1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. OKUS POKUS DEMOKRASİSİ
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

OKUS POKUS DEMOKRASİSİ

A+A-

               OKUS POKUS DEMOKRASİSİ:

 

               DSP İstanbul Milletvekili değerli büyüğümüz Sayın Süleyman Yağız’dan bir e-mail aldım. AKP hükümetinin referandumdan sonra Anayasa Mahkemesi Üyeliklerini nasıl seçmekte olduğunu tafsilatlı şekilde anlatmış. Buyurunuz detay posta alındısına birlikte göz atalım.

 

               Başbakanımız Sayın R.t.Erdoğan’ın dilinden düşürmediği “ileri demokrasi” anlayışının ileri derecede bir tezahürü ile TBMM’de anayasa Mahkemesi Üyelikleri için seçimler yapılmıştır. Değişikliği yapılmış anayasa’nın 146’ıncı ve geçici 18’inci maddeleri uyarınca kanun gereği olarak ilk önce Sayıştay’da seçimler yapılmıştır. Yapılan seçimler neticesinde; Rıdvan Güleç 40, Cavit Özkahraman 35, Hicabi Dursun 28 oy almıştır.  
TBMM bu üç adaydan birini Anayasa Mahkemesi’nin yeni üyesi olarak belirleyecektir.

 

               Hikmetinden sual olunmaz ama TBMM’de 6 Ekim 2010 Çarşamba günü yapılan ilk tur seçimlerde AKP milletvekillerinin irade beyanları; Sayıştay’da en az oy alan Hicabi Dursun’a 259, Rıdvan Güleç’e 5, Cavit Özkahraman’a ise 3 oy vermiştir. Böylelikle de Hicabi Dursun ilk turda alınması gereken 367 oya ulaşılamadığı için, ikinci tur oylama yapılmıştır. Hicabi  Dursun 263, Güleç ile Cavit Özkahraman ise birer oy almışlardır.

 

               Şimdi aslında “ayıkla pirincin taşını” türküsü burada söylenebilirdi. Böyle bir ihtimalde nasıl davranılacağına dair bir düzenleme yapılmamıştı. Bu nasıl bir anayasa Paketiydi ki, daha ilk denemede paket Siyasetin lojistik fırsatçılarının elinde ranta dönüşmüştür. Hicabi Dursun ikinci turda gereken 276 oyu alamadığı için, üçüncü tur seçimlerine geçilmesi gerekmekteydi. Üçüncü tura en çok oy alan iki aday girecekti.
Ancak en çok oy alan adayın biri belliydi ama ikincisi belli değildi. Zira iki aday da birer oy almışlardı. Böyle bir durum oluştuğunda ne yapılacağına ilişkin ise hiçbir düzenleme yoktu. Böylelikle alelacele yapılan bu anayasa Değişikliği Paketi, daha ilk teste sınıfta kalmıştır.

 

               Ortaya çıkan bu beklenmedik durum karşısında oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Meral Akşener, çalışmalara 10 dakika ara vermek zorunda kalmıştır. Daha sonra bu ara 10 dakikayı çok geçmiştir.
Aradan sonraki oturumu ise Akşener yerine, TBMM’nin AKP’li Başkanvekili Nevzat Pakdil açmıştır. Ve Pakdil, ikinci tur oylamayı tekrarlayacağını söylemiştir. Ancak aslında Pakdil2in böyle bir tasarruf yetkisi yoktur. Çünkü hâlihazırda böyle bir düzenleme yoktur. Ne varki Pakdil, muhalefet partilerin itirazlarına rağmen “ben yaptım oldu” mantığı ile oylamayı tekrarlatmıştır. Tekrarlama suretiyle terbiye edilen irade vicdanları yoldan döndürülerek yaralara merhem olmuştur. Tekrarlanan ikinci tur seçimde Hicabi Dursun 190, Rıdvan Güleç 31, Cavit Özkahraman 8 oy almıştır. Böylece ikinci turda en çok oy alan iki aday da belirlenmiş olmuştur.

 

               Fakat Hicabi Dursun gereken 276 oyu, tekrarlanan ikinci turda da alamayınca üçüncü tur oylamaya geçilmiştir. Üçüncü tura, birinci sırada en çok oy olan Dursun ile ikinci sırada en çok oyu alan Güleç katılmıştır. Üçüncü turda nitelikli çoğunluk (367) ya da salt çoğunluk (276) gerekmiyordu. En çok oy almak yeterliydi.
Sayıştay’da en az oyu alan Hicabi Dursun da, 256 AKP’linin oyunu almıştır ve dolayısıyla seçilmiştir.
Buna demokrasinin okus pokusu ya da AKP’nin ileri demokrasi demek gerekir belki, ancak her iki tarif de zan altındadır ve vicdanlarda rahatsızlık yaratmıştır.

 

Bütün bu olan bitenler şunu göstermektedir.

·         Sayıştay Genel Kurulu’nda en çok oy alan adaya hükümetin itibar etmediğini

·         AKP’liler, Sayıştay’da en çok oy alan Güleç yerine hükümetin istediği Dursun’u seçmiştir.

·         Dolayısıyla hükümetin dediği olmuştur ve Paket ilk sezaryenini doğurmuştur.

·         Sayıştay’da yapılan seçimin bir hükmü, ağırlığı ve anlamı yoktur.

·         Sakın, hiç kimse, bu “demokrasi cilvesi”ni, hukukun siyasallaşması olarak nitelemesin; Silivri de boşalan kodesler, eğreti ve itiraz edenleri bekliyor.

·         Pakdil’in, Akşener’in yerine oturması zaten tartışmalı bir durumdur. İzahını isteyenler, AB ye girinceye kadar bekler.

·         Pakdil’in, ikinci adayın tespiti için ikinci turu tekrarlama hakkı bulunmadığını söylemek Füze kalkanı projesinde komutanın bizde olacağında ısrarcı olmak kadar meseleye çözüm getirir.

·         Artık bir durum ortaya çıkmıştır. TBMM Başkanlık Divanı’nın toplanarak bir karar almasına vermesine gerek yoktur. Demokrasi gömleği bizim milletimize ya dar gelir ya bol gelir. Demokrasi gömleğinin terziliğine gerek yoktur. Terzi de makasta AKP sıralarındadır. Milletten ölçü almaya ve hatta prova almaya da gerek yoktur. AKP demokrasisi neyimize yetmiyor? Hoşça kalın.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar