1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. NATO’NUN PRESTİJİ KURTARILMIŞTIR
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

NATO’NUN PRESTİJİ KURTARILMIŞTIR

A+A-

NATO’NUN PRESTİJİ KURTARILMIŞTIR

(North Atlantic Treaty Organization)

 

                Komünizme karşı kurulan soğuk savaş dönemlerinin askeri organizasyonu NATO, komünizm tehdidinin ortadan kalkmasıyla birlikte işlevini kaybetmesi gerekirken, aksi bir ivme ile hatta daha da genişleme sürecini yaşamıştır. 2. dünya Savaşı sonrasında vücuda gelen politik kamplaşmalarda İngiltere’nin üst düzeyde üstlendiği rol ile bu ittifakın planlama aşaması neticelenmişti.   

 

               1949 yılının 9 Nisan’ında ilk kez Washington antlaşması ile savunma literatürüne giren NATO, kurucu ülkelerin kolektif savunma örgütü olarak hedeflenmiştir. Bu savunma anlaşmasının önemli maddeleri; mensup ülkelerin savunma yeteneklerini geliştirmek, herhangi bir mensup ülkenin toprak bütünlüğünü koruma altına almak, yine mensup ülkelerin her birinin siyasi bağımsızlık ve güvenliği tehlikede olduğunda bir araya gelmeyi ve birinin uğrayacağı saldırının her birerine de yapılmış sayılacağı bir ortak savunma anlayışından müteşekkil kararları içermektedir.

 

               Rusya ve Almanya’yı Avrupa ülkeleri için tehdit olmaktan çıkarmak için ABD’yi de bu savunma mekanizmasının içersine alabilen bu organizasyon, Avrupa için o günlerde hayatiyet arz etmekteydi. Diğer taraftan ezeli olarak sıcak denizlere ulaşama kastı bilinen Rusya’nın yol güzergâhındaki Türkiye için de NATO şemsiyesi önemliydi. Türkiye çok zorlanmadan 1952 yılında aynı zaman diliminde Yunanistan ile birlikte eş zamanlı olarak NATO’ya kabul edilmiştir.

 

               Geçen yıllarla beraber NATO’nun kuruluş gerekçeleri çok yüksek oranda ortadan kalkmıştır. Ancak çok büyük gerekçeler varmışçasına NATO güçlendirilmiştir ve genişletilmiştir. Geçen zamanlar içerisinde NATO, bir savunma organizasyonu misyonunu beklemeye alarak ziyadesiyle belirlenmiş ortak düşman ülkelere karşı saldırı, kendi doğruları ekseninde bu ülkeleri terbiye etme ve yine bu ülkelere karşı sahip oldukları güçlerini bir küresel baskı aracı olarak kullanmaya başlamıştır.

 

               Bugün NATO’yu üç kelime ile en kestirme şekli ile tasvir etmek gerekse, bu kelimeleri; Savaş, sömürü, kan ve gözyaşı olarak değerlendirmek mütevazı bir tarif yapmak olur belki de.

 

               Kim nasıl izah edebilir NATO’nun Afganistan’daki işgal halini. Dikkate muciptir ki bu işgal halini izah etmenin, NATO’nun kuruluş doğrularıyla bir rabıtası yoktur.

 

               Kim nasıl izah edebilir NATO’nun Irak’taki işgal halini. 1.5 milyon insanın hayatını kaybetmesiyle neticelenen Irak işgali hala sorgulanmamaktadır. Bu işgalin hangi meçhul gerekçelerle yapıldığı bugün bile gün yüzüne çıkartılabilmiş değildir. Neticeden çıkartılabilecek tek gerçek sömür ve emperyalist niyetlerdir.

 

               Ve kim nasıl izah edebilir müstakbel bir tarihte İran’ın işgali ile yine milyonlarca masum Müslüman’ın kanının dökülmesini. Hangi gerekçeler sayılabilir bu meşum niyet için. Hiçbir gerekçe sayılamaz. Ancak bu vahşet avcılarının sömürü niyetleriyle ve emperyalist arzuları ile anlamlaştırılabilir tüm bu gayri insani eylemler.

 

               Artık pekâlâ açığa çıkmış ve belirginleşmiştir ki, NATO; İslam dünyasında vahşet yapmaya, kan dökmeye, gözyaşı akıttırmaya memur ABD odaklı bir vahşet organizasyonudur. Ne hazindir ki şimdi de son olarak Fransa’da kabul edilen “stratejik konsept” antlaşma ve bildirgesinin altına Türkiye’nin attığı imza ile yine sanal bir tehdit yaratılarak komşumuz İran ortak tehdit ilan edilmiştir. NATO namlusunun ucuna ise Türkiye süngüsü takılmıştır.

 

               NATO ülkelerinin tamamı varsayılan tehdidin İran olduğunu açıkça deklare etmek isterken, Türkiye yücelik göstererek bu emeli gizli tutmak kaydı ile imza atabileceğini bildirmiştir. Fransa, “biz kediye kedi deriz ki, bu kedi de İran’dır” diye naralar attığı bu toplantıda Sayın Abdullah GÜL, bildirgedeki İran’ın adını gizlemeyi başarabilmiştir(!)

 

               Evet, Baş aktörlerden Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah GÜL’ün de katkısı ile NATO’nun prestiji kurtarılmıştır. Eli kanlı katillerin itibarını düşürmeyerek Türkiye üstüne düşen görevi yerine getirmiştir. Bizler ödevimizi yaptık(!) Onlar prestijlerini kazandılar, bu coğrafyada bir ülke ve bir topluluk ise, maalesef ama maalesef itibarlarını kaybettiler. Hoşça kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar