalmışlardır.”

 

                 Şairleri haykıran bu millet; mazide yıkılma yolundayken ayağa kalkmıştır ve neredeyse yeniden dirilmiştir. Tarihin yine, yeni bir karanlık tünelinden ve tehlikelerle dolu bir döneminden geçmekteyiz. Şimdi tüm yazar-çizerlerimiz, şair ve kanaat önderlerimiz görevinin başında olmalıdır. Ne demiştir şair?

                                                                                   “Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et;

                                                                                     Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet,

                                                                                     Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.”

Önceki ve Sonraki Yazılar