1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. Ölümünün 29.yılında bir özgürlük önderi; N.FAZIL KISAKÜREK…
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

Ölümünün 29.yılında bir özgürlük önderi; N.FAZIL KISAKÜREK…

A+A-

Türk Milleti’nin çilelerle dolu geçmişini destansı bir anlatımla ve çok müşahhas bir edebi derinlikle edebiyat tarihimize kazandıran Necip Fazıl KISAKÜREK’in Sakarya’sı artık eski onuru ile ne yazık ki kahramanca akmamaktadır vadilerinde. Sakarya şimdi; mazideki hatıralarının neredeyse bütün gurur izlerini kaybetmiş olarak, mahzun ve iç çekerek akmaktadır kendi ırmağının yatağında. Bu asrın başlarıyla beraber onlarca seneden sonra ilk kez belki de Sakarya’nın sesi kısılmıştır. Yokuşlardan adeta basamak basamak yükselircesine derinlere akan Sakarya; şimdi yatağı kurumuş mahzun ve garip bir nehre dönüşmüştür. Yüzyılların tecrübesiyle Sakarya’ya güç veren yüzlerce dere, sanki aynı bedene karışmıyor gibi sessizce bir sükûnu yaşamaktadır bugünlerde.

 

               Bir zamanlar Sakarya başkaydı. Bir zamanlar Sakarya; bütün ihtişamıyla adeta sanki yokuşlara tırmanıyor ve göğe doğru yükselmekteydi. Yırtınarak yokuşlar çıkan, kurşun gerçekliğindeki bir milletin tarihini ve İstiklal mührünü, köpükten gövdesinin sırtında çağlar boyunca taşıyan, Türk Milleti’nin özgürlük şelalesi Sakarya, şimdilerde kurumuş ırmaklar misali kendi nehir yatağında iç çekerek yutkunmaktadır. 

 

               Sakarya; cömert yağmurlarla beslenip kütürdeyen sellere dönüşmeyi hayal ederken, o destansı türküsünün yankı bulamadığı bir coğrafyada, adının esameleşmesini hüzünlere boğularak seyrederken, suskunlaşmış, ahrazlaşmış ve neredeyse lâl olmuştur. Sakarya; belki bir şeyler söylemek isteyecekti memleketin ahvaline ilişkin. Lakin bu günlerde o gücü kendisinde hissedememektedir. Sakarya; sevdiğinden uzaklara düşmüş, yetim ve öksüz kalmış mahzun çocuklar misali tek başına ve sahipsiz kalmanın derin hüznüyle Karadeniz kıyılarına gözyaşlarını sessizce akıtmaktadır bu günlerde.

 

               Çünkü Sakarya’nın vadiler boyu uzandığı bu coğrafyada; istiklalsiz kalmanın derin tehdidi ve tehlikesi baş göstermiştir bu günlerde. 

 

               Çünkü Sakarya’nın ovalar boyu uzandığı bu coğrafyada; birliğimizi, dirliğimizi, barışımızı, kardeşliğimizi bozmaya çalışanların, canımızdan aziz bildiğimiz toprağımıza göz koyanların korkak bedenlerinin kimyalarını bozan ve derin korkuları karanlık yüreklerine salan milletimizin kudret mayası Al Bayrağımız oldukça horlanır olmuştur bu günlerde. 

 

               Çünkü Sakarya’nın sıradağlar boyunca sırtını yasladığı bu coğrafyada; esarete, sefalete, acılara ve bitmeyecek gibi görünen sonsuz kederlere karşı verilen ve bir medeniyet kavgamız olan, sevgili Cumhuriyetimizin dirayet kolonları çok yoğun saldırılara muhatap kalmıştır bu günlerde.

 

               Çünkü irili ufaklı dere yataklarını cömert bedeniyle asırlardır kucaklayan Sakarya’nın vatanında; itilip ötelenmeye çalışılan 89 yaşındaki Atatürk Cumhuriyetinin bitirilmesi hesaplarının yapıldığı bir karanlık süreç, bu güne kadar hiç olmadığı kadar dirençli ve ezber bozan kıvamda bir tekâmül aşamasına gelmiştir bu günlerde.

 

               Bu yazımızı; Türk Milleti’nin özgürlük şelalesi olan Sakarya Türküsü’nden derdest ettiğimiz kimi mısralarla nihayete erdirmeyi, bahsini ettiğimiz karanlık tablonun da yine bir ilacı olarak, sizlerle paylaşmaya ne dersiniz?  

 

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?

Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:

 

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.

Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

 

Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur.

Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulu

Önceki ve Sonraki Yazılar