1. YAZARLAR

  2. Mehmet ŞENER

  3. Ömür Uzun
Mehmet ŞENER

Mehmet ŞENER

Yazarın Tüm Yazıları >

Ömür Uzun

A+A-

 

Ömür gelip geçiyor. Kimileri insanların hayatını çok kısa diye hüküm veriyorlar. İnsan ömrü kısa değildir. Sanıldığı kadar ömür kısa ve hızlı akan vade değildir. 

Çocukluk yılarımıza bakalım. Ellili yaşlarda olanlara söylüyorum. Elli yaşında olanlar, şimdiki hayat şartlarıyla, geçmişlerindeki hayat şartlarını ve imkânlarını mukayese etsinler.

Gerçekten ömür dedikleri gibi kısacık mı? İnanmıyorum ömrün kısacık olduğuna, katılmıyorum. Yaşı elli, elli beş, altmış olanlara soralım. Evleri ne ile aydınlanıyordu? Gaz lambasıyla, idareyle, sonraları lükslerle aydınlanırdı.

O zamanlar ilkokullarda cumartesi günü öğleye kadar okul olurdu. Kitaplar ikinci, üçüncü, altıncı el olurdu. Okullarda kalorifer yoktu. Sobalar kurulur. Odunu öğrenciler getirirdi. Okula odun götürmediğinizde okula girmenin imkânı yoktu.

 Okula bir şekilde girdiniz diyelim, sınıfta öğretmene söylenirsiniz ve güzel şekilde öğretmeniniz size muamele yapardı. Sobaların küllerini öğrenciler temizlerdi.

Evlerde musluk suları yoktu. Anneler ablalar suyu çeşmelerden getirirlerdi. Evlerde çamaşır yıkanmazdı. Güneş enerjisi bilinmezdi. tüpgaz 70’li yılların sonunda kırsalda yaygınlaştı. 

Ekmek üretiminin evlerden, fırınlara kayma yılı yirmi beş senelik mazisi vardır. Zamanında çalışmayanların ıstırabını yaşayanlar bilirler.

 Sigorta memurlarından patronlar kaçın dediklerinde kaçan işçiler vardı. Kaçak işçi çalışıyor mu diye işçilerin menfaatine denetime geliyorlardı. Ama onlar kaçıyorlardı. Çünkü karı zararı bilmiyordu işçiler. Şimdi aynı durumda olsalar kaçarlar mıydı? 

Emeklilik için yatırılan paralara iyi gözle bakmıyordu kimseler. Şimdilerde ise emeklilik için para yatırmayanları toplum ayıplıyor. 

Çok uzak zamanlardan bahsetmiyorum. 1970 ve 1980 yıllarından konuşuyoruz. Şimdi ben kaç televizyon kanalı olduğunu bilmiyorum. 

1980 yılında Türkiye’de yayın yapan sadece TRT vardı. Hem de yayınlar siyah beyazdı. Daha dün denecek zamanı yaşıyorduk. Öyle çok geçmiş zamana gitmeye hacet yoktur. 

Türkiye 1980 ve 90 yıllarında teknoloji gelişmelerinde çağ atladı denebilir. Üretim konusunda sınıfta kalsak da kullanıcı ve tüketici olarak harcamada ilerledik. 

Akşamları film izlemek için komşunun yolunu tutardı insanlar. Varsa yoksa film seyretmekti gayeleri. Televizyon çoğu evlerde yoktu. Misafirliğin birinci düşmanı olarak kabul edilirdi evde ki televizyonlar. 

Gerçekte ömür çok mu kısadır? Değildir bence ömür uzundur. Çilekeş hayatın içinde olanlara soralım seneler geldi, geçti diyelim muhatabımıza, o, bize öfkeyle cevap verecektir.

Geriye bakınca yaşadığımız kırk yıllık ömürdür. On yılını çocukluk tam fark edemediğimizi sayarsak, neler olmuş gördük.

Faksı bilmezdik. İnternet nedir hiç kimseler bilmezdi. 1997 yılında koca ilçede bir şahsın internete bağlı olduğunu söylersem daha net anlaşılacaktır konu.

Fotokopiyi lise çağlarında kimseler bilmezdi. Cep telefonunu hayal bile edemezdik. Şimdilerde dedelerin, ninelerin cep telefonlarının cakalı çıkararak kendilerine has konuşmalarına içimden vay derim. 

Gençlere diyoruz ki, ilerleyen dünyada yaşıyoruz. Ne olursunuz, çok çalışın, meslek sahibi olunuz. Dininizi de ihmal etmeyin mutlaka güvenilir kaynak ve kişilerden öğreniniz.

Toplum bireyselleşti. Gemisini doğru, temiz kazançla kurtaran kaptandır. Üç günlük dünya da adam gibi yaşamak hepimizin hakkıdır.

Onun için sorumluluklarımızı bilmeliyiz.

Not: Ali Girişim beyin eşinin vefatını üzülerek okudum. Ali Beyin bende yeri özeldir. Ayrıca Hayal hanıma da ve babasına başınız sağ olsun diyerek Allah geride kalanlara sabrı cemil versin. Ali beyin eşine Allah rahmet eylesin.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.