1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. ÖZGÜRLÜKSÜZLÜK ÖLÜMDÜR…
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

ÖZGÜRLÜKSÜZLÜK ÖLÜMDÜR…

A+A-

 

           ÖZGÜRLÜKSÜZLÜK ÖLÜMDÜR…

 

            Karanlıkta ıslık çalmak ne istenilen güneşi doğurur ne de girilen korku vibrasyonundan insanlığı azat eder. Biçarelik, teslim olmuşluk ve yalnızlık yerli yerinde kalır. Yapılabilen; sadece bir nefes müddetliğince don Kişot’u yâd etmenin tekrar edilen bir sahnesi ve sahte kabadayılığından başka bir şey değildir. Özgürlüğün o çok hafif yükü altında ezilerek adeta sersemleşen insanlık, çoğu zaman belki yaratılış fıtratının bir yansıması olsa gerek ki, özgür olmayı ve özgürce yaşamayı kaldıramaz ve özgürlükten adeta köşe bucak kaçar. Özgür olmak ve özgürlüğü isteyebilmek zordur vesselam.

 

            Çağımızın depreşen bir insanlık derdi olan özgürlüksüz kalma tutkusu, son asırlarda toplumların çoğunun hayata tutunma parolası olmuştur. Çağdaş insanın özgürlüksüz kalmaya değil, özgür ve bağımsız olabilme umdesine tüm varlığını adayabilmesi gerekirken, bu gün toplumlar özgürlükten kaçarak dünya rahatını temin edebileceklerine ve hayata tutunabileceklerine iman ettirilmişlerdir.

 

            Eşrefi mahlûk olan beşeriyet için özgürlük; şereflerin en yükseğidir. Onurla sürdürülebilecek bir yaşantının reçetesi, ruh köklerinin ilacı ve insan olma haysiyetinin Taç Mahal’i olan insanlık, özgürlüksüz olmaya neden bu denli meftun kalır bilinmez. Bağımsızlık ve hürriyet gibi yüksek mertebelere itibar etmeyerek, özgürlükten adeta ürpererek kaçarak kendisini azgın diktatörlerin eline ve onların mengeneden vicdanlarına nasıl teslim edebilir insanlık, hiç mi ama hiç bilinmez. İnsan neden kendi özgürlük iradesini askıya alır ve bir robot itaatkârlığı ile biyolojik yönünü iptal edebilir, hiç mi ama hiç hesap edilmez. Ruhsal cevherlerini pasa- toza teslim etmekten, zihinsel ve coşkusal melekelerine gem vurdurmaktan, mahmurlaşarak uyuşmaktan neden mutlu olabilir insanlık, hiç mi ama hiç tarif edilmez.

 

            İnsan coşkusunu, arzusunu, umudunu, özgürlüğünü, bağımsızlık direnç ve istidadını körleştirdikten sonra neden nefes alır ki, hiç mi ama hiç anlaşılmaz. Kendi irade ve kararlarıyla baş başa kalmaktan kaçar hale gelen insanlık, kendisini otoritelere, diktatörlere ve kendi eliyle efsaneleştirdiği zorba çehrelere neden teslim eder ki, bin kere sorulsa cevabı verilmez. İnsanlığın özgürlükten kaçış günlerinin en tarihsel örneklerinden birisi, Arap yarımadasında cereyan etmiştir.  Mekke’ye ilk putu getirerek halkı putlara tapmaya teşvik eden Amr bin Luhay’a itibar edenlerin sayısı özgürlüğe kuşkuyla bakanların sinerjisiyle kısa zamanda büyümüş, her toplumun ve her kabilenin birer putu olmuş ve kısa zamanda Mekke vadisi bir putperestler şehri olmuştu.

 

Yaşadığımız asra yansımış ve bugün ülkemizde de bir tehdit boyutuna gelmiş olan, bağımsızlığa ve özgürlüğe karşı şizofrenlik, geçtiğimiz asrın ortalarında Almanya’da, İtalya’da ve Rusya’da hortlamıştır. Nasyonal Sosyalizm'in ve Hitler'in ve diğer kimi diktatörlerin iktidara yükselişinin sosyo-psiko analizi yapıldığında insan denen varlığın yaratılış değerlerinin ne büyük oranda örselenebilindiğinin farkına varılabilmesi gereklidir. Özgür ve yüksek ruhi tekâmülleşmeden kaçışın nedenlerini araştırmak, insanların ucuz bir yol olan robotlaşmanın ve koyunlaşmanın tercih nedenlerini araştırmak, sosyologların, psikologların ve analiz yetisi yüksek tarih ve bilim adamlarının vicdan borcudur. Ancak en asgari tartı yöntemiyle söylenebilinecek ifade odur ki, hürriyeti özümsemekten kaçınmak ve özürlükten kaçmak; emperyalizme ve dünya adaletsizliğinin mimarlarına selam durmak, şapka çıkarmak ve “eline sağlık” demektir. Ve yine özgürlükten kaçmak;  ölüm uykusuna yatmaktır. Ölüm uykusuna yatmış milletlerin ise tarihleri yoktur. Sözün özü; özgürsüzlük ölümdür. Bu özgürlükten kaçanlara belki de duyabilecekleri son sözdür. Hoşça kalın.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar