• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • Konya 4 °C
  • İzmir 14 °C
  • Lefkoşa 18 °C

NE KA GÜZEL BİR YAZI!

Gürhan GÜRSES

 

NE KA GÜZEL BİR YAZI!

            Bugün dilimize dolanan ve yazımızda bize eşlik edecek olan “KADAR” edatını ağız özelliği gereği “KA” şeklinde yazacağız. Sakın ola ki yazım hatası olarak algılamayın ve kendinizi bu işle meşgul etmeyin.

             Afganistan"da çalışan bir hemşerimiz anlatmıştı.

 Esprili mi esprili muzip mi muzip bir Afganlı, her uçak gördüğünde kahkaha atarak:

“Ne ka böüyük bir heyvan!”

“Ne ka böüyük bir heyvan!” diye bağırırmış.

            Bunu duyduğumda ne ka güldüm ne ka mutlu oldum anlatamam. Bu ka"lı anlatım hoş oluyor vesellem.

            Ne ka güzel bir hava, ne ka güzel bir memleket.

Ne ka güzel insan, ne ka muhteşem bir taraftar.

            İki adam bakar Karakoçan"a Kulubaba"dan. Biri yemyeşil bir Karakoçan görür ve:

“Ne ka yeşil, ne ka güzel bir yer.” der.

Diğeri ise insan ilişkilerini göz önüne alarak şunları haykırır:

“Ne ka yalaka, ne ka kara bir yer!” buna bakış açısı denir memlekette… Kuş bakışı, insan bakışı… Ne ka insan varsa o ka bakış açısı var; ne ka kuş varsa o ka kuş bakışı var.

            Ne ka güzel bir hava, ne ka güzel bir memleket.

Ne ka güzel insan, ne ka muhteşem bir taraftar.

            Yan yana çalışan işçilere sormuşlar ilçemde bir gün.

            “Burası niresi hemşerim?”diye.

            Birisi: “Diyarbakır"ın Avrupası” demiş doğal olarak belirtili isim tamlaması formatında. Çünkü yılın 9 ayı boyunca Diyarbakır"dan gelip alın teri ile inşaat sektöründe çalışanlar fazlaymış ilçemde.

            Diğeri: “Ağustos Böceğinin Memleketi” diye yanıtlamış zincirleme isim tamlaması formatında. Çünkü yılın tamamında boş gezeni daha fazlaymış ilçemin. Tarlaları işlenmez, kahvehaneleri ağzına kadar dolu, dışarıdan gelip çalışanı fazla imiş…

Ne ka vahim, ne ka hazin bir hal!

            İlçemde o ka apartman yapıldı ki bunu havsalam almıyor artık. Yani benin güzel ilçem insanı şunu ifade etmek istiyorum: “Apartman icat oldu fertlik bozuldu.” Kim kime, dum duma… Tamamen beton erkeği, beton kadını, beton çocuğu olup çıktık. Betonarme, soğuk ve hissiz bir dünyanın mahkûmları olarak yaşamaktayız artık. Allah rahmet etsin yaşayan mevtalara…

Ne ka sosyal bir mesaj!

            İki hemşerimiz konuşuyorlarmış havadan sudan. Biri demiş ki zengin olsaydın ne yapardın ilk olarak. Cevap vermiş yekdiğeri hemen: “Dünyadaki bütün soğanların cücüğünü satın alır, yerdim.” demiş. Bu kez diğeri hemen sormuş: “Peki sen ne yapardın aynı durumda?” Bizimki mahcup ve çaresiz ve üzgün bir halde: “Bana bir şey bırakmadın ki!” demiş.

Soğan deyip geçmeyin sakın, soğan cücüğü deyip hiç boş geçmeyin. Bütün sermayesini buna yatıracak denli fanatikler var bu ülkede.

Ne ka… Bir şey bulamadım buraya…

            Bir köy yeri… Evinde oturmaktadır eşiyle bir adam. Yarın için ilçeye inmesi icap ettiğinden hanımına seslenir adam: “Hanım yarın şehre ineceğim.” diye… Hanımı müdahale eder hemen: “Allah"ın izniyle” de, “Allah"ın izniyle” de efendi…

            Adam şöyle der: “Allah"ın izniyle hava iyi olursa kestirmeden giderim, kötü olursa de şöyle etrafından giderim yamacın. Her iki durumda da mutlak surette giderim.” der kızgınlıkla.

            Adam gider sabahın kör vaktinde ilçeye… Hava iyidir hem de. Allah"ın izniyle gitmiştir. İşlerini akşama doğru bitirdikten sonra havanın rengi de bozmaya başlamıştır. Dönüş vakti kar kıyamet… Yollar kapalı… Yamacı kestirmeden aşıp gitmek mümkün değil. Çar naçar bizim adam yamacın etrafında dolanarak kanter içinde gecenin bir yarısında eve gelir. Kapıyı çalar. Hanımı:  “Kim o?” diye bağırdığında bizimki sinirden gülerek yanıt verir: “Allah"ın izniyle benim hanım, Allah"ın izniyle benim.”

            Ne ka güzel bir hava, ne ka güzel bir memleket.

Ne ka güzel insan, ne ka muhteşem bir taraftar.

             Avrupa"ya gitmiş bir hemşerim, eşiyle beraber otobanda giderken ters yola girince havalı havalı şöyle seslenir eşine: “Karı bak, herkes beni tanıyor, selektör yapıp selam veriyor.”

            Temel"e benzedi biraz. Hani otobana ters girince radyo anonsunu duymuş ya!

“Sayın sürücüler dikkat, ters yola girmiş bir araç var.” Bunu duyan Temel bağırmış hemen: “Hangi biri, hangi biri, hepsi, hepsi…”diye…

            Ne ka mühim bir zat ne ka önemli bir şahsiyet.

            Ne ka değerli bir adam ne ka kıymetli bir cibilliyet.

Sayın okuyucu, KA"LI yazımız burada nihayet bulmuştur.

Ne ka güzel, ne ka şahane, ne ka süper oldu!

            Bugün dilimize dolanan ve yazımızda bize eşlik edecek olan “KADAR” edatını ağız özelliği gereği “KA” şeklinde yazacağız. Sakın ola ki yazım hatası olarak algılamayın ve kendinizi bu işle meşgul etmeyin.

             Afganistan"da çalışan bir hemşerimiz anlatmıştı.

 Esprili mi esprili muzip mi muzip bir Afganlı, her uçak gördüğünde kahkaha atarak:

“Ne ka böüyük bir heyvan!”

“Ne ka böüyük bir heyvan!” diye bağırırmış.

            Bunu duyduğumda ne ka güldüm ne ka mutlu oldum anlatamam. Bu ka"lı anlatım hoş oluyor vesellem.

            Ne ka güzel bir hava, ne ka güzel bir memleket.

Ne ka güzel insan, ne ka muhteşem bir taraftar.

            İki adam bakar Karakoçan"a Kulubaba"dan. Biri yemyeşil bir Karakoçan görür ve:

“Ne ka yeşil, ne ka güzel bir yer.” der.

Diğeri ise insan ilişkilerini göz önüne alarak şunları haykırır:

“Ne ka yalaka, ne ka kara bir yer!” buna bakış açısı denir memlekette… Kuş bakışı, insan bakışı… Ne ka insan varsa o ka bakış açısı var; ne ka kuş varsa o ka kuş bakışı var.

            Ne ka güzel bir hava, ne ka güzel bir memleket.

Ne ka güzel insan, ne ka muhteşem bir taraftar.

            Yan yana çalışan işçilere sormuşlar ilçemde bir gün.

            “Burası niresi hemşerim?”diye.

            Birisi: “Diyarbakır"ın Avrupası” demiş doğal olarak belirtili isim tamlaması formatında. Çünkü yılın 9 ayı boyunca Diyarbakır"dan gelip alın teri ile inşaat sektöründe çalışanlar fazlaymış ilçemde.

            Diğeri: “Ağustos Böceğinin Memleketi” diye yanıtlamış zincirleme isim tamlaması formatında. Çünkü yılın tamamında boş gezeni daha fazlaymış ilçemin. Tarlaları işlenmez, kahvehaneleri ağzına kadar dolu, dışarıdan gelip çalışanı fazla imiş…

Ne ka vahim, ne ka hazin bir hal!

            İlçemde o ka apartman yapıldı ki bunu havsalam almıyor artık. Yani benin güzel ilçem insanı şunu ifade etmek istiyorum: “Apartman icat oldu fertlik bozuldu.” Kim kime, dum duma… Tamamen beton erkeği, beton kadını, beton çocuğu olup çıktık. Betonarme, soğuk ve hissiz bir dünyanın mahkûmları olarak yaşamaktayız artık. Allah rahmet etsin yaşayan mevtalara…

Ne ka sosyal bir mesaj!

            İki hemşerimiz konuşuyorlarmış havadan sudan. Biri demiş ki zengin olsaydın ne yapardın ilk olarak. Cevap vermiş yekdiğeri hemen: “Dünyadaki bütün soğanların cücüğünü satın alır, yerdim.” demiş. Bu kez diğeri hemen sormuş: “Peki sen ne yapardın aynı durumda?” Bizimki mahcup ve çaresiz ve üzgün bir halde: “Bana bir şey bırakmadın ki!” demiş.

Soğan deyip geçmeyin sakın, soğan cücüğü deyip hiç boş geçmeyin. Bütün sermayesini buna yatıracak denli fanatikler var bu ülkede.

Ne ka… Bir şey bulamadım buraya…

            Bir köy yeri… Evinde oturmaktadır eşiyle bir adam. Yarın için ilçeye inmesi icap ettiğinden hanımına seslenir adam: “Hanım yarın şehre ineceğim.” diye… Hanımı müdahale eder hemen: “Allah"ın izniyle” de, “Allah"ın izniyle” de efendi…

            Adam şöyle der: “Allah"ın izniyle hava iyi olursa kestirmeden giderim, kötü olursa de şöyle etrafından giderim yamacın. Her iki durumda da mutlak surette giderim.” der kızgınlıkla.

            Adam gider sabahın kör vaktinde ilçeye… Hava iyidir hem de. Allah"ın izniyle gitmiştir. İşlerini akşama doğru bitirdikten sonra havanın rengi de bozmaya başlamıştır. Dönüş vakti kar kıyamet… Yollar kapalı… Yamacı kestirmeden aşıp gitmek mümkün değil. Çar naçar bizim adam yamacın etrafında dolanarak kanter içinde gecenin bir yarısında eve gelir. Kapıyı çalar. Hanımı:  “Kim o?” diye bağırdığında bizimki sinirden gülerek yanıt verir: “Allah"ın izniyle benim hanım, Allah"ın izniyle benim.”

            Ne ka güzel bir hava, ne ka güzel bir memleket.

Ne ka güzel insan, ne ka muhteşem bir taraftar.

             Avrupa"ya gitmiş bir hemşerim, eşiyle beraber otobanda giderken ters yola girince havalı havalı şöyle seslenir eşine: “Karı bak, herkes beni tanıyor, selektör yapıp selam veriyor.”

            Temel"e benzedi biraz. Hani otobana ters girince radyo anonsunu duymuş ya!

“Sayın sürücüler dikkat, ters yola girmiş bir araç var.” Bunu duyan Temel bağırmış hemen: “Hangi biri, hangi biri, hepsi, hepsi…”diye…

            Ne ka mühim bir zat ne ka önemli bir şahsiyet.

            Ne ka değerli bir adam ne ka kıymetli bir cibilliyet.

Sayın okuyucu, KA"LI yazımız burada nihayet bulmuştur.

Ne ka güzel, ne ka şahane, ne ka süper oldu!

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Gazete Turka | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim
    google-site-verification: google44c00eb769fa0b43.html