Altan daha fazla dayanamadı
İşte Taraf Gazetesi yazarı Ahmet Altan'ın bugünkü köşe yazısı...
28 Temmuz 2010 Çarşamba 19:10
Balyoz
Belli ki karargâhta yapılan acil toplantılarla, Başbakan'la düzenlenen zirvelerle Genelkurmay, Balyoz davasında sanık olan adamlarını kurtarmaya çalışıyor.
Bunu silah arkadaşlarını kurtarmak için yapıyor olabilirler.
Ordunun, ne kadar kaldığı belli olmayan prestijini korumak için de yapıyor olabilirler.
Lakin ortada silah arkadaşlığını ya da ordunun prestijini aşan bir durum var.
Bu adamlar darbe hazırlamaktan sanık.
Binlerce sayfalık darbe planları, sunumlar, konuşmalar, hazırlıklar, timler, krokiler var orta yerde.
İsrail gibi sert önlemler almaktan, ezmekten bahseden konuşmalar var.
Bu konuşmaların gerçekliğini kabul eden beyanlar var.
Diyelim ki bu insanlar için dava açılmadı.
Yargı bu cesareti gösteremedi ve konu mahkemeye gelmedi.
Böyle bir durumda bile Genelkurmay'a bu konuyu araştırmak düşmez miydi?
İsnat edilen suç, darbe hazırlamak.
Darbe silahlı güçlerle yapılır.
Genelkurmay'ın darbe hazırlamakla suçlanan personelini, silahlı birliklerin başında tutması mı yoksa bunları soruşturma sonuçlanana kadar görevden alması mı gerekir?
Görevden almayı bırakınGenelkurmaybu sanıkların bir kısmını terfi ettirebilmek için kıvranıyor.
Genelkurmay'ın derdi ne?
Bu binlerce sayfalık belgenin sahte olduğunu mu iddia ediyor?
O zaman bu sahte belgeleri hazırlayanları yakalasın.
Sahte ya da gerçek, bu belgeler bir askerî grubun elinden çıkmış, bu kesin.
Sahte de olsalar, gerçek de olsalar, bunları hazırlayanlar ordunun içinde.
Neden Genelkurmay bunları hazırlayanları ortaya çıkarmıyor?
Neden bunları ciddiyetle incelemiyor?
Neden işi geçiştiriyor?
Üstelik bir de dönemin MİT başkanının bir gazeteciye söylediği Birinci Ordu darbe hazırlıyor lafı orta yerde duruyor.
Neden Genelkurmay o görevliye bu lafların nereden kaynakladığını sormuyor?
Ya da Genelkurmay aslında bu belgelerin ve darbe hazırlığının gerçek olduğunu biliyor da darbeyi mi suç olarak görmüyor?
Ya da darbenin suç olduğunu biliyor da, darbecileri yakalamak ordunun şanına uymaz mı diyor?
Ne diyor gerçekten bizim ordu?
Niye darbe sanıklarını kurtarmak için bu kadar hevesli?
Neden Genelkurmay sözcüsü, sanık arkadaşlarının görev başında olduğunu iftiharla açıklıyor?
Görevden el çektirme diye bir müessese yok mu orduda?
Bir general hangi suçu işlerse işlesin görevine devam mı eder, yoksa sadece darbe suçuna bulaşanlar mı görevini sürdürme yetkisine sahiptir?
Genelkurmay'ın,ErgenekonDavası'nda bir numaralı sanık olan Üçüncü Ordu Komutanı'nı korumak için de bin dereden su getirdiğini biliyoruz.
O Üçüncü Ordu Komutanı, kendisinin de sanık olduğu davanın duruşmasına gitmemiş onun yerine mahkeme binasının üzerinden uçaklar uçurmuştu.
Darbe ya da çete sanığının eline silahlı birlik verirseniz olacağı budur.
Yarın da askerî birlikler yürür mahkeme binalarının önünde.
Ciddi bir ordu, ciddi bir Genelkurmay, böyle ağır suçlamalar olduğunda, mahkemelerin sonuçlarını beklemeden sanıkları kenara çeker, mahkeme devam ederken kendisi de soruşturmasını sürdürür.
İşin üstünü kapatmayı denemez.
Ama bizim Genelkurmay, ordu içindeki her suçu kapatmaya uğraşıyor.
Heron skandalının üstünü örtüyor, Dağlıca faciasını soruşturmuyor, kâğıt parçasını savunuyor, topraktan çıkan silahlara boru diyor.
Ve, bütün bunları yaparak kendisini suç ortağı durumuna düşürüyor.
İçinde bu kadar kalabalık bir sanık kadrosu bulunan yeryüzünde kaç ordu var?
Sanığı ve suç ortağı bu kadar bol olan bir ordunun disiplini de, ciddiyeti de kalmıyor, kendi karakollarını korumaktan aciz bir hale geliyor, baskına geleni kaçakçı, kekik toplayanı düşman sanıyor.
Baskın yiyen komutana madalya verip, çete sanığını terfi ettirmeye uğraşıyor.
Bu ordu değişmek ve gerçek bir ordu olmak zorunda.
Disiplini, ciddiyeti, hukuka saygıyı öğrenmek zorunda.
Bizim ordu bunu anladığında kendisi de rahatlayacak,Türkiyede rahatlayacak.
Eğer ordu bunu anlamamak için direnirse sonunda hayat ona bunu canını acıtarak öğretecek.
AHMET ALTAN - TARAF