1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. MİLLİ ŞUUR
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

MİLLİ ŞUUR

A+A-

Saygıdeğer Okurlar,

       İnsanlık tarihinin şüphesiz en büyük ayıbı 50 milyon insanın öldüğü 35 milyon insanın sakat kaldığı II.Dünya savaşıdır.
       İşine geldiğinde demokrasi ve insanlıktan bahseden ABD’nin, 6 Ağustos 1945 de Hiroşima, 9 Ağustos 1945 de ise Nagazaki’ye attığı atom bombaları bu savaşın en büyük insanlık ayıbı olarak tarih sayfalarında yer almıştır.
       580 metre yukarıda patlayıp ve yüksek sıcaktan asfalta yapışanlar dahil ilk anda 150 bin, yarattığı radyasyon etkisiyle toprağın ve suların zehirlenmesi neticesinde ise 5 yıl içinde katledilen insan sayısı 350 bindir.
       İnsan hakları savunuculuğuna soyunan ABD’nin yaşadığımız bu yüzyılda yaptıkları ile de insan sevgisi(!) boyutunun ne olduğunu gözleriniz önüne bir kez daha getirmek için bunları sizlerle paylaştım.
       Bunlar insan yaşamında savaşın ne kadar yanlış olduğunun bir ibretlik öyküsüdür.
       II.Dünya savaşında çıkaracağımız bir diğer ibret de, Japonların savaş sonrası kısa bir süre içerisinde toparlanabilmeleri ve günümüzde teknolojik olarak Amerika’yı bile geçmiş olmalarıdır.
       Japonlara, harap olmuş ülkelerini bu kadar kısa zamanda imar ettiren ve her bir Japon’a ülkesi için seve seve fedakarlık yaptıran güç nedir diye acaba merak ediyor musunuz?
       Söyleyeyim;
       TABİİ Kİ MİLLİ ŞUUR!
       Ve TABİİ Kİ BU MİLLİ ŞUURU VEREN EĞİTİM SİSTEMLERİ.

       Bu şuurun nasıl verildiğini Japon uzmanlara sormuşlar?
       Uzmanlar “çocuklarımız daha ilk mektebe başlamadan biz onlara şok testler uygularız” diye devam ederler.
       “Uçak gibi hızlı trenlerimize bindirir, bir tur yaptırırız, çok katlı yollardan geçen tren, onları şöyle bir sarsar. Mini mini çocuklarımız teknolojinin bu baş döndürücü neticesini görerek birinci şoku yaşarlar.”
       “Bu şoktan sonra onları Hiroşima’ya götürürüz, bölgeyi aynen korumaktayız, bombalanmış bu bölge hakkında bilgilendirir, hiçbir bitkinin yeşermediğini gösteririz.”
       Ve deriz ki, “eğer sizler çalışmaz, sizden öncekileri geçemezseniz, vatanınız işte böyle düşmanlar tarafından bombalanır, hiçbir canlının yaşamayacağı biçimde size bırakıp giderler.”
       “Ama ülkenizi severek çalışırsanız, bindiğiniz hızlı trenleri geçecek yeni vasıtalar yaparsınız.”
       “Gerisi sizin bileceğiniz iş” diye ikinci şoku yaşatırız.
       Şimdi yazımın girişini niye Japonların eğitim sistemine ayırdığımı merak edebilirsiniz.
       Anlatayım;
       Geçenlerde bir ilimizde Cuma namazı öncesi merkezi yayınla tüm camilere yayın yapan din görevlisinin ebeveynlere yönelik yapmış olduğu bir konuşma dikkatimi çekti.
       Konuşmasındaki bir bölümü sizlerle paylaşmak istedim.
       “Muhterem din kardeşlerim, çocuklarınızı camilere getirin, onları alışmaları içinde atalarımızın yadigarı olan güzel camileri gösterin diye başlayıp,
       İşte burada gördüğünüz yerde hoca namaz kıldırır,
       İşte burada hoca hutbesini okur,
       İşte burada hoca namaza gelenlere vaaz verir, diyerek onları gezdirin, hatta ellerine birkaç lira vererek cami yapımında topladığımız yardımlara katkı vermelerini sağlayın.
       Çocuklarınızı bu şekilde manevi duygularla yetiştirip, yardım yapmayı ve onlara ileride içerisinde namaz kılacakları camilerin yapımı için paylaşmaları gerektiğini öğretin diye devam eden konuşma,
       Bunları dinledikten sonra kendi kendime,
       Kuran-ı Kerim de oku diye başlayan ayet ile anlatılması gereken o kadar çok doğru ve güzel şeyler varken onları değil de dar bir kalıp içerisinde anlatılanlarla ülke insanı ancak böyle yozlaştırılır,
       Ve ülkeyi çağdaşlık ile uygarlıktan uzaklaştırmak için ancak böyle sistemli çalışılır, dedim.
       Bu arada bu konuda yetkili olanlara aşağıdakileri sorma gereğini hissettim.
       Üzerinde yaşayacağımız bir vatan olmazsa, acaba manevi duyguların hazını nasıl özgürce yaşayabileceğiz?
       Sadece manevi duygularla yetiştirilip, milli şuurları kaybettirilmeye çalışan bir neslin, temenni etmediğimiz bir savaş anında, onların ülkelerine nasıl sahip çıkmaları sağlanacaktır?
       Birçok bakanlık bütçesinden fazla olarak diyanet başkanlığına ayrılan bütçe ile bunları anlatsınlar diye mi din görevlileri yetiştirilmektedir?
       Açılan Kuran kurslarında, manevi duyguların yanında, acaba milli şuurun önemi oradakilere verilmekte midir?
       Bu vesileyle de, öncelikle şunu belirtmek istiyorum.
       Kesinlikle manevi duygularımızın pekiştirilmesine ve dini vecibelerimizin yerine getirilmesi için anlatılanlara karşı değilim.
       Büyüklerimizden aldığımız dini terbiye ve manevi duygularımız ile dinimizin gereğini, gerçek inanan herkes gibi özgürce yapabilmekteyiz.
       Benim üzüldüğüm, yıllardır bu şekilde sistemli olarak çağdaş ve uygarlıktan uzaklaştırılmaya çalışılmamızdır.  
       Milli Şuur ile ilgili yaşanılan bir konuyu da burada vurgulayarak konuyu toparlamak istiyorum.
       Rahmetli Turgut ÖZAL Başbakan, Vehbi DİNÇERLERİN’in Milli Eğitim Bakanı olduğu zamanda Türkiye’ye Japonya’dan bir heyet gelir.
       Bu heyet, Türkiye’de incelemeler yapıp, çeşitli temaslarda bulunacak ve neticeyi yetkililere aktaracaktır.
       Japon heyeti, yurdumuzun bazı bölgelerinde gerekli incelemeleri yaparlar ve sonra bakanlıkta toplanırlar.
       Heyetin tespiti ilginçtir:
       “Sizin çocuklarınızda MİLLİ ŞUUR yok”
       Bizimkiler bunun üzerine “Peki Türkiye için bir tespitiniz var mı? Gözlemleriniz nedir? diye sorarlar.
       Japonlar “elbette var, bizimkinden çok daha da önemli, Çanakkale Savaşları’nın olduğu bölge, bir metre kareye altı bin merminin düştüğü yer olması nedeniyle gençlerinizin şok olması için artar bile” diye söylerler.
       Evet saygıdeğer okurlar,
       Bir tarafta; II.Dünya savaşı sonrası Atom bombası ile yerle bir edilen Japonya’nın MİLLİ ŞUUR ile atağa kalkıp savaş kaybettikleri ABD’yi teknoloji de geçip,
      Çocuklarına verdiği eğitim sisteminin yarattığı milli şuur ve manevi duygularla halkını zenginleştirerek kişi başına düşen milli geliri 34.023 dolar olan Japonya, (2007verileri)
       Diğer tarafta; ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının yarattığı MİLLİ ŞUUR ile kazanılan I.Dünya savaşı sonrası çağdaş ve uygarlığa adım atan ülkeyi ölümünden sonra geriye götüren,
        Ve, AB istiyor diye, çocuklarımızda var olan MİLLİ ŞUURU kaybettirilmeye çalışan işbirlikçi zihniyetin, sadece onları manevi duygulara yönelterek daha da yoksullaşan ve aç kaldığı halde cebine girmeyen milli gelirle avutulan bir Türkiye (2007 verilerine göre kişi başı milli gelir 5.447 dolar)
        SONUÇ;
        Ülke ve insan sevgisi ile topluma verdikleri ufak bir zararda dahi onurlarına düşkünlükleri ile yaşamlarına son verebilecek kadar, milli ve  manevi duyguları pekişmiş zenginleşen halkı ile Japonya,
       Din görevlisinin anlattığı gibi, sanıyorum hocanın namaz kıldığı, vaaz ve hutbe okuduğu yeri öğrendikleri için milli şuurdan yoksun manevi duyguları ise şekilci, son yıllarda milyon ve milyar dolarlı zenginler yaratan Türkiye,
       Bu nasıl mı oluyor?
       İnanın onu da bilmiyorum.
       Yazımı Turgut ÖZAKMAN ustanın ATATÜRK Kronolojisi kitabının 93.cü sayfasında yer alan, İngilizlerin rapor yazma yetkisindeki tercümanı A.RYAN’ın 1919’da kaleme aldığı raporunda bulunan aşağıdaki ifadesi olan
       AMACIMIZ BÖLMEK VE HÜKMETMEK OLMALIDIR. BİZ GERÇEK İDEALİ DİN’MİŞ GİBİ DAVRANACAK BİR GRUBU İDARECİ OLARAK TAKDİM ETMEYE ÇALIŞMALI VE DESTEKLEMELİYİZ. ile noktalıyorum. 
       Saygılarımla,

       GEÇMİŞİNİ UNUTUP DERS ÇIKARMAYANLAR İSTEMESE DE
       ONU BİR KERE DAHA YAŞAMAK ZORUNDA KALABİLİRLER

                                   dost.kosesi@hotmail.com                                                                               

Önceki ve Sonraki Yazılar