• BIST 76.331
  • Altın 600,56
  • Dolar 2,2450
  • Euro 2,8675
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 9 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 15 °C
  • Lefkoşa 9 °C

Dünyayı yöneten 12 aile

Dünyayı yöneten 12 aile
"Her toplumsal olayı Amerika veya İsrail'e bağlamak bence kolaycılıktır ama..."

Gürkan HACIR / Akşam

Dünyayı kim yönetiyor sahiden...


Her toplumsal olayı Amerika veya İsrail'e bağlamak bence kolaycılıktır. Ama gelin görün ki Amerika İngiltere ve de İsrail hemen her olaydan kazançlı çıkmayı beceriyor. Bakın Mısır'da 70 milyar dolar servetiyle 30 yıldır diktatörlük süren Mübarek de Amerika'nın adamıydı, yerine getirilmesi düşünülen El Baradey de... Peki nasıl oluyor da hep kazanan Washington / Londra hattı oluyor? Bu Dünya İmparatorluğu'nun arkasında hangi güç var? Onun hikayesine uzanmaya ne dersiniz...

GEÇTİĞİMİZ hafta Mısır'daki eylemlerin başladığı ilk günlerdi. telefon eden bir arkadaşım, Mısır halkına destek vermek için Mısır Konsolosluğu'nun önüne gitmemizi teklif etti.

- Hayrola?.. Ne zamandan beri Amerikan operasyonlarına destek verir oldun, dedim.
Solcu arkadaşım kızgınlıkla söylendi...

- Hemen her şeyi Amerika'ya bağlayan komplo teorisyenliğinizi anlayamıyorum. Orada diktatörlüğe karşı ayaklanmış bir halk var.

- İyi de o halk neden Amerika / İsrail yandaşı gördüğü Mübarek'i kovalarken tek bir Amerikan tesisine bile tepki yöneltmiyor. Birbirini boğazlayıp linç eden halk, Amerikan Elçiliği'ne doğru neden yürümüyor? Onları hangi görünmez el engelliyor?..

YENİ DÜNYA VE MİMARI HUPE

Evet, şaka bir yana biraz derinlere doğru uzanalım bakalım... Dünya İmparatorluğu'nun temeli 'Yeni Dünya Düşüncesi'ne dayanır. Yeni Dünya Düşüncesi'nin mimarı ise bir büyükelçi olan Robert Strausz Hupe'dir. Hupe'nin kaleme aldığı 'Yarının Dengeleri' (The Balance Of Tomorrow) adlı kitap, dünyada hakim kılınacak yeni süper gücü tarif ediyordu. İki kutuplu dünya düzeninin geçici bir düzen olacağını, sonunda dünyanın tek kutuplu mükemmel bir dünya düzenine ulaşacağını iddia ediyordu. ABD bu yeni sistemin süper gücü / lideri olacaktı.

Hupe bu kitabı İkinci Dünya Savaşı'nın bittiği yıl olan 1945'te kaleme almıştı. Bu teoriyi kurarken de yalnız değildi. CFR (Dış İlişkiler Konseyi) üyesi yakın dostları vardı. David Rockefeller, Henry Kissinger, George Kennan, Zbigniev Brezezinski, Samuel Huntington.
İsimler tanıdık geldi değil mi? Kissinger ünlü ABD Dışişleri Bakanı, Kennan ünlü Truman doktrinin fikir babası, Brezezinski ise ABD Başkanı Jimmy Carter'in Ulusal Güvenlik yardımcısıdır. Robert Strausz Hupe ise bir dönem ABD'nin Türkiye Büyükelçiliği'ni de yapmıştı.

Yani hemen hepsi Amerikan siyasetine ve dolayısıyla dünyaya yön veren isimlerdi. (Bir kısmı halen vermeye devam ediyor...

Huntington'ın Medeniyetler Çatışması tezini hatırlayın...)

Hupe ve arkadaşları oluşturdukları bu yeni dünya düzeninin temelini finans / kapital üzerine kurmuşlardı. Yanlış anlaşılmasın. Hupe sadece devam edegelen bir sistemin yeni yüzyıldaki formülünü yapmıştı. Yoksa finans-kapitale dayalı sömürge sistemi zaten tıkır tıkır işliyordu.

ELİTLERİN SONSUZ İKTİDARI

Bu arada CFR için de küçük bir parantez açalım. CFR (Council on Foreign Relations) 1920'lerin başında bir avuç 'elit' tarafından kuruldu.

Birinci amacı şuydu: Anglosakson sermayesinin dünya egemenliğini askeri güce dayalı olarak sürdürmek.

İkinci amacı: Dünyanın halklarla değil 'elit'lerce yönetilmesi. (Brezeznski buna jet çağı elitleri tanımlamasını kullanıyor)

Üçüncü amacı: Ulus devletlerin ortadan kaldırılması.
Dördüncü amacı: Özgürlükçü demokrasinin hakim kılınması (Burada kastedilen özgürlükçü demokrasi sahte bir demokrasiden başka bir şey değildi. CFR artık bir ülkeyi işgalinde tank top değil bu sihirli sözcüğü kullanacaktı. Demokrasi!)

DÜNYAYA HAKİM 12 AİLE

CFR'nin kararlarının alındığı çekirdek örgütlenmesinde iki aile deşifre edilmişti. Rockefeller ve Rotcsild aileleri. Peki CFR'nin tepesinde kim oturuyordu? David Rockefeller! Şimdi burada duralım. Hep söylenir. Dünyayı yöneten 12 aile vardır diye. Evet doğrudur. Dünyayı yöneten etkin/elit büyük on iki aile vardır. Ama bunların içindeki iki aile dünyanın gerçek sahipleridir dersek yanılmamış oluruz. Rockefeller ve Rotcsild Aileleri! Bu iki ailenin yönettiği parasal güç dünya ekonomisinin yarısından fazladır. (Rothschild Ailesi'ni ve Rockefeller Ailesi ile yaşadığı rekabeti bir başka yazı konusu olarak saklayalım. Özellikle Rockefeller'in Exxon Mobil'i yükseltmek için BP'yi nasıl batma noktasına getirdiğini ileride anlatırım.)

ROCKEFELLER BURSUNUN ŞANSI


Şimdi oğul David Rockefeller'in sahibi olduğu şirketler, yönettiği ve yardım ettiği fonlar, sivil organizasyonlar dernekler, vakıflar, think thank kuruluşları ile dünyanın neredeyse yarısından bile fazla bir etki alanına sahiptir. (Örneğin gelecek vaat eden binlerce gence verilen ünlü Rockefeller öğrenim bursu ülkelerin siyasetinde önemli rol oynar. Bizde Rockefeller bursuyla okuyan onlarca ünlü isim vardır. Ama ben sadece ikisini söyleyeyim. Bülent Ecevit ve Deniz Baykal.) Rockefeller Ailesi'nin bu yere göğe sığmayan nüfuzuna bir de onursal başkanı olduğu CFR'nin gücünü ekleyin. Varın durumu siz düşünün...

YA HEDEFİZ YA KONTROLDE

Hükümetler, sivil toplum kuruluşları, ordular, aklınıza güç odağı olarak gelen ne varsa CFR'nin ya kontrolünde ya da hedefindedir. Her şey ama her şey uzun planlar dahilinde yürürlüğe konur. Ve tek dünya imparatorluğuna gitmek için engeller birer birer ortadan kaldırılır. Şimdi durumu anladınız mı? Neden öyle sokağa dökülünce devrim olmaz... Veya her isyan ve kaos nihayetinde küresel güçlere hizmet eder!.. Mısır'daki isyanda da yaşanan budur, Davos'taki meydan okumada da!..
twitter.com/gurkanhacir

Çağımızın sihirli sözü DEMOKRASİ

Evet sihirli sözcük 'demokrasi'... Ama nasıl bir demokrasi? Geri bıraktırılmış cehalete boğulmuş ve yoksulluğa gömülmüş bir halka sunulacak demokrasi ancak elitlere hizmet eden bir sistem olacaktı. (Bugün Türkiye'de de yaşadığımız kısmen bu değil mi? Liderin karizmasına veya yürüyüşüne bakarak oy veren bir seçmen profilimiz yok mu?) Yani dünya da hangi siyasal düzen hakim olursa olsun, bu mutlak ve mutlak 'elit'lerin sermayesine hizmet edecekti. Kimi zaman kaos yaratılacak kimi zaman ayaklanmalar tezgahlanacak ama bütün bunlar elitlerin küresel sermayesine katkıdan başka bir şey sunmayacaktı.

CFR'nin cephe örgütleri ve üye tipolojisi
CFR'nİn iki alt örgütlenmesi daha vardı. Trileteral ve Bilderberg Konseyi. Bu iki teşkilatta CFR'nin adeta cephe örgütlenmesiydi. CFR'nin 4 amacı olduğu gibi 4 tip de üyesi bulunuyordu. Birinci grup üyeler, merkez üyeler. Bu üyeler tüm kararları alıp uygulayan üyelerdi. İkinci grup üyeler ise Trileteral ve Bilderberg üyeleri arasından seçiliyorlardı. Üçüncü grup Kuzey Amerika, Kuzey Avrupa ve Japonya'dan seçilen üyelerden oluşuyordu. Son grup ise daha çok Türkiye, Yunanistan gibi ülkelerin yanı sıra İskandinav ülkelerinden seçilen üyelerden oluştu.

Kulübün büyük patronları

CFR'nin elit kulübünde kimler yer alıyor? En tepede Çar David Rockefeller var. Hemen altında Rockefeller ve Rothschild aileleri bulunuyor. Onların altında ise 3 bölüm halinde 'elit'ler var. Kuzey Amerika Elitleri, Avrupa Elitleri ve Japonya Elitleri.

İşte fikir vermesi için birkaç isim:

Japonya Elitleri: Hitachi, Mitsubishi, Toyota, Iwasaki
Kuzey Amerika Elitleri: JP Morgan, Bill Gates, Robert Murdock.

Veee bizden bir isim Rahmi Koç.
Avrupa Elitleri: Rothschild, Von Simens, Sacher Hoffman, İngiltere Kraliçesi Elizabeth, Morgan Grenfell, Herz...

Hedef tek bir dünya devleti

Rockefeller Ailesi'nin serveti 200 milyar dolara yakın. Dünyanın 110 ülkesinin bütçesinden daha büyük bir zenginlik. Şu an başında oğul David Rockefeller var. Exxon Mobil, Citi Group, JP Morgan gibi dünya devi şirketlere sahip. David Rockefeller gelecek planını şöyle açıklıyor: 'Dünyada bir devlet oluşturduğumuzda, halkların kendilerini yönetme hakları, artık dünya bankerleri ve entelektüelleri olan 'elit'in otoritesi altına girecektir. Yüzyılımızda izleyeceğimiz strateji budur.'

Hurşit Güneş'ten sitem var

GEÇTİĞİMİZ hafta CHP'nin aristokratları yazıma CHP Gen. Bşk. Yrd. Prof. Hurşit Güneş itiraz etti. Hayır hayır, yazdığım bilgilere değil. Bunca yıldır siyaset içinde bulunan birisi olarak sadece babası ve akrabalık ilişkileriyle anılmasını doğru bulmadığını söyledi. Bence de doğru. Kişi, ailesinin veya babasının ismiyle değil, yaptıklarıyla anılır ve değerlendirilir. Ama ben de araştıran birisi olarak görevimi yapmak zorundayım. Türkiye'nin en köklü partisinin 15 kişilik merkez komitesinde 6 kişinin birbiriyle akrabalık vs. bağı varsa bu durum 'anomali' değil midir? Sadece bu ilginç duruma işaret ettim. Üstelik yazımda bir akrabalık bağını da atlamışım. Hurşit Hoca'nın da İnönü'lerle akrabalık bağı varmış. Yeni öğrendim....

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Gazete Turka | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim