1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. ‘Ölmeden trene de binelim’ demişler
‘Ölmeden trene de binelim’ demişler

‘Ölmeden trene de binelim’ demişler

Çorlu’daki tren kazasında iki kızı ve iki torununu kaybeden Güvenç çiftinin acısı dinmiyor. Acılı çift, ‘Ölmeden önce trene de binelim demişlerdi. Dedikleri gibi oldu. Ölmeden trene bindiler ve bir daha da dönmediler’ diye ağlıyor.

A+A-

Çorlu’da yaşanan tren faciasında kızlarını ve torunlarını kaybeden Mürüvvet ve Remzi Güvenç çifti, büyük bir acıyla baş başa. ‘Ölmeden trene de binelim’ dedikten bir gün sonra facianın yaşandığı trenle son yolculuklarına çıkan kızları ve torunlarının ardından ağlayan çift, “4 canımızı ihmal yüzünden kaybettik. Dalsız bir ağaç gibi ortada kaldık. Onların yaşacak uzun yılları vardı. Keşke onların yerine biz ölseydik” diyor.

Milliyet'ten Çiğdem Yılmaz'ın haberine göre; Uzunköprü-Halkalı seferini yapan yolcu treni, 8 Temmuz günü Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinden geçerken menfezdeki toprağın göçmesi sonucu kaza yaptı. 5 vagonu devrilen trende 24 kişi yaşamını yitirmişti. Facia da en büyük acıyı yaşayanlar biri de Çorlu’nun Vakıflar Köyü’nde yaşan Mürüvvet Güvenç ve Remzi Güvenç çiftiydi.

DÖRT CANLARI GİTTİ

Yaşlı çift tren faciasında, kızı Derya Kurtuluş (30) ile 5 aylık torunu Beren Kurtuluş ve büyük kızı Emel Duman (36) ve torunu Bihter Bilgin’i (14) kaybetti. Köyde yaşayan ve herhangi bir gelirleri bulunmayan kalp ve tansiyon hastası olan anne Mürüvvet Güvenç ile baba Remzi Güvenç’in tek dayanağı da kızlarıydı.

Kazanın üzerinden 10 gün geçmesine rağmen acıları ilk günkü gibi taze olan Güvenç çifti, kızlarını ve torunlarını ihmal sonucu kaybettiklerini söylüyor. Yaşlı çift şunları anlattı: “Her hafta sonu olduğu gibi kazanın olduğu hafta kızlar, torunlar, damatlar bütün aile bizim evde toplanmışlardı. Akşam güldük eğlendik, evde bir bayram havası vardı. Sonra kızlar ertesi gün için, ‘Ölmeden bir de trene de binelim’ dediler ve sabah bizim evden 6 kişi trenle Burgaz’a gittiler. Dedikleri gibi de oldu. Ölmeden trene bindiler ve bir daha dönmediler. 4 canımız birden gitti. Derya’nın 3 yaşındaki oğlu Mustafa Kemal’in burnu bile kanamadı, Emel’imin 10 yaşındaki oğlu Efe ise ağır yaralandı. Tedavisi devam ediyor. Annesinin öldüğünü hala bilmiyor. Efe, babasına annesini sorduğunda, Emel’im iş için, İstanbul’da olduğunu söylemiş. Torun, anneyi İstanbul’da biliyor. Bu ihmal 4 aileyi birden yaktı.

Olaydan sonra damatlar evlerine giremez oldu. Bizim hayatımız karardı. Evlatlarımızın yaşacak daha çok şeyi vardı. Çocuklarımızın günahı neydi? Sadece trene binmek istediler. Bu kaza değil, bunu cinayet olarak görüyoruz.”

 

"İHMALDEN ÖLDÜLER"

“Dikkat edilseydi bu kadar insan ölmezdi. Bizim isyanımız, ölümlerin bakımsızlık ve ihmalden olmasına. Benim yavrularım, boşu boşuna ihmalden öldü. Aşırı yağmur yağdığı için kaza yaşandığı söyleniyor. Buralara hep yağmur yağıyor. O zaman her yağmur yağdığında böyle kazalar olsun ve insanlar ölsün. Bir de hayatını kaybedenlerin birçoğu iç kanama ve beyin kanamasından ölmüş, geç müdahale edildi.

"BİZ BU ACIYLA FAZLA YAŞAYAMAYIZ"

Güven çifti, şöyle konuştu: “Devlet bütün imkanları kullanıp anında müdahale etseydi, bu kadar insan ölür müydü? Dalsız birer ağaç gibi ortada kaldık. Dünya güzeli 4 kızı kaybettik. Konuşulacak, anlatılacak çok şey var da neyse diyoruz. Canımızı yakanların da canı yansın desek de, onlara bir şey olmaz. Olan bizim kızlarımıza ve diğer ölenlere oldu. Şimdi de kaza yerini tamir etmişler, kaç yavru kuzusu öldü, kaç aile yandı. Şimdi burası altından yapılsa ne olacak. Çocuklarımız yerine keşke biz ölseydik. Biz bu acıyla fazla yaşayamayız, ölürüz.”

"YAVRU KEDİYLE TESELLİ BULUYORUZ"

Cenazeleri toprağa verip eve döndüklerinde yavru bir kedinin (Pamuk) evde olduğunu gören Güvenç çifti şunları söyledi: “Evde yavru bir kedi gördük. Nereden geldiğini bilmiyoruz. Komşulara sorduk onlarda bilmiyor ve kedi günlerdir yanımızdan ayrılmıyor. Biz de bu yavru kediyi küçük Beren’imizin yerine koyduk. Beren de bunun gibi beyazdı. Bu kediyle teselli oluyoruz. Bir kediden medet umar hale geldik, günlerdir kucağımızda. Acımızdan dolayı ne yapacağımızı bilmez haldeyiz, bir kediden medet umuyoruz.”

Küçük kızı Derya’nın fotoğrafına sarılıp gözyaşı döken acılı anne Güvenç, “Evin her köşesi, bu bahçe çocuklarımın ve torunlarımın anılarıyla dolu, en çokta bu anılar insanın canı yakıyor. Bu ayın 28’inde Derya’nın oğlu Mustafa Kemal’in doğum günü kutlayacaktık. Bahçeyi süsleyeceklerdi. Ama kızım ölse de biz kendimiz süsleyeceğiz ve annesinin istediği gibi Mustafa Kemal’in doğum günü kutlayacağız” dedi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.