• BIST 74.462
  • Altın 132,735
  • Dolar 3,5172
  • Euro 3,7848
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -8 °C
  • Konya -3 °C
  • İzmir 3 °C
  • Lefkoşa 11 °C

MEZARDA BİR HASBİHAL

Gürhan GÜRSES

MEZARDA BİR HASBİHAL

                                                                           Fatma DEMİR’E ithafen

            Kafayı yiyen yiyene memlekette, sıyıran sıyırana… Necip Fazıl mahpushaneye CİNNET MUSTATİLİ demiş. Bende yaşadığımız coğrafyaya diyorum. Urfalının biri mezarında yatan babasını ziyaret ediyor ve neler söylüyor neler? "Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde” diyen Yahya KEMAL hem ne güzel söylemiş. Bunu ispatlıyor mektubun ilk cümleleri…
            Babo nasısan, eyimisen?
               Ölüm gene Fatiha’yı gaptın, keyfin yerinde.
               Oraları bilmem amma...

               Buralar bura olmaktan çıhmış gayri.
               Mezarıydan galksan, gafayı yersen.

               Öldüğüye sevinirsen...”

Sahiden de mezardan kalkan cetlerimiz bugünkü ahval ve şeraiti görse nagehan sekteyi kalpten tekrar mevt olurdu. Halit Ziya Aşkı MEMNU’SUNUN halini, Reşat NURİ Yaprak DÖKÜMÜ’NÜN vaziyetini, Kanuni Muhteşem YÜZYIL fecaatini görse idi ne ederdi ne yapardı diye düşünmeden duramıyorum. Yine Yahya Kemal’in dizeleriyle devam istiyorum:
“Bitsin, hayırlısıyla, bu beyhude sonbahar! / Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi, Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.” İdraki meali bu küçük akla gerekir mi gerekmez mi? diye sormak lazım Ziya PAŞAVARİ…

            Şimdi yine ağımıza takılan şiirimize devam edelim ve hoş edelim sayfamızı…

“Sıra geceleri bitti artık.
            Şindi Bitlis’te beş minare de yok.
            Hasangalasında caketim de galmamış.
            Hem Urfa dağlarında ceylanlar da gezmiy.

            Herkes şak - şuka, şaka da - şuka söylüy...”
            11 Eylül sonrası Amerika ve orada oluşan İslam paranoyası üzerine Mahsun’un “New York'ta Beş Minare” filmi “Bitlis'te beş minare / Beri gel canan beri gel / Yüreğim dolu yâre / Beri gel canan beri gel” adlı türküyü de nisyana (unutmaya) itti. Ayrıca son dizedeki Ş ünsüzünün tekrarı ile güzel bir ritim tutturulmuş olup şiirin akıcılığına ve dikkat çekmesine katkı sağlamıştır. Sahiden de günümüzün pop kültürü, yoz kültürü; yapboz gibi maşallah. Bozuyor öyle bırakıyor, yapmıyor. Şakşakçıları bol bir dönemdeyiz; Allah bunların müstehakını versin emi!
           Ne mırranın, ne de gayfenin dadı galdı,
            Gayfenin neslisi çıkmış, südü de içinde.
            Gaçak çay da hepden gaçak olmus, Sallama içiyler...”

            Üçü bir arada ama ne yazık ki bizler bir arada değiliz. Ya yan yana gelemiyoruz ya da kaderimizde bu da varmış gibi fatalist bir anlayış iklimine girip çarçabuk unutuveriyoruz her şeyi. Her şeyin otantiği, orijinali, organiği maalesef piyasadan kalkmış ve suni olanı tezgâhları doldurmuştur. Bu işte de bir tezgâh var lakin bekleyip görmek icap eder.
           Ahhh... Şu gâvur icadı televizyon yok mu?
            Tam üç tene eve aldım, gene de acans dinliyemiyem.
            Gumasının yüzünden gocasından ayrılan böyük gız,
            Yaseminin Penceresi’nden bakmazsa göremiymiş.
            Öbür oğlan Gurtlar Vadisi.

Hele o güccüğü yok mu? Sen görmedin.
            Saçını hep Amerikan kesdiren,

Gözü, gulağı oynuy namıssızın.
            Acun Firarda diy, başka bişey demiy...
            Turizm dersine eyi geliymiş.
            Valla yalan, mahsadi çıbıldak garılara baha...”

Artık evlere bir değil, iki değil, üç televizyon dahi yeterli gelmiyor. Evin anası, babası kızı, oğlanı, ninesi, dedesi hepsi ayrı kanallarda boğuluyor. Üstat Necip FAZIL ne de güzel tasvir etmiş bu cemiyeti evvelinden:

Üç katlı ahşap evin her katı ayrı âlem!
Üst kat: Elinde tespih, ağlıyor babaannem,
Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve âşıkları,
Alt kat: Kız kardeşimin (Tamtam) da çığlıkları.
Bir kurtlu peynir gibi, ortasından kestiğim;
Buyrun ve maktaından seyredin, işte evim!
Bu ne hazin ağaçtır, bütün ufkumu tutmuş!
Kökü iffet, dalları taklit, meyvesi fuhuş...

            Âcizane şiirimize devam edip memleket insanımızın dikkatimizi celp eden hususiyetleri denk gelirse bir iki dip not ile yorumlayıp yazımızı ahire erdirelim.

           Torunun Şehmuz’la iftihar etmelisen,
            Aletirik Mehendisi çıktı. İş bulamadı, galdırım mehendisiyem diy.
            Galdırım da yok ya, çamırlarda debeleniy, duruy...”

            Dünyanın en kalifiye işsizler ordusu bizde. Bu alanda da birinciliği evelallah kimseye kaptırmayız. Çünkü işsizlerimizin çoğu üniversite diplomalı… Kaldırım mühendisi çok ama diplomalı kaldırım mühendislerimiz ne yazık ki daha çok!
           Babo bi de telefon çıkmış, minnacık.
            Şalvarın cebine on tene sığar şerefsizim.
            Tele-fon amma teli, meli yok.
            Eyi bisey de çok yalan söylüy.
            Ben Siloyu tarlada görüyem, aradığın gişiye ulaşılmıy diy.
            Ancaaa foturaf bilem çekiy vallaha...”

            Telefon minnacık ama dünya kulağınızda… Mahremiyetin adı yok günümüzde… Özel hayat ekranlarda… Herkes istediği zaman istediği anda sizlere ulaşabiliyor. Yalnız kalma hakkınız yok olsa bile bunu size kullandırtmazlar. Ayrıca şiirde geçen şahıs bu kadar mı uyar tanıdığımız Silolara… Çalan kapıya ben evde yokum gibi cevap vermek… Telefonu açıp ben değilim demek gibi… Şikâyet edip valla ben onları çok severim diyebilmek. Ölünce “Er Kişi” niyetine diye dua edilir, hatırlatırız.
           Bu cumma ruhuya hatim indirecektik;
            Mevlüt Hoca nazlanıy, boğazı ağrıymış.
            Yoh gendini üç aylara hazırliymiş...
            Eve iki tene CD gondermiş,

Bunuyla gırk hatim iner demiş.
            Eh, sende bunuyla idare edersiy!
            Dünya işleri bitmiy ki
            Şimdi bana müsade:

Aşagi kepir tarlaya gidiyim.
Golf oynuyacağım da...”

Bu ne perhiz ne lahana turşusu… Suya sabuna dokunmayan metin, metin değildir

elbet. Bulaşacak bir hastalık gibi insanı ilgilendiren her şeye herkese… Edebi metin dedin mi biraz edepsizi de rahatsız edecek, edebe davet edecek. Fikir tazyiki ile onu baştan ayağa yıkayacak hem, duygu anaforu ile onu hak ile yeksan edecek hem.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Gazete Turka | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim
    google-site-verification: google44c00eb769fa0b43.html