1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. MAZİMİZ HÜRMETİNE MİLLETİMİZİ VE ÜLKEMİZİ HELAK ETME ALLAH’IM!
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

MAZİMİZ HÜRMETİNE MİLLETİMİZİ VE ÜLKEMİZİ HELAK ETME ALLAH’IM!

A+A-

MAZİMİZ HÜRMETİNE MİLLETİMİZİ VE ÜLKEMİZİ HELAK ETME ALLAH’IM!   

                Cenab-ı Hakk ve feyyaz-ı mutlak hazretleri, Araf suresinin 155. ayetinde dillendirilen bir sualle ilgili olarak şöyle buyurmaktadır. “Yarabbi! İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi de helak eder misin?”  Kâinatın yaratıcısı yüce Allah’ımız biz kullarına irade-i cüz iyelerimizi kullanarak hayır ve şer-i tefrik edebilmemiz için akıl gibi yüce bir nimeti bahşetmiştir. Bu nimetin kullanılmasını ise, müteakip ayetlerde “ Niçin akıl etmiyorsunuz?”, “Neden akıl etmezsiniz” ve “Akıl etsenize!” tembihlemeleriyle pekiştirmiştir. Dahası; uyulması ehemmiyetiyle, hak kitabımız aracılığı ile ve son enbiyamızın tebligatları ile beşeriyeti mükellefiyetlerinden haberdar kılmıştır.    

               Yani; düşünmeden, aklını ve ferasetini devreye sokmadan ve dahası yüce kitabında Cenab-ı Allah; aklını, bilgisini, irfanını ve becerilerini kullanmayıp, şahsi iradelerini bir tarafa bırakarak davranışlarını muallâklara tabi tutanları beyinsiz ve kafasız olarak vahyetmiştir. 

               Geçmiş zamanların birinde ariflerden birisi büyük âlim iddiasında olan birisine “Akl–ı selim” in ne olduğunu sorar. Âlim kişi “iyi ile kötüyü ayırt edene akla akl–ı selim denir” diye cevap verince arif kişi gülümseyerek, “bu akıl benim keçilerimde de var, çünkü keçilerim zehirli otla tatlı otu ayırt ederek zehirlisini yememektedir ”demiştir. Bu sefer de âlim kişi mahcubiyet içerisinde arif zata der ki, “size göre akl-ı selim nedir?” diye sorduğunda Arif kişi, “akl-ı selim; iki hayırlı şeyden hangisinin daha hayırlı olduğunu bilen akla denir” diye buyurmuştur. 

               Akl–ı selimimizin kararı şöyle dursun, keçi aklına hasret kaldığımız günlerden geçtiğimiz bu günlerde hayrı mı şerri mi tercih edebildiğimize tarih karar verecektir. Ancak bir takım kıyaslamalarla iradelerimizi sandığa nasıl yansıtmamız gerektiğine dair bir değerlendirme yapabiliriz belki de. İktidarın normalüstü orantısız propaganda, yanlı yayın ve yanlı medya organlarıyla oluşturduğu bilgi kirliliği ile insanımıza bir akıl tutulması yaşatıldığı kesindir. 

ÖYLE Kİ, 

               *Düşününüz! Düşünen bir insan nasıl olur da; bölünüp parçalanmaya “evet” diyebilmiştir? Zira daha önce Anayasa engeline takılan Yerel Yönetimler Yasası aslında bir bölünme ve parçalanma yasasıydı. Şimdi artık böyle bir engel kalmamıştır ve tekrarı yapıldığında bu talep, Anayasa Mahkemesi önüne gelse bile, bu yasa teklifi çok muhtemelen jet hızı ile transit olarak geçecektir bu kurumdan. 

               *Düşününüz! Nasıl olur da; Yasama, Yürütme ve Yargıyı bir partiye teslim edecek bir oylamaya insanlarımız % 58 oranda “evet” diyebilmiştir. Bu parti bugün için birilerinin partisi olabilir. Ancak ileride şimdiki İktidar değişince adalet bu tercihi yapanlara da gerekecektir. 

               *Düşününüz! Nasıl olur da; mayınlı arazileri temizleme karşılığında bir Yahudi firmasına Kıbrıs’ın iki katı büyüklüğündeki bir vatan toprağının hediye edilir gibi ihale edilmesine, bu ülke insanlarının % 58 gibi bir büyük kesimi  “evet” diyebilmiştir.
               *Düşünüz! Nasıl olur da; kendisine ait petrol yataklarının işletme hakkını Petrol Yasası adı altında bir aldatmaca düzenleme ile yabancı şirketlere verilmesine, bu ülke insanlarının % 58 gibi bir büyük kesimi  “evet” diyebilmiştir. 

               *Düşünüz! Nasıl olur da; üzerinde oturduğu, uğrunda kanlarını akıttığı topraklarının %23,5’inin 50 yıllığına kiralanmasına ve bir kısmının da yabancılara para karşılığında satılmasına, bu ülke insanlarının % 58 gibi bir büyük kesimi  “evet” diyebilmiştir. 

               *Düşünüz! Nasıl olur da; milletinin “açılım” adı altında ayrıştırılmasına, Vakıflar Yasası adı altında bir düzenlemeyle yedi yüz yıldır kendisine ait olan taşınmazların Rumlara verilmesine, bu ülke insanlarının % 58 gibi bir büyük kesimi  “evet” diyebilmiştir. 

               *Düşünüz! Nasıl olur da; “Ekümenik Patrikliğe karşı değilim” diyen bir Başbakana, “BOP’un Eş Başkan’ıyım “diyen bir Başbakan’a, “Diyarbakır’ı BOP’un yıldızı yapacağım” diyen bir Başbakan’a, ülkesinde kanun değişikliği yaparak kırk bin kilise evi açan bir Başbakan’a, “Ya Allah Bismillah” diyerek kilise açan bir Başbakan’a bu ülke insanlarının % 58 gibi bir büyük kesimi  “evet” diyebilmiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar