1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. ROMEN DİYOJEN’İN ÇOCUKLARI
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

ROMEN DİYOJEN’İN ÇOCUKLARI

A+A-

ROMEN DİYOJEN’İN ÇOCUKLARI
Alparslan’ın 26 Ağustos 1071 Cuma günü yükseltilen bir minberden, “Askerlerim! Yiğitlerim! Bugün burada ne emreden bir sultan, ne de emir alan bir asker vardır. Biliyorsunuz ki, ben sizlerden biriyim ve sizlerle birlikte savaşacağım” hitabesiyle başlayan ve savaş meydanında ölmeyi, kendisine şeref addeden bir milletin kesin üstünlüğü ile neticelenen Malazgirt zaferinin 939. yılını geride bırakmıştık.
Malazgirt; sadece Türklere Anadolu kapılarının açıldığı bir tarihin dönüm noktası değildir. Aynı zamanda Türk milletinin Dünya coğrafyasında yer edinecek; kültür, zafer ve medeniyet servetinin tohumlarının serpildiği bir beşik ve vücuda gelecek devasa mirasın bir başlama vuruşu ve bir kilometre taşıydı.
 

Yine Malazgirt; beşeriyetin evrensel manada sahip olması gereken özelliklerine örnek olabilecek adil, medeni ve vakur davranışların yüksek şavkının, insanlık adına müspet bir miras haline geldiği bir kutlu miladın ve bir mekânın da adıydı.
Tarih boyunca kültür, zafer ve medeniyet meyveleriyle beslenen dünyanın en eski uluslarından birisi olan Türk milleti; Türk olmayan tebaaların da kolayca muhabbetini, saygınlığını ve hayranlığını hanesine yazdırabilmiş bir toplumun adıydı. Malazgirt ile kapılar Türk medeniyetine açılmış; Anadolu coğrafyasında, Rumeli topraklarında Balkanlar’da, Kafkaslarda, Ortadoğu’da ve Afrika’nın kuzey şeridindeki tüm yerleşim bölge ve ülkelerinde asırlarca barış ve huzur hüküm sürmüştü.
 

Bu yüzyılları içerisine alabilen bir görkemli medeniyet ve yaşam geleneği sadece emperyal niyetlerle tekâmülleşecek olsaydı, sürecin hırpalanacağı ve tez elden başarısızlığa uğratılacağı düşünülebilirdi. Ancak; 1071 yılı öncesini de kapsayan bir medeniyet takviminin her evresinde, yüksek İslam ahlakı ve Türk milletinin müspet gelenek ve törelerinin bu büyük yücelişte muazzam katkıları olmuştu.
 

26 ağustos Cuma günü Alparslan’ın Cuma namazı öncesi minberden yaptığı muhteşem konuşması, savaşı bekleyen askerlerde yüksek bir şevk ve insicam vücuda getirmişti. Büyük savaş dehası Alparslan’ın “Hilal taktiği” içerisine düşen Bizans ordusu, savaşın ilk saatleriyle beraber büyük bir bozgun yaşamış ve yakın korumalarıyla birlikte mağrur Bizans imparatoru Romen DİYOJEN esir alınmıştı.
Ordusu ile İsfahan’da kışlamayı planlamış İmparator Romen DİYOJEN, 1071 in Ağustos sonunda yaz sıcağı ile birlikte yağız Türk cengâverlerine de çarpılmış ve Bizans için sonun başlangıcı anlamındaki Malazgirt yenilgisinin mağlup tarafı olmuştu.
Büyük Selçuklu hükümdarı Sultan Alparslan ise, asil bir ahlak ve erdem yüceliği göstererek, kendi kibir kuyusunda ölümünü bekleyen Romen DİYOJEN’i şanına yaraşır şekilde affetmiştir. Alparslan, O’nun savaş alanında tekerlekleri kopmuş ve parçalanmış taht arabasını tamir ettirmişti. Kendi hükümdarlık tahtının hemen yanı başına kurdurduğu tahtına, mağlup İmparator’un itibarlı bir şekilde yerleşmesine imkân tanımıştı. Birkaç gün sonra ise; görevlendirdiği bir muhafız bölüğü ile Bizans’a kadar İmparator Romen DİYOJEN’in yolculuk emniyetini sağlamıştır. Ne var ki yenik İmparator; Sultan Alparslan’ın davranışının aksine, kendi halkı tarafından Bizans zindanlarında çektiği çetin eziyetlerle hayata veda etmişti.
 

Sevgili okurlarım ve değerli mütevazı müdavimlerim! Ancak şimdi tarih, tersi istikamette ve kendi estirdiğimiz gaflet ve dalalet ve hatta belki de ihanetin can acıtan katmerli rüzgâr ivmeleriyle Romen DİYOJEN lehine esmektedir. Şimdi Bizans’ın Çocukları, bu coğrafyayı 2071 yılından önce teslim almaya hazırlanmaktadırlar. 2071 yılında ise, sadece kutlama merasimleri için Malazgirt’i simge bir şehir yapmanın planları yapılmaktadır.
 

16 Kasım 2004 tarihinde, Marsilya'da bir konferansta konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın, "Üstelik hepimiz Bizans'ın çocuklarıyız" şeklindeki ifadesi ile su yüzüne çıkan menfur niyet, 11 Eylül saldırılarının ardından Başkan Bush’un Bizans hatırlatması yaparak, "Saldırılar güçlü bir devi uyandırdı. Tüm dünyayı teröristlerden temizleyeceğiz, başlattığımız mücadele bir Haçlı Savaşı'dır" demişti. Şimdi zaman: Hedefte Anadolu coğrafyasının ve Türk Milleti’nin olduğu gerçeğini görmezlikten gelmeyi devam ettirmenin; Ölüm uykusunu sürdürmekten başka bir anlamının olmadığını anlamak zamanıdır.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar