1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. MÜEBBET HAPİS
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

MÜEBBET HAPİS

A+A-

 

      Saygıdeğer Okurlar,

      Zamanın en büyük Mafya babası çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir.

      Jüri üyelerinin içinde Temel de vardır. 

      Mafyanın adamları mahkemeden önce Temeli bir kenara çekerler,

      “Temel ne yap ne et, Babanın idam kararını müebbet’e çevir yoksa bu senin sonun olur” derler. 

      Temel’in içine korku düşmüştür, acep ne yapsam da bu adamı kurtarsam diye düşünür.

      Dava başlar günlerce devam eder ve nihayet Jüri üyeleri karar vermek üzere odalarına geçerler. 

      Aradan uzun bir süre geçtikten sonra jüri üyeleri geri gelir ve kararını okur. “MÜEBBET HAPİS” derler. Bunu duyan Babanın adamları sevinerek ve ne yapacaklarını şaşırarak doğru Temel’e giderek,

      “Aferin sana Temel şimdi gözümüze girdin” derler. 

      Bu arada ”eh be Temel iyi güzel de bu işi nasıl başardın” diye sorarlar, Temel "Sormayın bre uşaklar, sizin söylediklerinizi onlarla paylaştım bunun üzerine jüri üyeleri beraat beraat diye tutturdu.

      Bende müebbet’e çevirene kadar aklan karayı seçtim der"

      Evet, saygıdeğer okurlar,

      Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk hasta adam denilen ülkemizi sıkıntı ve yokluklara rağmen emperyalist güçler karşısında beraat ettirdi. 

      Onun ölümünden sonra başa gelen bazı iş bilmezler ise, ülkeyi müebbet hapse mahkûm ettiler.

      Muasır medeniyetler seviyesine çıkabilmek ve dünyanın en güçlü ülkesi durumuna gelebilmek için sadece ulu önderimizin gösterdiği yolda gitmemiz gerekirken,

      Devamlı dışa bağımlı ve kendi çıkarları üzerine kurdukları politikalar yüzünden etrafımız kravatlı mafya babaları tarafından çevrilmiş duruma düştü.

      Bana söyler misiniz? 

      Sizce;

      Yer altı kaynaklarımızı işler hale getirebiliyor muyuz?

      Üç tarafı denizlerle çevrili kara sularımızı istediğimiz gibi kontrol edebiliyor muyuz?

      Yakınlarımızla veya dostlarımızla istediğimiz gibi haberleşip, konuşabiliyor muyuz?

      Yıllardır ülkemizde barış içerisinde sevgiyle ve kardeşçe birlikte yaşayan Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni, Yahudi, Hıristiyan ve Ermeni vatandaşlarımız eskisi gibi rahatlar mı?

      Daha açık söylemek gerekirse;  

      Güzelim cennet vatanımızda Emperyalist güçlerin, ABD’nin, AB’nin izni olmadan bir şey yapabiliyor muyuz?

      Yani barış içerisinde, özgürce, huzurlu ve kardeşçe birliktelik içinde yaşayabiliyor muyuz?

      Bu ülkede yoksulluk, işsizlik ve açlık had safa da iken,

      İşçinin, memurun, çiftçinin, esnafın, yaşam standardı gün geçtikçe azalıp yok olmaya yüz tutarken,

      Sanayiciler ve iş adamları ofislerinin her an basılabilir korkusu ile günlerini geçirirken, 

      Halkı aydınlatması gereken basının yandaş davranarak toplumu yanlış bilgilendirmesini,  

      Yeni yeni kravatlı mafya babalarının mutlu azınlıklar yarattıklarını hep beraber üzülerek görmekteyiz.

      Yani şöyle bir baktığınız zaman,

      Ülkemizi bölmeye çalışan çevremizdeki mafya babalarının haricinde, etrafımızda türeyen kravatlı mafya babaları ile çevrilmiş durumdayız.

      Bu mafya babalarından kurtulmanın yolunun da, elinizde olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

      Nasıl mı?

      Özgürlüğümüzü kısıtlayanlara, bizden sonraki nesillerin geleceğine ipotek koyanlara, kendi çıkarlarını ülke çıkarlarından önce düşünenlere karşı,

      Önceliği Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğü olan,

      Vatanını seven ve bu ülkede yaşayan tüm yurttaşların jüri üyesi sorumluluğu ile kravatlı mafya babalarını yalnız bırakıp bizlere MÜEBBET HAPİS hayatı yaşatanlardan bir an önce kurtulalım.           

      Saygılarımla,

      HAKSIZLIKLAR KARŞISINDA SESSİZ KALIP EĞİLİRSENİZ

      HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ

 

Önceki ve Sonraki Yazılar