1. YAZARLAR

  2. Murat TEKİNALP

  3. RAMAZAN AYININ, RAHMET DENİZİNDE KAYBOLMAK…
Murat TEKİNALP

Murat TEKİNALP

Bir Garip Yolcu...
Yazarın Tüm Yazıları >

RAMAZAN AYININ, RAHMET DENİZİNDE KAYBOLMAK…

A+A-

     Yüce ve ulvi bir bereket denizine daha sağlıkla kavuşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. O öyle bir kutsal zaman dilimi ki, Âlemleri sönmez ışığı ile aydınlatan Kuran"ın indiği, efendimiz hazretlerine nübüvvet meşalesinin verildiği, inanan insanların kardeş ve kulluk beyanlarının arşa içten içe yükseldiği bir rahmet deryasının kapısındayız. Peki, kısa süreli olan bu ay içinde nelerin bizimle karşı karşıya geleceğinin, hangi hadiselerin kapımızı çalarak bizi ve tuttuğumuz orucumuzu rahatsız edeceğinin farkında mıyız acaba?

     Hayatımıza bu 29 ramazan günü hâkim olacak. Peygamber Efendimiz (S.A.V) "Ramazan ayı girince Cennet kapıları açılır, Cehennemin kapıları kapanır ve merede-i şeyâtîn zincire vurulur." buyurmuştur. "Merede", inatçılar, direnenler, saldırganlar demektir. Şeytan kavminin en azılı önde gelen, sapık davranışlarla kulların yörüngelerini yerinden söküp atan bu baş belasını, yaratıcı kulları için, avf ve mağfiret denizinde kaybolmaları adına tabiri yerinde ise zincirliyor. Ya içimiz de bizimle beraber her daim dolaşan vesveseleri ve sinsi tuzakları ile bizim tuttuğumuz oruca gölge düşürmeye çalışan; tıpkı bir gölge gibi ardımızda, karşımızda, yanı başımızda duran nefs musibetini ne yapacağız? Önümüzde duran en büyük tehlike maalesef bu. Tuttuğunuz orucun, kıldığınız her rekât namazın, yaptığınız hayr ve iyiliklerin yok olmayıp kulluk bilincinin artarak, rahmet denizinde bir damlası olmasını istiyorsanız içinizden gelen bu na-hoş sese dur deyin. Sizi yoracak bu ses, belki en sevdiğiniz insan için kötü düşünmenize neden olacak, belki de yokluklarla inşa ettiğiniz dostlukların temellerini sarsmak için arkadaşlarınızın arkasından konuşarak gıybet ve bühtanların kapılarını aralayacak. Aldırış dahi etmeyin. Gölgelemesine izin vermeyin yaptığınız ve yapacağınız bu güzellikleri.

     Bu kadar az günleri içinde barındıran bir ay limanımıza 29 günlüğüne demir attı. Bundan dolayı Allah"a şükrün bir ifadesi olarak, “bereketini üzerimizde bulundur” diyerek, kulluğun yakarış akislerini göklerin derin semaları içinde yankılandıralım. Camilerin kardeşane secdegahları mekânlarımız olsun. Tuttuğumuz her orucun bizim için bir arınma ve günahlardan temizlenme vasıtası olduğunun bilincine vararak, oruçla aydınlatalım tüm dünyayı. Biz orucu değil, oruç bizi tutsun ve esareti altına alsın.” Her kim inanarak ve karşılığını sırf Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.”Hadis-i Şerifi bizim bu kısa günlerde yol göstericimiz olsun. Atın kendinizi bu rahmet denizinin tam ortasına. Kaybolun manevi iklimin nurlu deryasında. Sarsın her yanımızı ramazan ayı. Haydi, sıvayalım kolları! Atalım kendimizi bu engin umman deryasına. Her kulaç"ın bizi yaratana kavuşturması temennisiyle geçirelim anlarımızı. Ve Ramazan Bayramına bu ilahi kursun birer kursiyeri olarak ulaşalım. Tabi ki; elimizde manevi diplomalarımızı almış olarak…

Haydi, kolay gelsin! Sağlıcakla Kalın.

 

Sözlerimi, gönül arkadaşım ve ebedi ahiret dostum Senai DEMİRCİ kardeşimin mısraları ile bitirmek istiyorum.

 

TUT BENİ EY ORUÇ!

Hoş geldin ey suskun sevgilim;

Tut sözünü; sus. Mühürle dudağımı, sesimi tut, lâl eyle çığlıklarımı. Nahoş avazların uçurumlarından çek dilimi. Yalanların kuyularından çekip çıkar nefeslerimi. Göklü söz ağaçlarının bengisuyuna kat hecelerimi.

Hoş geldin ey yüzü gamzelim;

B/akışının menzilinde tut gözlerimi. Tir-i müjgan dokunuşlarınla delik deşik et kibrimi. Gör(e)meyip de seni, göster(e)meyip de yanımda yöremde, görür gibi huzurunda tut çaresiz yetimliğimi.

Hoş geldin ay yüzlüm benim;

Tut saçlarımın kakülünden, kaldır yüzümü yerden. Utancımı tebessümünün kıvrımlarına dola, yut. Pişmanlığımı gül yanağının yamaçlarına sar, uyut. Dağıt neşemin saçlarını, hüznün tenine yasla umarsızlığımı.

Hoş geldin ey hesapsız sevincim;

Tut elimi. Avuçlarında tut uzanamadığım uçurum çiçeklerimi. Geri ver uzak dal uçlarına terk ettiğim huzur meyvelerimi. Tut Ferhad"ımın elinden, şirin vuslatların köyüne taşı yüreğimi. Tut Züleyha"mın elini, önü/ardı yırtık gömleklerin kuyusuna zindanına düşürme nefsimi.

Hoş geldin ey ruh ikizim;

Tut, ardında tutulduğum aynalara tut yüzümü... Tut ki aynalarda avuntu bulamayan, bakışlarında kendini tanımayan, özlediğinde kendine varamayan, yüzünü yakmış bir hastayım. Gözbebeğinde tut beni. Ayıplamadan, tiksinmeden bakışının ışığından yüz ver bana. Tut ki resimli el ilanları asılmış bir kayıp çocuğum; duvar diplerine asılı umarsız bakışların kovduğu bir lüzumsuzum. Tut kolumdan, ardın sıra sürükle, yuvama götür. Tut ki mürekkebin hiç hatırını sormadığı yırtık bir kâğıt, kalemin hiç içmeyeceği unutulmuş bir sözüm. Aklında tut beni; diline dola, dudağına değdir, cümlede kullan, tut bir şiire kafiye eyle beni. Tut ki üzerindeki rakamları ciddiye alınmayan kalp parayım. Elinde tut, say beni, inci mercana sat beni. Işığa tut yüzümü; sahih kıl beni.

Hoş geldin ey son tesellim;

Göz yaşımı yanağında tut, taç yapraklarına taşı ağlayışımı. Şehvetin kirinden sıyır, tenin tozundan ayıkla kalbimi.

Hoş geldin ey kalbimin göğü;

Tut kanatlarımdan, rahmete yapıştır teleklerimi, yücelere yükselt bedenimi. Yağmurları tut sakla hüznümün bulutlarında.

Hoş geldin ey bin bahar neşesi;

Tut elimden sımsıcak, karanfillerin kûyuna götür beni, güllerin suyuna kat demimi, demkeş eyle gönlünün pervazına kalbimi.

Hoş geldin ey ışıltılı libasım;

Tut yakamdan, giy beni, giyindir beni, ört bencilliğimi, üşümeye terk etme bendeni. Omuzlarıma sarıl şal gibi, rızana razı eyle beni.

Hoş geldin ey kan davalım;

Tut (i)ki yakamdan, tutukla beni, yetimlerin yüzüne çalıp pare pare eyle cimriliğimi. Bağla ayağımı yokluklara gitmekten. Bileklerimi kelepçele, yasakla ellerime biriktirmeyi..

Hoş geldin ey açlığım;

Tut ve at sahte doymuşluklarımı, teni üzerimden sıyırıp ruhun semâsına savur beni. Çıplak bırak cümle duyarsızlıklardan. Yırt at yüreğimdeki yalancı tesellileri.

Hoş geldin ey sırdaşım;

Tut beni, sobele. Saklandığım yerde bul beni. Şehrayinlere kat. Gizlice kaçır evden. Mahyaların ışığına kat gözlerimi. Kan/dillerin fısıltılarını lerzan gönüllere karıştır. Kanlıyı hunrîz ile barıştır ki ihanetler yatışsın, nefretler sönsün, yalnızlıklar sussun..

Hoş geldin ey gam telim;

Tut getir o mahur besteleri. Notaların ahengine böl kırgınlıklarımı. Şarkı eyle, ezberinde tut kırık sözlerimi. Mızrabının ucunda titretiver yüreğimi, aşka sürgün et kelimelerimi, göklü salkımından emzir kuşluk vaktimin ümitlerini.

Hoş geldin ey güz yağmurum;

Sağanağına tut bu çorak gönlü. Seline kat yangınlarımı. Damla damla denize at kanayan yanlarımı. İçimde uyuyan tohumları uyandır, baharlara taşı/r yüreğimi. Hüznümün sarı yapraklarını toprağa kat.

Hoş geldin ey orucum;

Acıktım sana; sofrana oturt beni.
Acıttım içimi; göğsünde avut beni.
Aktım sana; damla damla yut beni.
Aldandım sahte ışıklara; beşiğinde uyut beni.
Ağular içtim bal kâselerinden; döşeğinde sağalt beni.
Azaldım nisyanlar içinde; gözlerinde çoğalt beni.
Ağına düştüm isyanların; tut elimi, doğrult beni.
Ağzına düştüm yalanların; tut dilimi, doğruda tut beni.
Ayartısına kandım anlık sevdaların; tut gözlerimi, körelt beni.
Arı duru kalamadım, bulandım; el üstünde tut pişmanlıklarımı, durult beni.
Tut beni.                                                                                   

SENAİ DEMİRCİ

 

Yüzünüz Hep Gülsün!

Önceki ve Sonraki Yazılar