1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. MAKAMIN NİMETLERİ
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

MAKAMIN NİMETLERİ

A+A-

       MAKAMIN NİMETLERİ
      Saygıdeğer okurlar,

      Bu haftaki yazıma bir fıkra ile başlamak istedim.

      Ev telefonu hayli yüksek gelince, ev halkı toplanmış;
      Baba, “Yahu bu korkunç bir fatura”

      “Ben bu telefonu asla kullanmıyorum hep çalıştığım şirketteki telefonu kullanıyorum”
      Anne: “Aynen, akşama kadar çalıştığım bankada, telefon elimin altında bunu niye kullanayım.”
      Oğlan : “Vallahi ben de şirketimin bana verdiği cep telefonu ile bütün görüşmelerimi yapıyorum”
      Kız “E benim de şirket hattım var. Ev telefonunu hiç kullanmam ki.”
      Herkes aniden evdeki hizmetçiye döner ve yanıt arar gözle bakarlar...
      Hizmetçi;”Eee... Problem ne o zaman, sanırım hepimiz iş telefonlarını kullanıyoruz.”
      Evet saygıdeğer okurlar,

      Şöyle bir baktığımız zaman herkes bulunduğu konumun ve makamın nimetlerinden faydalanmayı bir alışkanlık haline getirmiş.

      Rahmetli bir devlet büyüğünün benim memurum işini bilir sözü her yerde geçerli olmaya başlamış.

      Bu söz, istisnasız yukarıdan aşağıya kadar herkeste makamın nimetlerinden faydalanma gibi kötü bir alışkanlık yaratmış.

      Yapmış olduğu işe sahip çıkan,

      Devletin kendine verdiği makamı dürüstçe kullanan kişiler tu kaka olmuş,

      Bunların yerine devletin malı deniz yemeyen keriz sözü geçerlilik kazanarak,

      Din istismarlarının Allah korkusu olmadan pervazsızca dağıttıkları devlet ve kamu ihalelerinde yarattıkları mutlu azınlıklarla günü kurtaran işler yaparak,

      Makam sahipleri de kendilerine yeni ortaklar bulup, her yaptırdıkları işte kat kat üstüne koyarak kendilerine rantlar sağlamış,

      Eskiden el ile gösterilen üç kağıtçılar şimdiki zamanımızda ülkeyi ahtapot gibi sarmaya başlamış.

      Ve maalesef ki,

      Emperyalist güçlerin ve dost gözüken düşman ülkelerin iştahını kabartan güzelim cennet vatanımız

      ÜÇ KAĞITÇILARIN,

      SAHTEKARLARIN,

      HIRSIZLARIN,

      HORTUMCULARIN,

      TALANCILARIN,

      YALAKALARIN,

      RÜŞVETÇİLERİN, serbestçe cirit attığı ve itibar gördüğü bir ülke konumuna gelmiş.

      Herkes kendi kirinden memnun, su dökme ihtiyacı hissetmediği gibi kimse de kılını kıpırdatmıyor.

      Bu şekilde yaşamı seçenlerin de, yaptığı her şey yanına kar kalıyor.

      Niye mi?

      Şakşakçı medya doğruları söyleyenlere fırsat vermediği gibi, suni gündemleri manşete taşımakta,

      Tüm halkların yıllarca BARIŞ, SEVGİ ve KARDEŞÇE yaşadığı Laik Cumhuriyet gemisini batırmaya uğraşan korkak fareler ise kendilerini kurtaracak çıkış yolları aramakta,

      Başıbozukluktan nemalanan fırsatçılar, bu boşlukta şahsi çıkarları için halkın sağlığıyla oynayıp onları dolandırmakta,

      Birkaç torba kömüre, bir paket un"a, pirince, çaya, kuru gıdaya muhtaç bırakılan garibim ise üretmeyi unutup tüketmeye alıştırılıp, gözlerinin içine bakarak yalan söyleyenlere inanmakta,

      Bunun yanında işçi, memur, çiftçi, esnaf, işsiz, yoksul, aç vatandaş ve ülke gidişatından rahatsız vatanseverler kaşıkla verip kazanla götürenleri bilmelerine rağmen korku ve baskı ile sindirilmektedir.

      Ama her çıkışın bir inişi ve korkunun da ecele faydası olmadığını bilen ATATÜRK çocuklarının söz söyleme zamanı gelecektir.

      Söyleme zamanı da, kavgayla değil insana olan gerçek sevgiyle demokratik ortamda söylenecektir.

      Bu arada Polis teşkilatının 4-10 Nisan tarihleri arasındaki kutlayacağı 165.nci kuruluş yılında, tüm polislerimizin haftasını kutlar, onlara huzurlu ve sağlıklı görevler dilerim.

      Saygılarımla,

      BİR YERE YAMALANMAK İÇİN DİZ ÇÖKMEKTENSE

      DİK DURARAK ONURLU ÖLMEK DAHA ŞEREFLİDİR

                                                                                                    .dost.kosesi@hotmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar