1. YAZARLAR

  2. Murat TEKİNALP

  3. MİLLİ DİRENİŞİN ARDINDAN MİLLİ DİRİLİŞ
Murat TEKİNALP

Murat TEKİNALP

Bir Garip Yolcu...
Yazarın Tüm Yazıları >

MİLLİ DİRENİŞİN ARDINDAN MİLLİ DİRİLİŞ

A+A-

Milletimiz 15 Temmuz 2016 cuma gecesi büyük bir geçitten geçti. Cumhuriyet ve demokrasiye düşman iç mihrakların kalkışmaları yüzünden büyük bir sınavdan geçtik. Hamdolsun Sayın Cumhurbaşkanımızın üstün basireti ve öngörüsü, milletimizin direnişi sayesinde bu kalkışma hareketi önlenmiş oldu. Peki, sona erdi mi? Asla. Milli tarihimiz devam ettiği sürece Müslüman Türkün hem iç hem de dış düşmanları var olacaktır. Önemli olan uyanık olmaktır. Yıllar evvel rahmetli Erbakan hocam milleti bu fraksiyona karşı uyarmıştı. Ama cemaatin bu denli büyüyüp kendi emelleri doğrultusun da makam ve mevkileri kullanacağını kim bilebilirdi ki? Devletin bütün imkanlarından yararlanacaksınız, hiçbir efor sarf etmeden her şeyi elde edeceksiniz, sonra yediğiniz kaba pisleyeceksiniz. Bu hareketi Müslüman Türk milleti asla affetmez ve affetmedi de.

Dinimiz İslam, yönetimi asla bir kişinin görüş ve düşüncesine bağlı olarak işletilmesini uygun görmemiştir. Onun için her türlü şahsi görüş ve düşünceden uzak cumhuriyete bağlı kalınarak devletin yönetilmesinin uygun olacağını işaret etmiştir. Eğer bu kaideden uzaklaşılırsa, kurumlar kişilerin etkisi altında kalarak milleti zor duruma itecekleri de gayet açıktır. Bu yüzden Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK “Türkiye Cumhuriyeti Şeyhler, Dervişler, Müritler, Meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat Medeniyet tarikatıdır.” Söylemiyle bir gerçeği gözler önüne sermektedir. Çünkü tarikat ve cemaatlerin işi devlet yönetmek değil, adam yetiştirmektir.

Sakın ola sözlerimiz yanlış da anlaşılmasın. Züht ve takva tasavvuf yolunun iki büyük arkadaşıdır. Bizim lafımız Allah ile aldatan, milleti Allah adına kandıranlara yöneliktir. Yoksa dini daha güzel yaşama, nefsini en güzel şekilde terbiye edene nasıl söz söylenebilir ki. Zaten bu da densizlik olur. Ama şunu kesinlikle aklımızdan çıkarmayalım; hiçbir şeyh, hiçbir evliya, hiçbir hacı ve hoca, hiç bir kanaat önderi Hazreti Peygamber(sav) efendimizden daha çok bilgili ve üstün olamaz. Tarikatlara intisap eden kardeşlerimiz de; bir olayı önce akıllarıyla ardından imanlarıyla(Allah ve Resulünün emriyle)yormalılar ve öyle hükmetmeliler. Aksi takdirde benim hocamın söylediği her şey doğrudur inancı sağlam bir inanç olmaktan çıkmıştır.

Halkımız cumhuriyetine sahip çıkarak büyük oyunu bozdu. Milli direnişiyle, milli bir diriliş gerçekleştirdi. Evet, yaptığı çok büyük bir diriliş hareketiydi. Aslına bakarsanız oyun çok ama çok büyüktü. Dünya devletleri hiçbir zaman büyük Türkiye’yi istememişlerdir. İstemedikleri için de, içerimizdeki düşmanlarla yıllarca işbirliği içinde bulunmuşlardır. Asıl amaç büyük güç olacak Türkiye’yi ortadan silmek. Düşmanımın düşmanı benim dostumdur(YANLIŞ) mantığından hareket ederek planlarını uygulamaya başladılar. Dıştan Türkiye’yi bölmek oldukça zordu. O halde içteki mihraklarla dostluk yapıp Sayın Cumhurbaşkanını alaşağı etmeleri yeterli olacaktı. Zaten içimizdeki düşmanlar için de durum bundan farklı değildi; Sayın Cumhurbaşkanı başımızdan gitsin de isterse ülke batsın aklı hakimdi. Ama aynı gemide kendilerinin de olduğunu hiç düşünmüyorlardı. Ve dost diye bildikleri dış güçler, işleri bittiğinde tıpkı kullanılmış bir mendil parçası gibi atacaktı. Nitekim ırak, Suriye, Filistin, Fas, Libya, Cezayir vb. ülkelerin başına gelenler örnek olarak yeter de

artar bile. Sayın Cumhurbaşkanının ülke yönetiminden el çektirilmesi, hem iç hem de dış mihrakların işlerine gelecekti. Dış güçler büyüyen Türkiye’nin önünü kesecekler, iç düşmanlar ise kızdıkları her defasında ellerinden gelen acımasız tenkitleri savurdukları Tayyib’i devireceklerdi. Ancak bir şeyi ve en önemli şeyi hesap etmediler. Belki hesap ettiler ama tutturamadılar. Halkı silahlarla ve postalla susturacaklarını sananlar, halkın direnişi karşısında boğuldular.

Artık Müslüman türkün uyanma vakti gelmiştir. Mesele Cumhurbaşkanı(Tayyip)meselesi değildir. Mesele büyük Türkiye’nin önünü kesmektir. Gözümüzü ve kulağımızı ve ferasetimizi açma vakti gelmiş çatmıştır artık.

Bu ülke darbe ve cuntalarla, ihtilallerle eskiden olduğu gibi sindirilemez, yönetilemez. 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 darbelerinde ki gibi ne bir millet ne de öyle bir devlet var. Teknoloji ekonomiden sanata, kültürden tüm ülke insanlarına kadar her şeyi değiştirdi. Şimdi insanlar anlık yer bildirimleri ile sosyal ağlar sayesinde her şeyden haberdar. Eskiden olduğu gibi oldu bittiye getirme gibi bir şansları yok artık. Halk kendi kendisini yönetmek istiyor. Ordunun himmetine ihtiyacı yok.

Böyle pervasızca yeltenme ve kalkışmalara, Müslüman Türk evladı gereken cevabı her zaman ve koşulda verecektir. Çünkü muhtaç olduğu kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLETİNDİR.

Rabbim bu milletin birlik, beraberlik dirlik ve düzenini bozmasın!

Bozmaya kalkışanlara fırsat vermesin! Islah olacakları ıslah eylesin! Islah olmayacaklar ise ilmi ile muamele eylesin.

Şehitlerimize rahmet eylesin, kederli ailelerine sabırlar ihsan eylesin. Gazilerimize uzun ve bereketli bir ömür tevdi eylesin.

Devlet idarecilerimize üstün basiret versin, onların yardımcıları olsun.

Rabbim; yapacakları tüm hayırlı işleri yine hayrla tamamlasın.

İç ve dış düşmanlarımızı top yekün yok eylesin.

Rabbim emellerine ulaşmalarına müsaade etmesin.

Dualarımızı kabul, gönlümüzü sürur, amellerimizi makbul eylesin.

Bu ülke için canlarını seve seve vermiş tüm şehitlerimizin ruhu için… EL-FATİHA…

Hayatın sizi DARBE ve KALKIŞMALARLA sıkmadığı anlar geçirmeniz dilek ve temennilerimle. Selam ve dua ile…

Yüzünüz Hep Gülsün..

Önceki ve Sonraki Yazılar