1. YAZARLAR

  2. Musa Kocakiren

  3. MHP Aslına Dönebilir mi?
Musa Kocakiren

Musa Kocakiren

Yazarın Tüm Yazıları >

MHP Aslına Dönebilir mi?

A+A-

Asla hatırdan çıkarmamalısınız: Bizim en büyük kuvvetimizi, bugün de yarın da dürüst, açık bir siyaset ve sözlerimize bağlılık teşkil edecektir. Hakikaten memlekete hizmet etmek isteyenlerin kalbi açık olmalıdır, açık söylemelidirler. Olan şeyler ve yapılacak şeyler olduğu gibi ifade  olunmalıdır.

Birbirimize daima hakikati söyleyeceğiz, ister felaket, ister saadet getirsin, iyi ya da fena şeyler olsun, daima hakikatten ayrılmayacağız. Milleti aldatmayacağız. Millete daima ve daima hakikati söyleyeceğiz. Belki hata edebilir, yanlış şeyleri hakikat zannedebiliriz. Bırakalım onu millet düzeltsin. Kendimizi kimsenin üstünde de görmeye hakkımız yoktur.” Atatürk

2003 yılında Ruşen Çakır’la söyleşi yapan doğunun Başbuğu Yılma Durak’ın kullandığı şu cümleler günümüze geçmişi bilmeyenler için bugün ki atmosferde ışıktır anlamak isteyene: Ülkücüler, ilk defa tek başına iktidar imkânı yakaladı, bunun önünün tıkanmasını hazmedemiyorlar. Bu bir karargâh mağlubiyetidir. Acaba hiç kamuoyu yoklaması yapılmadı mı? MHP biraz kendi eliyle gitti. Bunun sebebi Sayın genel başkanımızın kafasında saklı. Ben de az çok biliyorum. Ülkücü hareket son tecrübeden şunu anladı: Parti içi demokrasi şart. Bu olmadan siyaset olmaz, memleket severlik olmaz.”

Yukarıda ki cümleleri verdikten sonra sizlerle 2001 de Af yasasına karşı çıktığı için ihraç edilen rahmetli Ali Güngör’ün ihraç edilmesi süreci ve o süreçte söylediği cümleleri, samimi vatanseverlerle Ülkücü camiaya ya anımsatmak istiyorum. Bu vesile ile MHP’nin nasıl ve neden evirildiğini hakperest herkes daha iyi kavrayacaktır.

08.12.2000 tarihinde TBMM’nin gündemine getirilen, ne MHP’nin Milletimize taahhütleri içerisinde  ne de Hükümet programında bulunan AF YASASI (Apo yasası-Rahşan Affı) tasarısı üzerinde şahsım adına oyumun rengini belirtmek üzere yaptığım konuşma münasebetiyle  Parti Yönetimi tarafından savunmam istenerek ihraç edildim. Türkiye’de herkes demokrasi istediğini söylüyor, bütün partilerimizin üst yönetimleri özellikle de parti genel başkanları demokrasimizin eksikliklerinin mutlaka giderilmesinden sıkça söz ediyor, bu partilerimiz ve bu genel başkanların hemen hepsi  sırayla iktidar oldukları halde ne demokrasimizdeki eksikler gideriliyor ne de partilerin ve sayın genel başkanların şikâyetleri son buluyor. Şikâyet eden  söz ve yetki sahibi olduğunda şikâyetçi olduğu konuyu düzeltmeli değil mi? Düzeltmeye daha ilk baştan kendi içinden başlamalı değil mi?

 

Anayasanın 83. maddesi, parti tüzüğünün 78/d bendi ve grup iç yönetmeliğinin 33/3. fıkrası açık ve ortada iken, hakkımda başlatılan disiplin kovuşturması hangi demokrasi anlayışının kuralları ile bağdaştırılabilir, mutlaka izah edilmelidir.

 

            Aksi takdirde biz öyle söyler ama böyle uygulama yaparız gibi bir demokrasi ve siyaset anlayışı ortaya çıkar ki, bu durum bırakalım demokrasi anlayışını, ne siyasi ahlak ile ne de ilkeli siyaset ile bağdaşmaz.

 

            MHP geleneğinde gerçek anlamda hep demokrasi anlayışı ve uygulaması egemen olmuştur. Partimizin gerçek kurucusu rahmetli Başbuğ ALPASLAN TÜRKEŞ yönetiminde koalisyona ortak olunduğunda hükümete verilecek bakanlar dahi MYK tarafından gizli oy ile seçilmişlerdir.

Başkaları bilmeyebilir ama sayın genel başkan da iyi bilirler ki rahmetli Başbuğ TÜRKEŞ yönetimindeki MHP de her husus, ikinci evliliği de dâhil, yetkili kurullarda hür tartışma ortamında görüşüldükten sonra karara bağlanırdı. Ben yaptım oldu anlayışı, ben her şeyi herkesten iyi bilirim anlayışı, kendini herkesten üstün görme anlayışı MHP geleneğinde yoktur.

Birlik ve Beraberlik, tabanın sesini mecliste yansıtan milletvekillerinin, x şahısların HAKKINI ARAMAK ADINA partisinden ihraç edildiği gün bozulur.

 

 Ve bu bozulmanın sorumlusu, tarih önünde hiç şüphe olmasın ki bu uygulamayı başlatıp sürdüren yönetim ve o yönetimin başı olacaktır. Her şey bir  tarafa, ülkücü kültür ve terbiye içerisinde 30 yıllık arkadaşlık ve ülküdaşlığın gerektirdiği vefa diye kutsal bir anlayış ve kavram vardır. Sadece bu sebep bile şahsıma  reva görülen eziyet ve zulmü ve sayın genel başkanı tarih önünde mahkûm etmeyi yetecektir sanırım.

 

Bu iki cefakâr Ülkücü abinin sözleri yaşadıkları bugüne yeterince fazlasıyla ışık tutuyor. Mesele birilerini hedefe almak veya kollamak değil. 18 yılda Ülkücü camianın sindirilmesiyle, nötr hale getirilmesi görevinin başarıyla yerine getirenlerin hala genel başkanlık koltuğunda oturma iştiyakının sorgulanmamasıdır.

MHP Aslına Dönebilir mi? Sn.Bahçeli öncesi ve sonrası.

Bunu samimi Ülkücü irade de ki yürekli karakterler belirleyecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.