1. YAZARLAR

  2. Murat TEKİNALP

  3. Muradıma ve Maksadıma ulaştım Sonunda.(2)
Murat TEKİNALP

Murat TEKİNALP

Bir Garip Yolcu...
Yazarın Tüm Yazıları >

Muradıma ve Maksadıma ulaştım Sonunda.(2)

A+A-

     Muradıma ve Maksadıma ulaştım Sonunda.(2)

 

     Her anı ve her yeri peygamberlerin hatıralarıyla dolu bu mekânı, doyasıya gezmenin ve yudumlamanın verdiği mutlulukla devam ediyorum bu kutlu yolculuğa. İnsanı çepeçevre saran sevinç deryasında her günün bin yıl olması aşkıyla hareket ediyorum velhasıl. Mutlu olmanın ötesine geçmek bu olmalı herhalde. Kutsal mekâna ulaşmak oraların aşkıyla yanmak bu demek diye düşündüğüm bir anda; bir kadın ilişiveriyor gözümün ucuna. Bu kadın ince uzun boylu, oldukça mütevazı bir bayan. Konuştukça daha da iyi tanıma fırsatı buluyorum. Bu bayan başka bir kafileden katılmış otelimize. Ve diyor beni anlatın hocam buralar için yanan yüreklere… Ve başlıyor anlatmaya. O anlattıkça benim gözlerim yaşarıyor.” Hocam” diyor, “-Ben bulunduğum yerdeki evleri temizlemeye giderim. Yani temizlikçi bir kadınım. Biriktirdiğim paralarla bu yanan yüreği söndürmeye geldim.” Deyiverince içimden ince bir şey boşalıveriyor ve başlıyorum ağlamaya. Ağladığımı belli ettirmemeye çalışıyorum ama nafile. “ağlayın hocam ağlayın. Çünkü burası ağlama mekânı.” Deyiveriyor o kocaman yürekli, kalbi temiz kadın. Onun bu güzel hayatından kesidi dinledikten sonra, Dr. Süleyman KOYUNCU hocamın yanına gidiyorum.

 

    Hocam her zaman olduğu gibi yine irşad vazifesinde… Mübarek toplamış yine hak âşıklarını aşktan tutuşan yüreklere su serpiyor. Yine bir Bayan Süleyman hocama anlatıyor: “-Hocam ben gül sata sata, para biriktirdim. Ve bu güllerin parasıyla geldim gülün sahibine…” deyiverince otelin resepsiyonunda, üzerime kaynar sular dökülüveriyor. Ve Süleyman hocamla ikimiz beraber başlıyoruz ağlamaya. Ama bu sevinç gözyaşları… Ama bu sevgiliye duyulan özlem ve güzelliğin gözyaşları… Ve üstad Dursun Ali Erzincanlı dostumun dizeleri geliveriyor hemen aklıma. “-Sevgili! Hakiki âşıkların sana doğru uçarken, bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti. Dünya güzelliği ile kollarını sana açmışken, bize düşen kapında beklemekti.” Evet, hakiki âşıklar bunlar ki, ev temizliğinden arttırdıkları ya da gülleri satarak biriktirdikleri paralarla gülün sahiplerine geliyorlar. İşte gerçek sevgi, işte gerçek bağlılık, işte gerçek mutlululuğa ulaşmanın en üst zirvesi. Dünyanın maddesel ve sevgisel tüm bağlarından sıyrılıp sadece sırf yüce Allahın ve onun rızasını kazanmak uğruna yapılan bu yolculuğun değeri sizce ne ile ölçülebilir ki?

 

     Mekke de kaldığımız zaman içinde namazlarımızı o kutsal mekânda kılıyor, bereketlenmesi için onları tavafla süslüyoruz. Otelimiz mina’ya oldukça yakın. Yanımdaki havarilerimden bir kısmını alıp (hafız recep, hacı Tahir amca, Rukiye abla) koyuluyoruz cemerata(şeytan taşlama mekanı) bakmaya. Vardığımızda Hz İbrahim(as) ve oğlu Hz. İsmail(as)’ın verdiği mücadeleyi ve şeytanı o noktalarda nasıl taşladıklarını anlatıyorum onlara. Müzdelife sınırına kadar sürüyor yaya yolculuğumuz. Ama tepemizde güneş; fazla intikal yapmamıza izin vermiyor. Olduğumuz yerden yaptığımız bir dönüşle etrafın görkemli kutsallığı eşliğinde dönüyoruz otelimize. Güzel beldelerde ziyaret edilmesi gereken yerleri gücümüz nispetinde ve gerektiğinde diyanet işleri başkanlığının mihmandarlığında tamamlıyoruz.

 

    Vakit ayrılık vakti. Kutsal mekânla vedalaşma zamanı. Veda tavafımızı yapıp, Allahın evini selamlıyor ve bütün iman ehlinin yaptığı dua ile ayrılıyoruz kutsal beldeden.”-Rabbim. Buralara bir daha gelmeyi, mübarek yerleri tekrar ziyaret edebilmeyi bizlere nasip eyle… Bizlere olduğu kadar buralara gelmeyi arzulayan kardeşlerimize de bir an evvel gelebilmeyi kendilerine nasip eyle.”

     Yönümüz ve pusulamız artık aşk mekânına. O kutlu nebinin yanına mutlu ve bahtiyar olmaya. Mekke-Medine arası ortalama 440 km. uzunca dümdüz bir yol. Otobüsün 120 km ile 140 km arasındaki süratiyle beraber tam 5 saate yakın bir zamanda alıyoruz bu mesafeyi. Ama yol ve izin olmadığı zamanlarda; yani efendimiz zamanında yaptığı bu hicret yolculuğunun meşakkatini daha iyi idrak ediyorum şimdi. Efendimiz (sav)’in sırf ve sadece yüce Allahın ismini ve tevhid halkasının son zincirini tebliğ için katlandığı bu güzel çileyi nasıl yudumladığını, soluyarak hissetmek başka bir duygu. Ve inanın dünyanın hiçbir güzelliğini buna denk getiremezsiniz. Zaten denkte olmaz, olamaz…

     

     Otelimize nasıl yerleştiğimizi inanın hatırlamıyorum. Derhal aşk mekânına, aşkımın yanına gidiyorum. Çünkü yıllardan beri yanan ateşin bir an evvel sona erip bitmesini arzuluyorum bütün kalbimle. Tertemiz bir avlu ve o avlunun parlayan yıldızı yemyeşil kubbesiyle efendimiz (sav)… Babus Selam dan girip büyük bir incelik ve güzellikler içinde giriyorum ravza-i mudahhara’ya. O ne derin bir deruni duygu ki; ya rab anlatılamıyor… Dünyanın bütün dillerini bir araya getirseniz ve o diller birleşip bir cümle oluşturmaya kalksalar inanın yinede anlatamazlar bu duyduğum mutluluğu. Âşık olmanın ve aşkı yaşamanın en güzel yerinde, aşkın odağında ve merkezindeyim artık. Bütün aşkların karşısında feryat edildiği af mekânındayım. Bütün günahlar için arzuhalin kabul edildiği makamdayım yani. Tarifi imkânsız mutluluklar içindeyim. Tam bir hafta yaşıyorum, imkânım ve idrakim dâhilinde gül nebinin gül kokusunu.

Yıllar evvel yazdığım dizeler süzülüyor dilimden. Seni günahkâr gözlerimle bir dem görsem Ya Rasulallah! Hardal tanesi kadar H.z.Vahşi gözüyle. Yâda kokunu duysam, uzun çöl gecelerinde seni özleyen kavurucu sıcaklarda senin binitin olan Gasva’nın ruhuyla. Yahut tenini okşayan ılık bir rüzgâr olsam, sarılsam sana ayrılmayasıya... Endişe ve kederlerimi duygularımın avukatı yapıp, asırlar sonra senin karşına çıksam. Masiyetlerimin arşa yükseldiği bir anda şefaatini dilesem deyiveriyorum hemence… Bütün güzellikleri yaşadım yaşanması gereken ne varsa aşkımın yanında. Darısı siz değerli peygamber âşıklılarının başına… Rabbim hiçbir an ayırmasın bizleri o sevgili habibin aşkından.

 

    Bu güzel ziyaretimde yanımdan hiç ayrılmayan değerli dostum ve ağabeyim Aksaray il müftü yardımcısı sayın Dr. Süleyman KOYUNCU ve Kastamonulu havarilerim(Hafız recep, Tahir amca, Sıtkı amca, Hüsniye yenge, Rukiye abla, annem ve yunusçu kayınvalidem)’e şükranlarımı sunuyor tümünden haklarını helal etmelerini bir teveccüh addedip şiddetle talep ediyorum…

 

Yüzünüz Hep Gülsün…

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar