1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. KÖY ENSTİTÜSÜ RUHU
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

KÖY ENSTİTÜSÜ RUHU

A+A-

Saygıdeğer Okurlar,
       Bu haftaki köşe yazımı ilimizdeki bazı anlayışlara nispet edercesine gün geçtikçe yukarı doğru ivme kazanan bilim yuvası M.K.Ü.sine ayırmak istedim.
       Prof.Dr.Şerafettin Canda’nın göreve başlamasından sonra M.K.Ü.sinin kısa zamanda kazanımlarını 2008 şubatındaki köşe yazımda kaleme almıştım.
       O yazıdan şimdiki zamana kadar geçen sürede çalışkan, yenilikçi ve ATATÜRK’çü rektör hocanın boş durmadığını ve kısa sürede ilimize yaptığı katkılarının azımsanmayacağını söyleyebilirim.
       Öğrenci sayısının 13 binden 22 bine, program sayısının 99’dan 159’a çıkması, 8 yeni bölüm açılması gibi,
kamuoyunda paylaşılanların dışında, ülkemiz adına ilgi uyandıracak bir düşünceyi, kaleme almak istedim.   
       Bu düşünce ürününün, vurgulanmasında ve objektif gözle değerlendirilmesinde yarar görmekteyim.  
       Peki, yukarıdaki bahsedilen ve kısa sürede başarılanlar önemli değil mi diye sorarsanız?
       Tabii ki önemli, ayrıca Hatay iline gelen 9 bin öğrencinin esnafımıza artısını göz ardı etmemek gerekir.
       Prof.Dr.Şerafettin Canda’nın projeleri içerisinde, köy enstitülerini kurulamıyor ama, o ruhun yaşatılmasına büyük katkılar olacağına inandığım için kayda alınması gereken bir düşünce ürünü olduğunu söyleyebilirim.
      Ziraat ve Veterinerlik Fakültesi öğrencilerinin pratik uygulama alanlarını köyler olarak seçmesi ve köy halkı ile birlikte çalışma yapmayı düşünmesi, onun köy enstitüsü ruhunu canlandırmak istemesinden kaynaklanmaktadır.
       Üniversitelerden mezun olan öğrenciler de pratik bilgi eksikliğini görüyor ve duyuyoruz.
       Ziraat fakültesi mezunu bir öğrencinin arpa ile buğdayı birbirinden ayıramamasını üzülerek duydum
       Bu yüzden köy enstitüsü mezunu öğretmen bir babanın evladı olmam ve onun bulunduğu aynı öğretmen grubu arkadaş çevresinde, esas üretmenin topluma insan kazandırmak olduğunu dinleyerek büyüyen
       Ve bu bilinci kendine ilke olarak seçen eğitmen birisi olarak bu fikri çok değerli buluyor ve önemsiyorum.
       İşte bu fikir, rektör hocanın yenilikçi, üretken ve ATATÜRK’çü düşüncede olmasının bir ürünüdür.
       Üniversite de okuyan ve mezun öğrencilerde görülen bu eksikliği gidermek için,
       Teorik olarak gördüklerini pratikte uygulamadan hayata tecrübesiz atılan bir üniversiteli gençlik yerine, onların araştırmacı, yenilikçi ve kendini geliştiren bir nesil olarak yetişmelerine ön ayak olma düşüncesidir.
       Yılları pratikle geçen fakat teorik olarak yeterli bilgisi olmayan köy halkı ile aldığı teorik bilgiyi pratiğe dökemediği için iş hayatında yetersiz kalacak üniversiteli öğrencilerin bahçe ve tarlalarda bir araya gelmesinin,
       Yine köy ahırlarındaki hayvanlarla ilgili yeterli bilgisi olmayan köy halkı ile kitaplarda gördüğü hayvanları daha yakında tanıma fırsatı olması için öğrencilerin aynı çatıda buluşturulmasının hedeflenmesi önemli bir düşüncedir.   
       Bu çalışmanın ürünü olarak her iki tarafta bilinçlenmiş ve kazanmış olacak,                   
       Köyünde yaşayan halk, aldığı bilgiler ile daha bilinçli olarak toprağına ve hayvanına sahip çıkacak,
       Üniversiteli öğrencilerde, iş hayatına daha bilinçli olarak atılacak,
       Bu fikri yaratanlar da, ülke gençliğine faydalı oldukları için sadece mutlu olacaktır.
       Ayrıca bu iletişim ve birliktelik sayesinde, karşılık beklemeden yapılan bilgi alış verişi, iki tarafında birbiri ile kaynaşmasını sağlayacağı gibi, insan sevgisinin yaratacağı toplumsal bilinç de yaratılmış olacaktır.
       İşte Atatürk’çü düşüncede olanların yenilikçi, çalışkan ve üretken bir anlayış ürünü olarak yarattığı daha önce yaşanmamış ve bence çok önemli bir düşüncedir.
       Evet saygıdeğer okurlar,
       Ülkemizin şu anki durumuna baktığımızda, Cumhuriyet tarihinin en değerli öğretmenlerini yetiştiren, fakat yobaz düşünce ürünü olan kişiler tarafından kapattırılan, köy enstitülerinin önemi bir kez daha açığa çıkmaktadır.
      Şimdi sizlerden, şahsi çıkarları için küçük hesap peşinde koşanların, bu ülkeye neler kaybettirdiklerini,
      Ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün, yıllar önce gördüğünü göremeyip, insanları kendilerine muhtaç ve bağımlı hale getirmek isteyen, bilgisiz ve bilinçsiz bir toplum olmanın ürünü basiretsiz yöneticilerini,                   
       Diğer tarafta da bilgili ve bilinçli bir toplum yaratmayı sağlayacak bilim yuvalarının başındaki dürüst, çalışkan ve ATATÜRK’çü yöneticilerini kıyaslamanızı,
       Bu yüzden de Prof.Dr.Şerafettin Canda ve onun gibi düşünen, diğer öğretim görevlilerinin canlandırmaya çalıştığı köy enstitüsü ruhunu ve gençlerimize vermek istediklerini iyi anlamalı,
       Bunun için de kısır çekişmeleri bir tarafa bırakarak, 
       ARTIK ÜZÜM YİYELİM, DOĞRU İŞ YAPMAYA ÇALIŞAN BAĞCILARI DÖVMEYELİM DİYORUM,
       Saygılarımla,   
 
       BOŞ OLANLAR, OTURUP DEDİKODU ÜRETİRKEN
       ÜLKESİ İÇİN ÇALIŞANLARIN DA, KOŞARKEN HATASI OLACAKTIR.
                                                                                                           dost.kosesi@hotmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar