1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Kılıçdaroğlu'nun tuzak korkusu...
Kılıçdaroğlu'nun tuzak korkusu...

Kılıçdaroğlu'nun tuzak korkusu...

'Seçimi kazanacağız, durum iyi ama bir tehlike var. Arkadaşlarımız kazaya uğramazlarsa...'

A+A-

'Gizli çekim yoluyla siyaset dizaynı dönemi' olanca hızıyla yol alıyor. İşin kötüsü sonuç da veriyor.  Baykal, hiç beklemediği bir anda genel başkanlıktan böyle gitti. Bu sıralar MHP'nin başı dertte. İki genel başkan yardımcısı istifa etmek zorunda kaldı. Dolaşımdaki söylentiye göre 'yeni kasetler yolda'...
Dedikodusu bile korkunç...
Bahçeli, 'Başka kurban vermem' diyor.
Türk siyaseti açısından 'vahim bir içtihat' oluşuyor. Bu gidişat tehlikeli...
Hatay mitingi dönüşünde bir ara Kemal Kılıçdaroğlu'na seçimle ilgili ne kadar umutlu olduğunu sordum. Hayli iyimser ve iddialıydı:
'Hatay'ı, en küçük ilçelerine kadar gözünüzle gördünüz, bize gösterilen ilgiye şahitsiniz' dedi. Ve ekledi:
'Çok iyi bir hava yakaladık. Sandık, çok kişiyi şaşırtacak sonuçlarla açılacak.'
Umutluydu ama Kılıçdaroğlu'nun bir korkusu vardı, ana muhalefet partisi liderinin ağzından çıktığı düşünülünce önemi ve vahameti iyice artan şu sözler:
'Seçimi kazanacağız, durum iyi ama bir tehlike var. Arkadaşlarımız kazaya uğramazlarsa...'
Nasıl yani, diye araya girdim, 'Siyasi rekabet acımasızlaştı. İktidar, rakipleri için tuzak arayışında. MHP'nin durumunu da böyle görüyorum. Bütün arkadaşlarımı uyardım, dikkatli olmalarını istedim.'
GÜRSEL TEKİN BAŞBAKAN'DAN KORKUYOR
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik geçen yıl, Baykal'la ilgili olaydan sonraki bir sohbetimizde 'Bu durum üzüntü verici. Başbakan da ilk andan itibaren çok rahatsız oldu ve üzüldü. 21'inci yüzyıl siyasal hayatının en büyük sınavı gelişmiş teknolojik-iletişim imkanlarının yasadışı kullanılmasıdır. Bu yolla siyasal mühendislik kurgulanmasıdır. Küresel anlamda söylüyorum, devletler buna bir çare bulmalı. Sorun lokal değil, evrensel' demişti.
Dün sabah erkenden Gürsel Tekin'den telefon aldım. O, bütün CHP'liler içinde baştan beri en iddialı isim. Kılıçdaroğlu, lider sorumluluğu ile her zaman belli bir ihtiyat payı bırakır, Gürsel Tekin, 'İktidarın değişeceğinden' bahseder. Bilemiyorum. Elbette 'siyaset iddia işi', şunun şurasında 40 gün kaldı, seçim akşamı öğreneceğiz.
İlginç biçimde Gürsel Tekin de dün 'CHP'nin yükselişini en iyi Başbakan görüyor. İşte bunun için bazı operasyonlardan endişe ediyoruz. Bizzat iktidar partisinin genel başkanı, CHP'deki ivmeyi tersine çevirmek için bel altı operasyonlara hazırlanıyor' dedi.
Buna ihtimal vermediğimi kendisine söyledim.
Ben, böylesi olayları doğrudan iktidar partisi, hele hükümetle ilişkilendirmenin doğru olacağına hiç inanmadım. Bu yol, yol değil ki...
Ama benim neye inanıp inanmadığım mesele değil. Aksini düşünenler var. O algıyı yıkmak lazım.
GİZLİ KASET SEKTÖRÜ MÜ OLUŞTU?
Burada önemli olan, siyaset kurumunun bütünüyle 'ortak tavır' takınması. Olayın bir boyutu yasal düzenlemelerle ilgili, o acilen ele alınmalı. Yetmez. Söylem ve eylem düzeyinde 'tepki' ortaya konmalı. Toplum bunu reddetmeli ama önce politikacılar öncülük etmeli. Burada eksiklik görüyorum. Samimiyetsizlik ve ciddiye almama hali ortama hakim. 
Öyle bir iklim yaratılmalı ki; kimse böyle çirkefliklere cesaret etmesin. Adeta gizli çekim sektörü oluşmuş.
Politik yaşam gerçekten en sert rekabetin arenasıdır. Çoğu kere aynı parti içinde bile acımasız mücadele tekniklerine başvurulur.
Bu konuda medyaya da büyük sorumluluk düşüyor ama o cepheden umudumu yitirdim. Çift kutuplu medya düzeni artık kendisi de siyasal aktör olarak taraflı tutum takınıyor. Skandal kimin işine yarayacaksa veya kime zarar verecekse ona göre yayın yapılıyor. Yani medyanın tavırlarını ele alırken, onun karakterine değil de çıkarına bakarak ne yapacağını önceden kestirebiliyorsunuz. Burası en tehlikeli bölümü.
İlkesellik yerine kişisellik ön planda. AKP'li bir belediye başkanı veya işadamı, CHP'li genel başkan veya milletvekili, MHP'li genel başkan yardımcısı... Fail ya da mağdurun kim olduğuna göre kurban veriliyor. Yaşanan skandal kimin çıkarına, ona bakılıyor.
Siyaset mahallesiyle ilgili yanlış algılamaların sorumlusu da medyanın bu taraflı yayıncılığı. Diyelim hükümete yakın gazete ve televizyonlar belli çizgide bir yayın yapınca 'eleştiri okları hükümete' yöneltiliyor. Ya da tam tersi. Merkez medyada bir yolsuzluk dosyası açılınca bu muhalefetin dümen suyuna gitmek olarak değerlendiriliyor. Etkisiz kalıyor. İşte bunun için medyada da üçüncü yol yaşamsal önem taşıyor.
Dünya Basın Özgürlüğü Günü kutlu olsun...

İsmail Küçükkaya/Akşam

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.