1. YAZARLAR

  2. Murat TEKİNALP

  3. KÖYLERİN SAKİNLERİ…
Murat TEKİNALP

Murat TEKİNALP

Bir Garip Yolcu...
Yazarın Tüm Yazıları >

KÖYLERİN SAKİNLERİ…

A+A-

KÖYLERİN SAKİNLERİ…

 

Orda bir köy var, uzakta
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.

 

     Ahmet Kutsi TECER"in hafızalarımızda kazılı, küçükken dilimizden düşmeyen o eşsiz dizeleri ile başlamak istedim yazıma. Nedendir bilinmez ama içimden geldi; köylerimize olan özlemlerimiz. Gidemediğimiz anların sebepleri geçti zihnimden. Bazen sudan bahanelerle ne kadar ihmal ettiğimiz köylerimiz. Sadece lafta kalan

 “-inşallah geliriz seneye yaza…”cümleleri arasında boğulan teselli sözlükleri. Köylerine mesafe açısından yakın olupta o güzelliği yudumlamaya hasret insanlara ne demeli. Şehrin stres dolu hayatından sıyrılıp, gümüş desenli dağların eteğinde gezmek, duru pınarların sularından yudumlamak, yemyeşil ovaların çayırlarında havayı teneffüs ederek yapılan bir piknik… Tarifi imkânsız lezzetlerin doruğunda yaşamak varken neden bu terk edilmişlik. Neden en azından senede bir kere olsun bu güzelliklerin farkında değil insanlar. Hiç aklınızdan mazeret geçmesin lütfen. Dünyalar kadar boşa sarffettiğimiz zaman dilimlerini geçirin aklınızdan. Mazeret ve sebepler deryasında boğulmaktansa çarelere kafa yormak daha doğru olacaktır kanısındayım.

 

* * * * * *

 

      Geçenlerde uğrak verdiğim eşsiz güzellikteki Anadolu yaylalarına salınmış bir köyümüzü görünce içimden buruk bir his koptu.  Ansızın ziyaret etme fırsatı buldum. Hızlıca köyün girişinde park ettikten sonra arabamı; köy meydanına yürüyerek girdim. Köy meydanının kıyısında mevcut birkaç beli bükük yaşlı amcalarımı görünce daha da hayal kırıklığına uğradım. Selam verip ellerini öptüm. Koyu bir muhabbetin açılacağı; ilk selam verdiğimde belli gibiydi sanki…

 

“-Ve aleykümselâm evlat. Hoş geldin köyümüze. Nereden gelip nereye gidersin. Hangi rüzgâr attı seni buralara?”

“-Valla amcacığım. Köyünüz yol güzergâhında olması nedeniyle çok hoşuma gitti. Yerleşim yeri, doğal güzellikleri ilgimi çekti bir uğrayayım, yakından köyünüzü bir inceleyeyim dedim. Ha bu arada izin dönüşü yapıyorum.”

“Evladım”dedi. Nur yüzlü bir amca ve devam etti. “-Bundan 10 yıl kadar önce sen görecektin bizim köyün halini. Sokaklarında çocuk sesinden durulmaz, kadınlar birbirlerine misafirlik için haftanın günlerini yetiştiremezlerdi. Erkekler her akşam köyün kıraathanesinde oturur o günün olan olayları hakkında görüş beyan ederler, gelecek günler için planlarını yaparlardı. Sadece bununla da kalmaz, cami de imam efendinin verdiği derslerde bilmediklerimizi öğrenir, yarışma usulü ile öğrendiklerimizi sorularla test ederdik. Hele evladım bayramlarımızı bir görmeliydin. Bayram arifeden başlardı. Arife günü bütün köylü toplanır, ikindi namazından sonra mezarlığa giderdik. Ölülerimize dua okuduktan sonra evlere dağılır bayram için yapılan son hazırlıklarımızı kontrol ederdik. Sabah ev halkı ezan okunmadan kalkar, abdestimizi alır temiz ve o gün için hazırlanmış güzel elbiselerimizi giyerek caminin yolunu tutardık. Bayram namazından sonra dargın olanlar bile el sıkışarak bayramlaşır, yanlışlıklarımızın farkına varırdık. Köy odasında yarım kalan muhabbetimize devam eder, bir sonraki güne ait bayram planını çıkartırdık. Ama gel gör ki son zamanlarda yoğun göçün pençesinde can çekişir oldu köyümüz. Geçim derdi her şeyin önüne geçti evladım. Mali bakımdan yapılan göçler iyi hoş da bu keyfi yapılan terklere ne demeli. “ diye hayıflanarak mırıldandı…

 

* * * * * *

 

     Yaşlı amcaların tek tek söyledikleri sanki birbirlerini destekler nitelikteydi. Eskileri hatırladım. Anlattıklarında kendi çocukluğumu buldum velhasıl. Köylerinizi her ne sebeple terk etseniz de; şairin dediği gibi yalnız bırakmayın. Bari yılda en az bir defa köyünüzün yağmurunda bir ıslanın. Yalnız bırakmayın kimsesizlikten çatlayan duvarları… Şimdilik köylerimizin sakinleri, üç beş beli bükülmüş yaşlı amcalarımız… Ya onlarda binip giderlerse azrailin arabasına. Terk edilmişlik çok kötü bir olay. Hem de tarifi imkânsız derecede kötü. İçinde insanın olmadığı her yer viraneye dönüyor, bitiyor, yok oluyor. Elinizden kuş olup uçmadan değerli varlıklarımız değerini bilip sıkıca sarılalım onlara. Kim bilir; belki yarın çok geç olabilir…

 

Hayatın sizi daraltmadığı; uçsuz bucaksız yemyeşil ovalar ve gümüş desenli dağların eteklerindeki güzelim köylerinizde, ölümsüz anlar geçirmeniz dilek ve temennilerimle…

Sağlıcakla kalın…

 

Yüzünüz Hep Gülsün…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar