1. YAZARLAR

  2. Musa Kocakiren

  3. Önce İnsan Olmak Ve Hz. Muhammed’i Tanımak?
Musa Kocakiren

Musa Kocakiren

Yazarın Tüm Yazıları >

Önce İnsan Olmak Ve Hz. Muhammed’i Tanımak?

A+A-

Önce İnsan Olmak Ve Hz. Muhammed’i Tanımak?

İslam, teslim olmak, Müslüman olmak, barışın tarafıyım demek olup, ilk Peygamberimiz Hz. Âdem’den başlayarak Allah’ın peygamberler vasıtasıyla insanları kendisine çağırdığı dinin adıdır.

İslam dininin Peygamberi nasıl biri idi ve yaşamında neleri tavsiye ederdi! Kendi ağzından tavsiyeleri hoşlanmadığı tavsiye etmediği şeyleri burada sizlere aktarmaya çalışacağım. Önce insan olmanın gereğini birlikte göreceğiz.

Ahlakı güzel, dürüstçe yaptığı ticaret, zeki ve işten anlayan hali, insanlara karşı davranışı, adaletli olması ve hakkı gözetmesi, güler yüzlü ve hoş görülü olması, merhametli ve şefkatli olması Hz. Muhammed’in (sav) kısa zamanda herkes tarafından bilinip sevilmesini  sağlamıştı. O daha Peygamber tebliği gelmeden kendisine Mekke halkı tarafından “Muhammedül Emin” (Güvenilir Muhammed) lâkabı verilmişti. O doğruluğu ve dürüstlüğü ile Mekke de herkes için örnekti. Kendisine Peygamberlik geldiğinde bile hiç kimse ona “yalancı” diyememiş, fakat farklı bahanelerden  dolayı inanmamışlardı.

Mekke’de bulunan Safa Tepesi’ne çıkıp; Peygamberimiz, orada toplananlara, “Size şu tepenin arkasında bir düşman ordusunun bulunduğunu haber versem bana inanır mısınız?” diye sordu. Tepenin etrafında bulunan halk hep bir ağızdan, “Evet inanırız. Senin yalan söylediğini çünkü hiç duymadık.” dediler. Hz. Muhammed 40 yaşında ve Mekke halkı hep birlikte şahitlik ediyor O’dan yalan namına bir şey duymadıklarına.

40 yıl ve lekesiz herkesin güven duyduğu, yalan, iftirası olmayan, kötülülüğü yok, herkesin memnun olduğu sevdiği insan olmak! O Kusursuz bir anlatım yeteneği, hayatı boyunca yalnızca gerçeği söyleyen ve söylediklerini harfi harfine yaşayan insan. O Hiçbir şekilde aşırılığa kaçmadan, orta yola ve doğruya ulaştırırdı. O yumuşak kalpli ve merhametliydi. Bir savaş sonrası, öldürülmüş olarak gördüğü düşman çocuklarına acımış üzülmüştü ki, düşman da olsa çocukların öldürülmemesi gerektiğini, çünkü onların suçsuz ve cennetlik olduklarını haber vermişti. Kendisine yapılan kötülük ve eziyetleri affetmiş onlardan intikam almayı düşünmemiştir. Öldürmek için tuzak kuranları yakaladığında serbest bırakmıştır. İtikadı bozuk, fakat dışarıdan Müslüman gibi gözüken münafıkların kalbine sürekli olarak Cehennem korkusunu vermiş, ahiretteki acı hallerini hatırlatmıştır.

En kıymetli mallar Müslümanların ellerine geçtiği zamanlarda, yine O kuru bir hasırın üzerinde yatacak kadar engin ruhlu; içerisi ot dolu bir yastığa yaslanacak kadar mütevazı; her türlü imkân varken açlık sıkıntısı çekecek kadar gönlü tok ve kanaatkâr idi.Hz. Ömer (r.a.) “Bizans kralı ve İran şahı dünya nimetleri içinde yüzerken, Resûlullah kuru hasır üzerinde yaşıyor’’ diyerek ağlaması üzerine, Sahabesinin gönlünü hoş tutan yüce Peygamberimiz (s.a.v.): “Ey Ömer, varsın Kisra ve Kayser dünya nimetlerinden zevklerini alsınlar, keyif sürsünler. Ahiret nimetleri bize yeter” diyerek hem insanlık dersi veriyor hem de tevekkül ile rızasını dile getiriyordu.

O her zaman muhtaçlara yardım eder; zayıfları korur; tatlı sözlü, güler yüz gösterir; izzet ve vakarını muhafaza eder; tevazu ve hoşgörüsünü hiç kimseden esirgemezdi. Kibir küstahlık ve hadsizlik yapmazdı. O Zorluk çıkarmak yerine kolaylık göstermeyi, anlayışlı davranmayı tercih ederdi. Gösteriş yapanları sevmezdi. Münafıklık özelliği olarak görürdü. Kavmi onu dövüp kanlar içinde bıraktığı halde O,bir taraftan yüzünü siliyor diğer taraftan da “Allah’ım kavmimi bağışla, çünkü onlar hakikati bilmiyorlar” diyordu.

O, hırsızlık yapmış kadının affedilmesi için kendisiyle aracı olarak konuşmaya gönderilen Üsame ibn Zeyde dönüp; “ Cezasını Allahın takdir ettiği birinin haddinin uygulanmaması için benden rica mı ediyorsun? ” diyerek hiddetlendi ve ayağa kalkıp “sizden önceki Milletleri tarih sahnesinden silen sebep, içlerinden asil biri hırsızlık yaptığında dokunmamaları, zayıf ve hakkını arayamayacak kimsesi biri suç işlediğinde ise onu cezalandırmalarıydı. Vallahi, Muhammed’in kızı Fatıma dahi hırsızlık suçu işleseydi gözünün yaşına bakmaz elini keserdim.”(taraflı olup, güç ve otorite bende demeyip, adalet ve hukuk uygulansın denilmiştir)

Yukarıda bir parça aktarmaya çalıştığım İnandığımız dinin Peygamberi Hz. Muhammed ve O insan olarak ne yapmış ne yapmamış bir parça bilgi tazeledik sanırım.

Şimdi soruyorum biz hangi inancın ve insanlığın tarafındayız?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.