1. YAZARLAR

  2. Murat TEKİNALP

  3. NAMAZLARIN CEM’İ(BİRLEŞTİRİLEREK KILINMASI) MESELESİNE GENEL BİR BAKIŞ
Murat TEKİNALP

Murat TEKİNALP

Bir Garip Yolcu...
Yazarın Tüm Yazıları >

NAMAZLARIN CEM’İ(BİRLEŞTİRİLEREK KILINMASI) MESELESİNE GENEL BİR BAKIŞ

A+A-

NAMAZLARIN CEM’İ(BİRLEŞTİRİLEREK KILINMASI) MESELESİNE GENEL BİR BAKIŞ

 Müberra ve münevver olan İslam dinimiz, her alanda olduğu gibi bu alan da da gerekli kaideleri ve açıklamaları yapmıştır. Aslında çok önemli olan bu konu, saatleri içine alacak bir kapsam alanını teşkil etmektedir. Efendimiz (sav) örnek hayatı bu konuda da bizlere ışık tutmuştur. Namazların birleştirilerek kılınması her ne kadar bizim mezhebimize göre, Arafat ve müzdelife mekânlarında olsa da; diğer mezhep imamlarımızın görüşüne göre, bu durumun hayatın zaruret hasıl olduğu her zaman dilimine yayılmış olmasıdır. Yani sadece Arafat ve müzdelifeyle sınırlı bir durum değildir. Hayatın her safhasında kolaylığı ve basitliği şiar edinen dinimiz; zorluk ve zorlamanın karşısında dimdik durmuştur.

Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6. Hadis-i şerifi bunun en büyük göstergesidir.

 

Rasulullah(sav)’in seferde, yağmurda, ihtiyaçtan dolayı ve hac zamanlarında Arafat-müzdelife mekânlarında namazları birleştirdiğini görmekteyiz.

Hz.Enes(ra) anlatıyor:”Rasulullah(sav) güneş batıya meyletmeden yola çıkınca, öğle namazını ikindi vaktine te’hir eder, ikindi olunca mola verir, ikisini cem ederdi(beraber kılardı). Yola çıkmazdan evvel güneş batıya meyletti(öğle vakti girdi) ise, hareketten önce her ikisini de (öğle ve ikindi)kılar sonra yola çıkardı.” (Buhari-Taksirus salat15,16 / Müslim 704)

 

İbn-i Abbas(ra) anlatıyor:”Rasulullah(sav) yol halinde iken öğle ve ikindiyi birleştirdi, akşam ile yatsıyı da birleştirirdi.”(Buhari-Taksirus salat-13)

Muaz bin Cemel(ra) anlatıyor:”Tebük senesi Rasulullah(sav) ile yola çıktık. Rasulullah(sav) öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazlarını cem ediyordu. Bir gün namazı te’hir etti, sonra dışarı çıktı ve öğle ile ikindiyi cem ederek kıldırdı, sonra girdi. Sonra tekrar çıktı ve akşam ile yatsıyı cem ederek kıldırdı. Sonra şöyle buyurdu:” İnşallah yarın tebük kaynağına varacaksınız. Güneş yükselmeden oraya varmayın. Oraya varanlar be gelinceye kadar suya dokunmasın.”(Müslim–706)

İbn-i ömer(ra) anlatıyor:” Rasulullah(sav) akşam ve yatsıyı müzdelifede beraberce kıldı. Bunlardan her biri için ayrı bir kamet okudu. İki namaz arasında nafile namaz kılmadı, bunlardan birinden sonra da nafile namaz kılmadı.”(Buhari-Hac/93,96)

İbn-i mes’ud(ra) anlatıyor:” Ben Rasulullah(sav)’i şu ikisi hariç vakti dışında tek bir namazı kıldığını görmedim. Müzdelifede akşam ile yatsıyı birleştirdi. Ogün sabahı da vaktinden önce kıldı.(Buhari-Hac/99,97)

İbn-i Abbas(ra) demiştir ki:”Rasulullah(sav) Medine de yedi ve sekiz rekat öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını cem ederek kıldı. Eyyüb essahtiyani derki:” Belki de bu yağmurlu bir geceydi.” Öbürü (ebu Şa’sa) “Belki ! “ dedi.(Buhari-543)

Nafi’den; ibn-i Ömer(ra) yağmurda akşam ile yatsıyı cem ederdi.”(İbn-i ebi şeybe sahih senetle rivayet etti.)

İbn-i Abbas(ra)’dan;” Rasulullah(sav) korku ve sefer hali olmaksızın öğle ve ikindiyi birleştirerek, akşam ve yatsıyı da birleştirerek kıldı.”Said b. Cübeyr(ra), İbn-i Abbas(ra)’ a dedi ki;”Bunun sebebi ne olabilir?” Dedi ki; “Ümmetine kolaylık sağlamak için.”(Muvatta-1/144) Müslim(705).

Tirmizi, Sünen’in kitabül ilel bölümünde ibnü abbasın rivayet ettiği bu hadislere ehl-i ilimden kimsenin amel etmediğini söyler. Ancak; ehl-i ilim iki namazın sadece seferde ve Arafat ile müzdelife de birleştirileceğini hükmetmiştir. Tabiinden bazı alimler, hastanın iki namazı birleştireceğine hükmetmiştir. Bazı alimlerde yağmur sırasında iki nazmın arasının birleştirilebileceğini savunmuşlardır. Şafii, ahmed ve ishak bu görüşte olanlardır. Ancak Şafii hastanın iki namazı birleştirmesini caiz görmez.

İbn-i Abbas(ra) rivayet ettiği hadisler ile amel edilmesi, kendisinin beyanıyla:”Peygamber(sav) ümmetinden hiç kimsenin meşakkatte kalmasını istemedi.” İfadesiyle daha da güzel açıklanmış olacaktır.

Görüldüğü üzere gerek fukaha ve gerekse muhaddislerin bazıları, ibn-i Abbas hadisiyle amel etmişlerdir. Avamdan pek çok kimsenin cem’i takdim veya cem’i te’hir’e İHTİYACI OLDUĞU ZAMANLARDA BİLE onu terk ettiğine, diğer pek çok kişinin de cem yapmayarak namazı tamamen kazaya bıraktığına şahit oluyoruz.  Bu insanlar, ruhsatları terk edip kendilerini zora sokmakta, bazen de yukarda işaret ettiğimiz cem’i terk sebebinden dolayı günah işlemektedirler.

Bazı insanlarımız seferde oldukları halde, beş vakit namazı yolculuk esnasın da hem cem etmeden hem de kasr etmeden kılmaktadırlar. Halbuki bu uygulamalarıyla Peygamber(sav)’in sünnetini terk etmiş olmaktadırlar. Çünkü Peygamber(sav)’den sabit olan, sefer durumunda namazların cem ve kasr edilmesidir. Bu konuda doğru olan ulemanın şu görüşüdür.” Namazı kısaltmak yani kasr bir ruhsattır, onu terk eden günah işlemiş sayılır.”

Görüldüğü üzere ihtiyaç husule geldiği anda namazların kazaya bırakılması da gündeme gelecekse, namazların cem edilerek kılınması elzem bir konudur.  Çünkü namazı kazaya bırakmak, sorumluluk gerektirir. İslam her zaman ve mekan da müntesiplerinin refah ve saadet için ne gerekiyorsa yerine getirmiş; ana çatıyı teşkil eden namaz ibadetinde bile cem ve kasr yolunu açarak kolaylık sağlamıştır. Ancak namazın kasr’ı ve cem’i icrası hususunda biraz daha bilgi ve tecrübe edinerek tatbik edilmesi gerekmektedir.

Yine de işin en doğrusunu Allah(cc) bilir.

Bilgi ve becerilerinizin hayata egemen olacağı zaman dilimleri geçirmeniz dilek ve temennilerimle;

Yüzünüz Hep Gülsün…

Önceki ve Sonraki Yazılar