1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Obama ile Ecevit'in benzerliği?
Obama ile Ecevit'in benzerliği?

Obama ile Ecevit'in benzerliği?

Gazeteci Oray Eğin, yazısında dünyanın gündemini değiştiren haberi yazdı... Ve yorumladı.

A+A-

Herhalde bu kare uzun süre aklımdan çıkmayacak: Kapanış saatine yakın bir restoran, bilindik bir vasat zincirin şubesi. İçeride birkaç masa müşteri var. Ama ortalıkta personel görünmüyor. Çünkü hepsi girişteki televizyonun başına toplanmış.
Televizyon başında toplanıp önemli gelişmeleri izleyen Amerikalıların görüntüsü bir Norman Rockwell tablosunda kendisine yer bulacak kadar bu kültürde simgeseldir. 2011 yılında Rockwell tablosu diriliyor.
Ay'a ayak basıldığında ekran karşısına geçildiği günlerle bugün arasında hiç fark yok.
Sosyal medyanın etkisini yadsıyamam. Nitekim Osama Bin Laden'in öldürüldüğü haberi de ilk kez twitter'dan yayıldı. Spekülasyon aşamasında olan twit'ler eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in ekibinden Keith Urbahn'ın mesajıyla netlik kazandı.
Ama bu haberi alan herkes yine televizyonlara koştu.
Başkan Obama'nın açıklamasını tam da pazar gecesine, herkesin evde ve ekran başında olduğundan emin olduğu bir saate denk düşürmesi boşuna mı?
Osama Bin Laden'in ölüm haberi Amerika'da çoktandır kaybolmak üzere olan kolektif ruhu bir gecede diriltti. 11 Eylül olaylarından tam 10 sene sonra Amerikan milliyetçiliği bir gecede yeniden patladı. Bayraklar sandıklardan çıktı, 1 Mayıs 2011 bayram havasında kutlanmaya başladı. Beyaz Saray'ın önünde ya da 'Sıfır Noktası'nda toplanılması için bir sosyal medya kampanyasına gerek yoktu zaten; ortak bir ruh hali insanları evlerinden çıkartıp meydanlara sürükledi.
11 Eylül'de İkiz Kuleler'e yönelik saldırı sadece iki gökdelenin yıkılması değildi; bu binaların seçilmesi simgeseldi. İkiz Kuleler, ya da diğer adıyla Dünya Ticaret Merkezi gökyüzüne uzanan iki dev blok olmanın ötesinde Amerikan kapitalizminin, modern zaman imparatorluğunun da simgesiydi. Manhattan adasının hemen dibinde yer alan 'Dünyaya açılan pencereydi' bu binalar. Belki de bu yüzden 106 ve 107. kattaki restorana 'Windows on the World' adı verilmişti.
Amerikan İmparatorluğu'nun Çöküşü bu pencerenin kapatılması, bu binaların toza dönüşmesiyle başladı. Kolektif hafızamızdaki yakın zamanlı en büyük felaket olan 11 Eylül sadece Manhattan'ın siluetini değiştirmedi, hayatımıza yaşayış biçimimize de dönülmez bir şekilde etki etti.
Nasıl konuştuğumuz, nasıl düşündüğümüz bile bu iki kulenin yıkılmasıyla başladı. Dürüst olun, yurtdışında yaşayanlar (Türkler bile) giderek her Arap ülkesinin vatandaşını potansiyel terörist olarak görmeye başlamadı mı? İslamofobi propagandası bu açıdan başarıya ulaşmadı mı? Normal şartlarda hiç kimsenin üzerinde durmayacağı New York'a cami inşaatı sırf bu sonradan edinilen önyargılar yüzünden ana gündem maddesi olmadı mı?
Amerika, son 10 sene içinde çökmekte olan imparatorluğunu kurtarmakta çok kötü bir sınav verdi aslında. Terörist diye sınır dışı edilen masumlar, evlerine baskın yapılan Müslümanlar, göçmenlere yönelik sıkılaşan politika.
Öte yandan, gündelik hayatın ritmini de değiştirdi İkiz Kuleler'in yok oluşu: Manhattan'ın o bölgesi hala ve ısrarla şantiye görünümünde. Bazı kaldırımları kapalı. Nasıl seyahat ettiğimiz, havaalanlarında giydiğimiz ayakkabılar, yanımıza aldığımız sıvı maddeler de 9/11 sonrası yeniden belirlendi.
İmparatorluk 1 Mayıs 2011'de 10 sene önce yoldan saptırılan kaderini yeniden rayına oturtmanın start'ını verdi. Sandıklardan çıkan bayraklar yapay Amerikan milliyetçiliğinin yeniden şahlanışı, Amerikalıların Ortadoğu karşısında ezilen itibarlarını yeniden kazanma arzularının dışavurumuydu.
1 Mayıs 2011'de dünya tarihi beklenmedik bir imparatorluk kahramanı da yarattı: Barack Obama.

Ecevit etkisi
Bülent Ecevit büyük bir şakaydı ve ona daha ne kadar gülebilirdik? Hastalığı, eşi, siyasi çizgisindeki çarpıklıklar ve bir ülkeyi yönetememe becerisi derken bir gün şansı döndü: Abdullah Öcalan yakalandı. 'Sağcı' Ecevit'e gümüş tepside sunulmuş bir fırsattı bu. Nitekim, karşılığını da aldı.
Öcalan'ın yakalanması Bülent Ecevit'i küllerinden doğurdu. Zümrüt-ü Anka kuşu muamelesi yapıldı.
Toplumlar, böylesi küçük kahramanlık masallarına kolay aldanırlar. Süreçleri böylesi mühendislik hamleleri belirler. Neden birkaç ay önce, birkaç sene önce değil de tam o sırada yakalanmıştı Öcalan acaba?
Kim bilir...
Neden Osama Bin Laden 11 Eylül 2001'den hemen sonra yapılan operasyonda yoğun asker baskınına rağmen kaçmıştı? Neden dünyanın en ileri ordusu Amerika bir türlü 'Bir numaralı halk düşmanını' ele geçirmemişti?
Önceki gece Beyaz Saray Muhabirleri Derneği'nin geleneksel gala yemeğinde sahneye çıktı Barack Obama. Evet, tabir doğru: Sahneye çıktı ve mükemmel bir standup'çı edasıyla harika bir gösteri sundu. Doğum yeriyle ilgili tartışmalarla dalga geçti, Donald Trump'ı esprileriyle rezil etti, Fox News'a laf çaktı.
O akşam mükemmel bir başkan olarak yıldızı yeniden parladı. Kendisine destek verenlerin sayısı hızla düşerken karizmasıyla insanların kalbini kazandı.
Ve pazar gecesi...
Yüksek benzin fiyatları ve insanların sırtındaki borç yükü yüzünden zor günler geçiren Başkan Obama'ya büyük bir avantaj sağladı Bin Laden'in yakalanması. 2012 seçimlerine 'Terörle savaşı bitiren Başkan' olarak girme avantajı. Kuşkusuz bu rüzgar aylarca sürecek, Obama büyük ihtimalle bir dönem daha Amerika'yı yönetecek.

Yeni bir düşman arayışı
Devlet mekanizmasının rayında gitmesi, sistemin işlemesi için 'makinenin' kendi düşmanını yaratması uluslararası ilişkilerin yazılmayan kurallarından biridir. Her dem hazır ve nazır bir düşmanın bulunması halkın daha kolay yönetilmesini, uyutulmasını, devletin yaptıklarının daha kolay meşrulaştırılmasını açıklar.
Türkiye için de böyle değil mi?
Amerika Birleşik Devletleri son 10 yılda girdiği bütün haksız savaşları Bin Laden üzerinden temize çekti. Irak, Afganistan... Terörle mücadele adına öldürülen binlerce insan. Bir başka hesap için savaş verilirken hep diri tutulan Bin Laden imajı.
10 senelik malzeme dün miadını doldurdu. Bin Laden sahneden çekildi. Amerika'nın büyük düşmanı sahneden indi.
Peki sırada kim var?
Yeni bir düşman yaratılacak mı? Yoksa paradigma değişecek ve gerçekten Obama doktrini devreye girecek mi: Kendi dışındaki dünyayla eskisi kadar ilgilenmeyen, müdahil olmayan, daha içine kapanmış bir Amerika Birleşik Devletleri mi bekliyor hepimizi?
Tarihin bu dönemecinde yaşıyor olmaktan dolayı mutlu olmamız gerek. Son büyük savaşa tanıklık ediyoruz.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.